Başı dik Türk subayı

Başı dik Türk subayı
15 Nisan 2015 Çarşamba 09:16

Hikmet Çiçek
Yarım asrı geçmiş, tam 55 yıl önce. 27 Mayıs 1960 sabahı, saat 03.45. Çankaya tepeleri gerisinde tanyeri ağarırken, Tümgeneral Cemal Madanoğlu ve dört kişilik karargâh heyeti, arkası açık bir pikapla Kara Harp Okulu’ndan hareket ettiler. Devrim, 10 dakika önce bir baskınla ele geçirilen Sıkıyönetim Karargâhı’ndan yönetilecekti. TBMM’nin Dikmen kapısının karşısında, şimdi Askeri Tarih ve Stratejik Etüdler Komutanlığı (ATESE) olarak kullanılan bina, o zamanlar Sıkıyönetim Karargâhı’ydı. 
Devrimin önderlerinden genç kurmay yarbay, okuldan ayrılırken Atatürk heykeline baktı. “Sanki yaptıklarımızı izliyor” diye düşündü. Devrimin parolası “İnkılap”, işareti “el kaldırma” idi. 
Genç subaylar, yaydan boşalmış birer ok gibi önceden planlanan hedeflerine koştular. Orduevi, Radyoevi, Büyük Postane, Çankaya Köşkü, vb. birer birer ele geçirildi. Aynı saatlerde İstanbul’daki Kemalist subaylar da görevlerini yerine getiriyorlardı. Devrim’in yönetileceği komuta merkezini teslim alan genç yarbay Suphi Karaman’dı. 
Türkiye’nin yakın tarihinin, 20. yüzyılın büyük devrimci simalarından ve en önemli tanıklarından biriydi Suphi Karaman. Başı dik, onurlu, anti-emperyalist bir Türk subayıydı, Suphi ağabey. 27 Mayıs’ın, tarihimizin 150 yıllık kısa zaman dilimindeki üçüncü büyük devrimin örgütlenmesi ne zaman başladı? Artık şunu herkes kabul ediyor. 27 Mayıs’ı gerçekleştirecek “Merkez Komite”nin ilk örgütlenmesi, Kurmay Yarbay Sadi Koçaş ve Kurmay Binbaşı Suphi Karaman’la başladı. Devrim yapmak isteyen, birleşilecek bütün güçleri birleştirmeye çalışır. Karaman da öyle yaptı. İhtilalin başarısı için, ordu içindeki bütün yurtsever güçleri birleştirmek için çaba gösterdi.
Nasıl bir duygudur bu? Geleceği parlak, genç bir kurmayın her şeyi göze alarak ihtilale kalkışması, bunun için örgütlenmesi? Suphi Karaman’ı tanıyan bunu bilir! 
AMACI BÜYÜKTÜ
Ankara Demirlibahçe semtinde oturuyor Suphi Karaman. 26 Mayıs 1960 sabahı kalkar, evde annesi, eşi ve dokuz aylık çocuğu vardır. “Nöbete gidiyorum” diyerek çıkar evinden.
6 Ocak 1961 günü Kurucu Meclis açılırken, Milli Birlik Komitesi adına 5 kişilik bir heyet Anıtkabir’e giderek çiçek koydu. O giden beş kişinin en büyük rütbelisi Karaman’dı. Anıtkabir defterini o imzaladı. Yalnızca son cümlesi hatırında kalmıştı Karaman’ın: “Atam izindeyiz.” 
Bir sohbet sırasında, “Harp Okulu’nda genç bir öğrenciyken, Mustafa Kemal’i kıskanırdım” demişti Suphi Karaman. Hedefi büyüktü: Devrim! Cumhuriyeti yaşatmanın, Kurtuluş Savaşı’nı tamamlamanın, ancak ve ancak Mustafa Kemal gibi olmaktan ve onu aşmaktan geçtiğini çok iyi biliyordu çünkü.  
25 Ekim 1961 tarihinde Kurmay Albay rütbesinde TSK’den emekli olan Karaman, Cumhuriyet Senatosu’nda Milli Birlik Grubu’nun tabii üyesi olarak çalışmalarını sürdürdü. 20 Aralık 1961’de “Yön Bildirisi”ne imza koyan üç MBK üyesinden birisi oldu. Milli Demokratik Devrim hareketine katıldı. Tabii Senatör olarak yürüttüğü mücadele boyunca daima Türkiye devrimcilerinin yanında yer aldı. 1965’ten itibaren TİP’in faaliyetleri ve eylemlerine destek verdi. Dönemin devrimci dergisi Türk Solu’nun yazarı oldu.
Doğu Perinçek’in “Samsun’a çıkma zamanı” çağrısına, bütün yaşamında olduğu gibi devrimci bir yanıt verdiğinde 75 yaşındaydı. 11 yıl önce 15 Nisan 2004 günü kaybettiğimiz Suphi Karaman’ı sevgiyle, özlemle, saygıyla anıyoruz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.