Atatürk’ün örtülü ödenek şeffaflığı

"Ercan Dolapçı arkadaşımızın “Atatürk ziyafetleri cebinden öderdi” yazısını keyifle okudum. Yakın tarihi ara ara güncelle buluşturmak gerekiyor. Dünü bilmeden bugün pek kavranmıyor. Atatürk yediğini içtiğini cebinden ödemeyi seven bir devlet adamı, zaten parayla pulla tapuyla altınla pırlantayla hiç işi yok."

Atatürk’ün örtülü ödenek şeffaflığı
09 Temmuz 2015 Perşembe 11:40

Tanju Cılızoğlu

Ercan Dolapçı arkadaşımızın “Atatürk ziyafetleri cebinden öderdi” yazısını keyifle okudum.
Yakın tarihi ara ara güncelle buluşturmak gerekiyor. Dünü bilmeden bugün pek kavranmıyor. Atatürk yediğini içtiğini cebinden ödemeyi seven bir devlet adamı, zaten parayla pulla tapuyla altınla pırlantayla hiç işi yok.
Yaşamı bu nedenle duru su...
1924’te Cumhuriyetin ilk Anayasası yazılıyor. Yeni devlet kuruluyor.
Bu yeni devletin temeli önce hukuk. Siyasilere örtülü ödenek çıkarılıyor. Bütçeye fasıl konulacak ve bu ödenek devletin yüksek menfaatleri için kullanılacak. “Kime verdin niye verdin” diye de sorulmayacak. İşin özü de bunu gerektiriyor. Gerektiriyor da Mustafa Kemal yine de akçalı işlerden hoşlanmıyor. Bu harcamanın kaydı kuydu olması için her zaman ki o pratik işlevli zekasıyla olayı formüle ediveriyor.
Örtülü ödenek için verilen çek karnesini özel kalem müdürüne teslim ediyor. Kime ne harcama yapılacaksa özel kalem müdürüne talimat veriyor ve bu talimata göre çek kesiliyor. Ve tabii işin hesabını tutmak, sorulduğunda Mustafa Kemal’e hesap verebilmek için yasanın kayda geçirilmeye gerek görmediği harcama, dolaylı yoldan belgelenmiş oluyor.
Mustafa Kemal’in ölümünden sonra bu gelenek devlette sürüyor. İsmet Paşa 1950 yılına kadar örtülü ödenek çekini aynen Mustafa Kemal’in yaptığınca özel kalem müdürüne teslim ediyor ve harcamalar yasada olmamasına rağmen bu yolla kayda geçmiş oluyor .
Adnan Menderes, Celal Bayar ve 27 Mayıs devriminin cumhurbaşkanlığına taşıdığı Cemal Gürsel de aynı yönetimi uyguluyor.

MENDERES’İN CIMBIZI
Bu uygulamada Menderes özel kalem müdürü Ahmet Salih Korur’a ayrıca maaşını da vererek şahsi harcamalarının da bu yolla yapılmasını istiyor. Ahmet Salih Korur da Başbakan’ın harcamalarını örtülü ödenek harcamaları ile birlikte defterine kaydediyor.
İhtilalde başbakanlığın tüm defterlerine el koyan askerler olayın mahiyetini bilmeden mahkemeye defter sunuyor.
Yassıada mahkemelerine ve o tarihin gazetelerine de yansıyan olayda, Mustafa Kemal’in örtülü ödenek için bulduğu bu yöntemin azizliğine ilk Menderes uğruyor.
Ne var ki cımbız olayına rağmen Mustafa Kemal’in bu pratik uygulması yine de terk edilmiyor.
Ferit Melen, Bülent Ecevit, Suat Hayri Ürgüplü, Süleyman Demirel ve 1980 darbesinin lideri Kenan Evren’e kadar örtülü ödenek karnesi özel kalem müdürleri tarafından kullanılarak gelenek sürdürülüyor.

VE ÖZAL
Özal Başbakan olunca Cumhuriyet’in Mustafa Kemal tarafından kurulan bu uygulaması da rafa kaldırılıyor.
Özal Başbakan olduğunda örtülü ödeneğin çek karnesini cebine koyuyor ve skandallar da başlıyor.
Örneğin Turgut Özal’ın Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye getirilmesi için Romanya Başbakanına 1 milyon dolarlık ödenekten sarf yaptığı belirleniyor. Ve bu ortaya atıldığında Romanya başbakanı hapiste...

ÇİLLER’İN DOLANDIRILMASI
Demirel 1991’de Turgut Özal’ın ölümü üzerine 9’uncu Cumhurbaşkanı seçilince yerine Prof. Dr. Tansu Çiller geçiyor.
Çiller ustası, kendisini siyasete sokan Demirel’in örtülü ödenek harcamalarındaki Mustafa Kemal geleneğini değil Özal’ın çek karnesini cebine koyma anlayışını tercih ediyor.
Ve Selçuk Parsadan isimli bir dolandırıcı Başbakan Çiller’i dolandırarak “örtülü ödenekten para almaktan” mahkum oluyordu.
Bu arada Cumhuriyet dönemi içinde de ilk kez bir başbakan örtülü ödenek sarfı sırasında dolandırılmış oluyordu. Mahkeme Parsadan’ı hapse mahkum ederken Çiller’in de dolandırılışı tescil edilmiş oluyordu.
Bugün Tayyip Erdoğan da örtülü ödeneği Mustafa Kemal geleneğiyle değil Turgut Özal açılımı ile kullanıyor. Zaten Mustafa Kemal bugün ülkeyi yönetenler için reddedilen, yok edilmeye çalışılan bir model. Bunda başarılı da oluyorlar... Oldular..
Ne var ki sorun bireysel başarı mı yoksa ülkenin nereye yuvarlanmakta olduğu mu...
Mustafa Kemal’in Çankaya’da verdiği son derece mütevazi ziyafetlerin bedelini cebinden ödemesi...
Yasanın örtülü ödenek kullanımında bütünüyle günün moda deyimiyle kullananın fıtratına bırakılan yasa hükmüne rağmen şeffaflık adına Mustafa Kemal’in bulduğu formülle çek karnesinin özel kalem müdürüne bırakılması ya da cebinize konulması...
Bunlar üslup farkı mı.
İnanmak istiyorum ki toplum bu farklılıkları bir gün ayırt eder. Mutlaka eder de vakit çok geç olmasa...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.