Amerika-İsrail koridoru ve Türk Silahlı Kuvvetleri

Amerika-İsrail koridoru ve Türk Silahlı Kuvvetleri
30 Haziran 2015 Salı 12:14

Hasan Usta
Bugün için dünyamızın çivisinin oynadığı yerin Ortadoğu olduğunu söylersek yanlış olmaz sanırım. O çivinin battığı yer ise; Suriye ve Amerikan koridoru. 
Konuya gerek Türkiye ve gerekse Suriye’nin Koridora karşı nasıl hareket etmeleri gerektiğini belirleyebilmek için mevcut durumun analizini yapacak olursak:
- Önce Amerika’nın yaptıklarına ve ne yapmak istediğine bakalım. Amerika Ayn el Arap bölgesini bombalayarak bir şekilde IŞİD’i geri plana itmiş ve daha sonra Tel Abyad bölgesini aynı şekilde ve bu defa büyük bir çatışma olmadan PKK/PYD’ye teslim etmiştir. Böylece Suriye’nin kuzeyinde sınırının Doğu tarafında Suriye güçlerinin hâkimiyetindeki Kamışlı ve Batı tarafında ise IŞİD ve Suriye güçlerinin çatıştığı bölgenin ortasında bir Kürt bölgesi oluşturulmuştur. Koridorun Hatay uzantısına dayanarak tamamlanması için Kamışlı ve Afrin bölgelerinin birleştirilmesi kalmıştır. Muhtemelen bu bölgeler de Ayn el Arap ve Tel Abyad’a dahil edildiğinde, ya Hatay bölgesi IŞİD ya da her kim piyon olarak kullanılacaksa onun tarafından o bölgede yaşayan halkımız kaçırılarak, ya da aşağıya Lazkiye’ye ulaşarak Amerikan Koridoru tamamlanacaktır. Rusya’nın Lazkiye’de deniz üssünün bulunduğunu düşünürsek, muhtemeldir ki kabak tam olarak başımıza patlayacak.
Bu şartlarda Suriye ve Türkiye açısından mevcut durum nedir, bizi ilgilendiren tehlike ve yapılması gerekenler ne olmalıdır?
SURİYE İLE ANLAŞMADAN ÇÖZÜM DEĞİL SORUN GELİR
- Suriye Dışişleri Bakanı çok açık bir şekilde birinci olarak; Hava Savaş güçlerinin angajman kuralları uygulanarak engellenmemesi ve ikinci olarak da, Türkiye’nin sınırlarını kontrol altına alarak terörist ve silah geçişlerini engellemesi halinde üç ay içinde kuzey hatlarının hâkimiyet ve kontrolünü ellerine geçireceklerini açıklamıştır. Yani Suriye bu şartlar gerçekleştiğinde IŞİD’i kuzey bölgelerinden atabileceğini ve bazı ayrılıkçı Kürtlere de gereken cevabı vererek bölgeye hakim olabileceklerini söylüyor.
- Suriye’nin yapmak istediği ve bizden beklentileri bu şekilde açık olmakla birlikte, maalesef Türk devletinin ne yapmak istediği ve düşünceleri karışık, hatta karmakarışık da diyebiliriz. Bir yandan sınırımızda bir PKK/PYD Kürt oluşumunun ve bunun hakimiyetinde bir “Amerikan koridorunun oluşmasını” istemiyor. Diğer yandan Esad düşmanlığı ön planda olduğu için, angajman kurallarını arttırıp Suriye helikopter ve uçaklarının yaklaşmasını engelliyor. Aynı zamanda sınırlarımız kalbura dönmüş, silah-insan dâhil her türlü nesne gelip geçiyor. 
- Amerikan koridoru konusunda Türkiye’de aklı başında siyaset yapan ve geliştiren bir tek Vatan Partisi var ve 9 madde halinde bununla ilgili programını açıkladı. Ancak 26 Haziran, yani programın açıklanmasının üç gün sonrasında Sayın Perinçek köşe yazısında; “Türkiye’de Amerikan-İsrail koridoruna müdahale yönündeki eğilim güçleniyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu konudaki kararlılığı Hükümeti de” etkilediğini ve Amerikan-İsrail koridoruna müdahale etmekten söz ediyor. Devamında ise; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, ‘önce Suriye ile anlaş’ demek, müdahaleye karşı konumlanmaktan başka bir anlama” gelmeyeceğini belirtiyor. Suriye ile anlaşma konusunda; “Türkiye Koridora bir santim girse, Suriye ile işbirliği süreci de başlar” diyor.
Anlaşıldığı kadarıyla bu müdahale Tel Abyad Hatay arası bölgeye olabilir. Bir an için bölgeye girildiğini ve müdahale sonucu IŞİD ve diğer teferruatlarla çatışarak bölgenin alındığını kabul edelim. Buraya kadar her şey tamam, peki, sonrası ne olacak?
Varsayım olarak ortaya üç şık çıkıyor. 
Birincisi, Müdahale edilen bölgeye TSK’nın yerleşmesi,
ikincisi, müdahale ile temizlik yapıldıktan sonra bölgeyi Suriye devletine teslim ederek bölgeden çıkmak ve üçüncü olarak da, Suriye’ye teslim etmek yerine ya boyun eğip Amerika’ya ya da Birleşmiş Milletler Barış Güçlerine bırakmak.
Tam da bu noktada hem şüphelerim var, hem de böyle bir müdahale öncesinde yapılacak çok daha önemli şeyler var iken müdahale etmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Çünkü böyle bir müdahalenin nereye kadar gideceğini gerek iktidarın, gerek muhalefetin ve sonuçta gerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut durumunu dikkate aldığımızda, tahmin etmenin mümkün olamayacağı kanısındayım.
Önce şüphelerimi ifade etmek isterim. Türkiye’nin sınırlarının sorumluluğu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait olduğu halde, şurası bir gerçek ki, sınırlarımız kalbura dönmüş durumda, adeta yolgeçen hanı. Suriye’nin de bu konuya başından beri yaptığı itirazlara rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri sorumluluğu yüklenip sınır güvenliğini sağlamamış, her türlü insan ve cephane geçişi günümüze kadar devam etmiştir. Bir diğer konu; angajman kuralları... Suriye’nin içinde bulunduğu zor koşulları bile bile IŞİD bahane edilerek angajman kurallarını IŞİD yerine Suriye’ye uygulayarak helikopterini düşürmeye varana kadar arttırılmıştır. Sınır güvenliği ve angajman kurallarındaki Amerika ve IŞİD/PKK/PYD gibi terör örgütlerine yardım anlamına gelen bu uygulamalar sonucunda İdlib bölgesi Suriye’nin elinden çıkmış Halep’e bir adım kalmıştır. Şimdi ordumuzun müdahalesi sonrası bölge kohtrolünün Suriye yerine ABD’ye bırakılmayacağına nasıl emin olabiliriz.
MÜDAHALE YERİNE TERÖRLE MÜCADELE
Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri müdahale yerine:
- Öncelikle sorumluluğunu yerine getirerek sınır güvenliğini sağlamalı. Sınırın en az bir kilometre içerisine kadar olan bölgede kuş uçurtmamalı;
- Derhal angajman kurallarını Suriye için geri çekerek Suriye’ye sınır ihlali yapmamak kaydı ile hava ve kara güçlerinin istediği gibi hareket edebileceğini; IŞİD/PKK/PYD’ye sınırlarımıza yaklaşmamalarını, kendilerine angajman kurallarının uygulanacağını,
- Amerika’dan Suriye’nin Kuzey bölgesine karışmamasını ve uçaklarını bu bölgeden çekmesi istenmeli.
Bu saydığım üç maddeyi hem Türkiye’yi hem Suriye’yi ferahlatacaktır. Aynı zamanda kaçınılmaz bir şekilde olayların doğal seyri içinde iki ülke arasında ilişkinin de kurulduğu görülecektir. Oysa huduttan içeri bir santim dahi anlaşmadan girildiğinde Suriye’nin tavrının ne olacağını Sayın Mehmet Yuva açıkladı. Hem her türlü belayı Suriye’nin üzerine salan bir ülke durumundayız, hem de iznini almadan hudutlarından içeri gireceğiz. Bunu Suriye konumundaki, ülkemize karşı bir nebze olsun güveni kalmamış bir ülkenin “yetti artık” demeyip, bütün iyi niyetlerini takınarak alkışlayacağını şahsen düşünemiyorum. Şayet üç madde halindeki öneri uygulanır ve Suriye başarısızlık gösterir durum kötülerse, o zaman müdahale düşünülebilir. Sanırım o takdirde Suriye yardım ister ve biz de ona koşarız. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet - 4 yıl önce
daha söze gerek yok cok iyi analiz
Avatar
OĞUZ KILIÇARSLAN - 4 yıl önce
HAYDİ SAVAŞA DURMAYIN.
Avatar
OĞUZ KILIÇARSLAN - 4 yıl önce
SAVAŞIN BİTMESİ İÇİN SAVAŞ LAZIM.1974 KIBRIS'A ZULMÜ BİTİRMEK İÇİN GİRİLDİĞİ GİBİ.KORKANLAR UZAK DURSUN VE BİR DAHA DA TARİHTEN ŞANLI GEÇMİŞİMİZ DİYE KONUŞMASINLAR.