Arslan Kulaksız son şehidimiz olacak mı?

Süreç hızlanıyor. ABD’nin yıllar önce servis ettiği harita, yeniden renklere bürünüyor. ABD, elini ateşe atmadan bölgeyi cehenneme çeviriyor.

Arslan Kulaksız son şehidimiz olacak mı?
30 Temmuz 2015 Perşembe 13:52

İzzet Uludağ
Avukat
Cehennem ateşi, çöl ortasında odunu nereden bulacak, ölen insan vücutlarının kazana taşınmasıyla harlanıyor. 
Terör iblisleri, ellerindeki ölüm kırbacıyla, altında tekerleri kor ateşten savaş arabalarıyla girmediği delik, yıkmadığı ocak, dokunmadığı huzur bırakmıyor. 
Halklar, 3 bin yıldan bu yana bu kadar telaş ve ölüm görmemişti bu topraklarda.
Göç, ölümle kol kola girmiş yarışıyor. Her kapıyı çalmadan açıyor. 
İblis, elindeki kırbacı sallıyor, kafalar düşüyor kanlı çöl kumları üzerine. 
Terör, gemi azıya alıyor. 
Asker, polis, işçi, tırcı demeden canına dokunuyor. 
Kent tünellerinde, dağdaki mağaralarda iblis, karanlıklara sığınıyor. Meydanlarda, sisli puslu havalarda kalleşi oynuyor.
Vuruyor, yakıyor, genç kızlar çığlık çığlığa alevden bir bayrak gibi koşuyor. 
Bir fidan dalından koparılıyor, düşüyor. 
Son günlerde gül yerine insan kanı yayılıyor sokaklara.
Askerler, polisler pusuya kurban gidiyor, Ahmet Arif’in şiirlerine konu oluyor. Şiir kan ağlıyor mısra mısra. 
Daha geçen gün terör, huzur için orada olan Jandarma Binbaşı Arslan Kulaksız’ı, çocuğunun ve eşinin gözü önünde şehit ediyor. Kalleşçe!
“Her türden terörü kınıyoruz” sesleri yükseliyor, gözleri gibi yürekleri de körleşmiş olup biteni görmeyen gazete sayfaları, televizyon ekranlarından bazı parti ileri gelenlerinin. 
Hatta bazıları şehitlere rağmen, terörü kınamak (!) yerine terörün üstüne koşan, bastırmaya çalışan güçlere itiraz ediyor. 
Ben bu biçimde göz boyamaya çalışmayacağım.
Terör bitecek, demokrasi gelecek, AKP gidecekti. 
Ne yalan!
İblis nerede? Nerede “çekiç güç” yılanı, boğazımıza dolanan? Nerede? 
Terör örgütü, taleplerde bulundu yüksek yerde oturanlardan;
HDP’yi “demokrasi” adına meclise taşıyalım, parlamenter demokrasiye güç katalım. 
Sazlar çalınırken, “silahlanın” “hendekleri derin, tünelleri uzun kazın”, “sığınakları pekiştirin” talimatları geldi.
Eş başkanlar, sırtını kime, neye dayadıklarını açıkladılar korkmadığını belirtti çekinmeden. Ama korkması gerektiğini, evrensel hukuka ve koşullara uygun olmadığını bilerek.
Bazı milletvekilleri silah kuryesi olarak kullanıldı. Bu sadece bizim bildiğimiz. 
Bombalar patlatıldı, gencecik çocuklar, bizim çocuklarımız, gülü gülle tartmak için bir yola baş koymuş çocuklar oracıkta kefen diye ellerinde tuttukları “demokrasi ve kardeşlik” yazan pankarta sarıldılar. 
Ses çıkmadı kimseden. Ses soluk kesildi sanki. 
Millet üzerinde derin bir baskı. 
PKK’yı şımartan, açılım altında yasalar çıkartarak bu yolun taşlarını döşeyen bütün lider ve siyasiler ölümleri kınıyor sözüm ona. 
Ben de onları kınıyorum. 
Her şey gözünüzün önünde gelişti. 
Biz anlamadık diyelim, ama siz her şeye yeten, seçilmiş, atanmış allame-i cihan ulemadan değil misiniz? Ya da ne işiniz var buralarda. Terk edin oraları! Terk edin! Bize şehitlerimiz yeter!
Başta son şehidimiz Jandarma Binbaşı Arslan Kulaksız olmak üzere polis, asker ve sivil bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 
Onların bizden tek istedikleri, bu vatanda terörün kökünü kazıyarak Türk, Kürt ve hangi etnik kökenden olursa olsun hepimizin bağımsız ve özgür yaşamamızı sağlayacak huzurlu bir coğrafya yaratmamızdır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.