Alevi/Bektaşilerin milli duruşu

Hacı Bektaş-ı Velî Anadolu’nun merkezinde bir milli odak oluşturmuş ve asimilasyona direnmiştir. Onun ve onu izleyenlerin sayesinde Türklük tarihten silinmemiş ve varlığını bugüne değin sürdürmüştür

Alevi/Bektaşilerin milli duruşu
30 Nisan 2015 Perşembe 11:42

Şakir Keçeli 

Türk kavminin beş bin yıllık bir geçmişi vardır. Fakat Ziya Gökalp’in de söylediği gibi, “Meşrutiyetten evvel Türk Milleti yoktur (Bakınız: Türkçülüğün Esasları, Kitaplar 1, Yapı Kredi Yayınlar, s.213)”. Soruna tarih bilimi açısından baktığımızda merhum Gökalp haklıdır. Çünkü bir kavim demokratik devrimini veya burjuva demokratik devrimini gerçekleştirememişse, millet olamamıştır. 

Örneğin, İslâm Hukuku ile, yani şeriatla yönetilen toplumlar, ulus ve ulusallığı şiddetle reddederler. Çünkü Kur’an millet sözcüğünü ümmet anlamında kullanmıştır. Bu nedenle şeriat her türlü nasyonaliteyi (kavmiyetçiliği) “cahiliye” adeti olarak kabul eder ve kafirlikle suçlar.  

Keza milletin olmazsa olmazı olan vatan kavramı da İslâm’ın şeriatçı yorumu tarafından kabul edilmemiştir... 

Bize vatan kavramını öğretenler, İttihat ve Terakki’nin öncüleri olan Genç Osmanlılar, yani Namık Kemal ve arkadaşlarıdır.  

TÜRK KAVMİ VE HACI BEKTAŞ-I VELİ 

Anadolu Selçuklu Sarayı’nın dili Farsça ve mahkemelerinin dili ise Arapça idi. Osmanlı Şeyhülislâmı Zenbilli Ali’de devletin resmi dilinin Arapça olmasını önermiştir. Bu durum, sürekli olarak Anadolu’da yaşayan halkın tepkisine neden olmuştur. Örneğin, Baba İlyas’ın oğlu Âşık Paşa bu tepkiyi şöyle dile getirmektedir: “Türk diline kimesne bakmaz idi/ Türklere her ğiz gönül akmaz idi/ Türk dahi bilmez idi ol dilleri/ İnce yolu ol ulu menzilleri.... (Garibnâme, Ardıç Yayınları, Ankara, 1998)”. 

Baba İlyas’ın birinci halifesi Nûre Sofî’nin oğlu Karamanoğlu Mehmet Bey, Konya’yı işgal edince, “Bundan sonra sarayda, dergahta, bargahta ve pazarda Türkçeden başka dil konuşulmayacaktır” sözlerini içeren fermanını yayımlamıştır.  

Hacı Bektaş-ı Velî Anadolu’nun merkezinde bir milli odak oluşturmuş ve asimilasyona şiddetle direnmiştir. Onun ve onu izleyenlerin sayesinde Türklük tarihten silinmemiş ve varlığını bu güne değin sürdürmüştür. 

Hacı Bektaş-ı Velî tıpkı, “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk denir” diyen Atatürk gibi, ırka ve kavme dayanan bir millicilik yapmamıştır. O kendisine inananlara şu buyruğu vermektedir: “İkinci yol hakikattır budur hem/ Ki hiçbir millete bakmayasun kem / Kamusun bir nazarda gözleyesin/ Yolunu gözleyerek izleyesün”. Ona göre Hakikat Kapısı’nın birinci makamı, “yetmiş iki millete bir gözle bakmaktır”.  

Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahi/ Bektaşiler iki yüz haneli bir obadan bir imparatorluk çıkartılmasında da çok çok önemli roller üstlenmişlerdir. 

Anadolu ve Balkanlarda yaşayan Alevi Bektaşiler 13. yüzyıldaki işlevlerini çağlar boyunca sürdürmüşlerdir. Osmanlı toplumuna vatan kavramını aşılayanların öncüsü olan Namık Kemal, Ziya Paşa ve Mithat Paşa Bektaşidir. Türkçeye hizmet eden Muallim Naci ve Şemşeddin Sami de Bektaşidir.  

Namık Kemal’in şu şiiri yargımızın gerçek olduğunu göstermektedir: “Fâriğ-i havf ü reca’yım rind-i Hayder meşrebim/ Cân fedâ-yı RâhCânânım, Hüseynî mezhebim.Yani; Hz. Alî ahlâkı ve inancı ile yoğrulmuşum/ Tanrı yoluna canımı vermeye hazırım (Çünkü) Hz. Hüseyin’in Yolu (Mezhebi) benim mezhebimdir”. 

Ziya Paşa’ya gelince O, Sivas’ta Mor Ali Baba Bektaşî Dergahı’nda nasip almış ve Bektaşiliğe girmiştir. 

CUMHURİYET DÜŞMANLARINA YARDIM MI EDELİM! 

İttihat ve Terakki’nin kurucularından Talat Paşa, Niyazi Bey, İbrahim Temo, Bursalı Tahir, Ahmet Rıza vb. Bektaşîdir. Esasen İttihat ve Terakki’nin öncüleri ve motor gücü Balkan Türkleridir. Balkan Türklerinin çok büyük çoğunluğu da Bektaşi/ Alevidir. 

Alevi/ Bektaşiler Kurtuluş Savaşımıza tam kadro ile destek olmuşlardır. Cumhuriyet Devrimlerinin mimarı 2. Meclis seçimlerinde de, önemli roller üstlenmiş ve Atatürk’ün karşıtlarının Meclis’e girmelerine engel olmuşlardır. 

Türkiye Cumhuriyeti Alevi/ Bektaşilerin kanları ve kemikleri üzerine kurulmuştur... 

Şimdi bizden geçmişimize ihanet etmemiz istenmektedir. Şimdi bize, “Kurduğunuz Cumhuriyeti yıkacağız, gelin bize yardım edin” denilmektedir. 

Ey Alevîler/ Bektaşiler ne diyorsunuz? Baba İlyas’ı, Hacı Bektaş’ı, Ahî Evren’i, Şeyh Bedreddin’i, Kalender Çelebi’yi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü mezarında rahatsız edelim mi?

Etiketler; #Şakir Keçeli

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.