Askeri kanattan çekilmeliyiz

Türkiye’nin NATO içindeki müttefikleri PKK’yı alenen ve dolaylı olarak kullanarak düşmanca bir politika izlemektedirler. Bu bağlamda Türkiye’nin NATO üyeliğinin bir anlamı kalmamıştır. Türkiye önümüzdeki 2-3 yıl içinde NATO müttefiklerinin de yer aldığı bölgesel bir askeri koalisyon ile karşı karşıya kalabilir

Askeri kanattan çekilmeliyiz
09 Temmuz 2016 Cumartesi 11:49

Dr. Nejat Tarakçı / Jeopolitikçi ve Stratejist
[email protected]

TERÖR örgütü PKK, ABD ile işbirliği nedeniyle meşru hale gelen PYD üzerinden bölgede bir Kürt devleti kurma projesini hayata geçirmiştir. Ayrıca Barzani bölgesi ile Türkiye’nin başta enerji olmak üzere her türlü ekonomik ilişkisini de PKK engellemektedir. Örneğin; Türkiye için Rus gazının yerini kısa zamanda doldurabilecek tek alternatif Irak Kürdistanı’nın zengin 5 trilyon metreküplük doğalgaz rezervleri idi. Boru hattının yapımına bu yıl başlanacak ve ilk gaz akışı 2019 yılında gerçekleşecekti. Yani eğer her şey yolunda giderse Ankara, Kürt doğalgazı sayesinde Putin’in boynuna taktığı kementten kurtulabilecekti. Bunun verdiği heyecanla hükümet boru hattının Türkiye bölümünün inşası için 9 Şubat 2016’da ihaleye çıktı. Ve dikkat çekici bir zamanlama ile ihaleden sadece bir gün sonra PYD görkemli bir törenle Moskova’da ilk yurtdışı irtibat bürosunu açtı.

PKK’DAN BORU HATTINA MÜDAHALE
Aynı ihaleden sadece bir hafta sonra PKK ile bağlantılı KCK’nın Dış İlişkiler Sorumlusu Demhat Agid, Kürt doğalgazının geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı. PKK yöneticileri boş konuşmadıklarını ispatlamak için ufak bir gövde gösterisi yapmayı da ihmal etmedi. Teröristler 17 Şubat’ta Kürt ve Irak petrolünü Ceyhan limanına taşıyan boru hattını bombaladı. Günde 600 bin varil ham petrol taşıyan boru hattı 23 gün boyunca kapalı kaldı. Saldırı Kürt Bölgesel Yönetimi’ni 300 milyon dolar kayba uğratırken, zaten sallantıda olan bölge ekonomisini de derinden sarstı. (1) Kürt doğal gazı için Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan Kürt koridorunun gündemde olduğu söylenebilir. Bu arada artan bir tehlike ise PKK’nın, Suriye’nin kuzeyindeki çatışmalar sayesinde kazandığı yüksek düzeyde askeri eğitim, patlayıcı, silah ve yöntem tecrübesi nedeniyle, yıkım gücü çok yüksek araçlı bomba saldırıları gibi eylemleri yapabilecek kapasiteye ulaşmasıdır. (2)

ÜYELİĞİN ANLAMI KALMADI
Özetle, Türkiye’nin NATO içindeki müttefikleri, Ege Adalarını işgal ederek, sözde Ermeni Soykırım tasarılarına destek vererek, Kıbrıs’tan Türk kimliğini silmek için Rumlara açık çek vererek, PKK’yı alenen ve dolaylı olarak kullanarak düşmanca bir politika izlemektedirler. NATO’nun kolektif savunma maddesi Kuzey Irak’tan kaynaklanan PKK tehdidi için işletilmemektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin NATO üyeliğini daha fazla devam ettirmesinin bir anlamı kalmamıştır. Türkiye önümüzdeki 2-3 yıl içinde NATO müttefiklerinin de yer aldığı bölgesel bir askeri koalisyon ile karşı karşıya kalabilir.

EKSENSİZ STATÜ
ABD, küresel ölçekte Pasifik’te Çin ile Doğu Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ve Doğu Akdeniz’de Rusya ile ciddi bir stratejik güç yarışı içindedir. Ancak ABD için Rusya öncelikli tehdittir. Rusya’nın Kırım’dan sonraki yeni ilhak hedefi Güney Osetya ve Abhazya’dır. (3) ABD Başkanı Obama Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıkta ABD’nin doğrudan taraf olmadığını, bölgedeki müttefiklerin çıkarları ve deniz ulaştırma yollarının güvenliği için bölgede bulunduklarını açıkladı. Oysa Rusya ile durum aynı değil. Türkiye, Avrupa’nın güvenliği ve ABD’nin bölgedeki çıkarları için vazgeçilmezliğini sürdürmektedir. Ancak ABD’nin Türkiye’yi 1956 yılında Nelson Rokkefeller’in Başkan Eisenhower’a yazdığı mektupta açıkladığı gibi Oltadaki Balık (4) olarak gördüğü değerlendirilmektedir. Stratejik model ortak olan Türkiye’nin hayati güvenlik ihtiyaçları göz ardı edilmekte veya geçiştirilmektedir. Türkiye’nin, Kürt açılımı ve Siyasal İslam projeleri ile stratejik bir aldatma harekâtına maruz kaldığı söylenebilir. Bu bağlamda paralel olarak nitelenen organizasyonun örtülü ve düzmece operasyonları ile Türk Silahlı Kuvvetleri geçici olarak işlevsiz hale sokulmaya çalışılmış, PKK’nın da yurt içinde güçlendirilmesinin yolu açılmıştır. Kanaatimce, Türkiye’nin Batılı tabiriyle eksen kayması veya değiştirmesi değil, eksensiz bir statüye geçme zamanı gelmiştir. Fransa’nın 1966’da yaptığı (5) gibi Türkiye’nin de öncelikle NATO’nun askeri kanadından çekilmeyi ve bağlantısız bir statüye geçilmesini değerlendirmesi uygun olacaktır. Bu gerçekleştiği takdirde, 1966’da NATO Karargâhının Paris’ten Brüksel’e taşınması gibi, Türkiye’deki üs ve tesislerden de NATO ülkelerinin yararlanmasına son verilmesi gündeme gelebilir.

ABD SİLAHLARINA İHTİYACIMIZ YOK
Türkiye, NATO’dan çıktığı takdirde Suriye ve Irak’tan kaynaklanacak güvenlik tehdidine BM Antlaşmasının 51. Maddesi uyarınca öz savunma hakkına dayanarak karşı koyabilir. Türkiye’nin NATO’nun askeri kanadından çıkma olasılığını siyasi şantaj olarak değerlendirenler olacaktır. Onlara, bölgedeki gelişmelerin ve gizli ittifakların önümüzdeki 2-3 yıl içinde Türkiye’nin bizzat NATO müttefikleri eliyle benzer bir tehdide maruz kalacağını gösterdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca 30 yılı aşkın bir süredir terör örgütü ile mücadele eden bir NATO üyesinin de olup olmadığını sormak da yerinde olacaktır. Ortadoğu’daki IŞİD ve Suriye Krizi ile ortaya çıkan karmaşanın NATO gibi organize bir güç kullanılmadan sonlandırılması mümkün görülmemektedir.
ABD’nin, Karadeniz, Kafkasya, Ukrayna hatta Baltık plan ve stratejilerinin Türkiye’nin yardım ve desteği olmadan gerçekleştirilemeyeceği açık bir jeopolitik gerçek olarak ortadadır. NATO’nun askeri kanadından çıkışla birlikte zayıflaması beklenen Türkiye - ABD ilişkileri kapsamında halen TSK’nın kullandığı özel cephane ve mühimmatın tedarikinde endişe taşıyanlar olabilir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargonun Türkiye’nin savunma sanayini bugün nerelere getirdiğini unutmayalım. Ayrıca PKK’nın elindeki çeşitli ülkelere ait silahlara bakıldığında, küresel silah ticaretinin ülkelerce yeterince kontrol edilemediği görülmektedir. Türkiye, savunma sanayii her türlü silah ve cephaneyi üretecek kapasiteye sahiptir. NATO’nun askeri kanadından çıkışın bir bedeli olacaksa, her türlü bedel Türkiye’nin bekasından daha önemli olmayacaktır.

1- Ufuk Şanlı Enerji Savaşının Gölge Oyuncusu: PKK 16 Mart 2016 Al Monitor
2- Metin Gürcan How Ankara and PKK misread civlians reaction to ongoing violance; http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2016/05/turkey-pkk-government-misread-civilian-reaction.html#ixzz49b4VH84E
3- Following Crimea, Russia eyes South Ossetia 27 may 2016 https://www.neweurope.eu/article/following-crimea-russia-eyes-south-ossetia/
4- Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye, Otopsi Yayınları s.12
5- Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı General Charles de Gaulle, “NATO’ya her zaman şüpheli bakan” bir devlet adamıydı. De Gaulle, 1966 yılında “Fransa’nın bağımsız bir savunma politikası olması gerektiği” düşüncesiyle, ülkesini NATO’nun askeri kanadından geri çekti.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.