Sahte kahraman yaratma kampanyası

Şebnem Korur Fincancı, Umut davasında Uğur Mumcu’nun katilleri için emniyet ifadelerini işkence altında verdikleri yönünde rapor hazırlayan isimdi. Aynı Fincancı, Ergenekon davasına da ‘suçtan zarar gördüğü için’ ‘müdahil’ olarak katılmıştı

Sahte kahraman yaratma kampanyası
22 Haziran 2016 Çarşamba 11:56

Hikmet Çiçek
[email protected]

“Faşizm sınır tanımıyor.” Cumhuriyet’in dünkü manşeti böyle. Haber, Özgür Gündem’le dayanışma kampanyasına “ifade özgürlüğü” için katılan ve tutuklanan Ahmet Nesin, Şebnem Korur Fincancı ve Erol Önderoğlu ile ilgili. Şimdi size bu “ifade özgürlüğü” kahramanlarından birini tanıtayım:
İstanbul’da 17 Ocak 2000 günü gerçekleştirilen büyük Hizbullah operasyonunda ele geçirilen disketlerin birinde Yusuf Karakuş adı geçiyordu. Karakuş “Tevhid ve Selam” örgütündendi.
Yusuf Karakuş yakalandı. Onun ifadesinden “Kudüs Savaşçıları” adlı bir başka örgüte ulaşıldı.
“Hizbullah”, “Tevhid ve Selam”, “Kudüs Savaşçıları” vb. gibi isimler kafanızı karıştırmasın. Cinayet, tehdit, gasp, haraç, uyuşturucu ticareti vs. yapmak için çeşitli yeraltı örgütleri kurmak bir Gladyo yöntemidir!
Karakuş’un ifadesinden yola çıkarak, 24 Ocak 1993 günü katledilen Uğur Mumcu’nun katillerine ulaşıldı. Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan yakalandı. ‘Umut’ adı verilen operasyon ve dava böyle başladı.
Uğur Mumcu suikastında C4’ü yerleştiren Necdet Yüksel’di. Ferhan Özmen gözcülük yapmıştı. Olay yerindeki üçüncü şahıs Oğuz Demir ise hiç yakalanamadı.

TETİKÇİLER TAMAM AMA...
Uğur Mumcu’nun katilleri yakalanmıştı fakat azmettirenler kimdi? Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve Uğur Mumcu cinayetlerinin emri nereden gelmişti?
‘Umut’ davasının sanıkları o zaman kaldıkları Eskişehir cezaevinden pişmanlık yasasından yararlanmak için başvurduklarında bir umut doğdu. DGM savcısı Hamza Keleş cezaevine gitti. Sanıklar mahkemede her şeyi açıklayacaklarını söylediler.
Sanıkların her şeyi açıklamasını bekleyenler için tam bir hayal kırıklığı yaşandı. Sanıklar emniyet ifadelerini işkence altında verdiklerini ileri sürdüler. Avukatları İbrahim Ceylan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü antetli bir raporu mahkemeye sundu. Raporda sanıkların işkence görmüş olmaları ihtimalinden söz ediliyor, bir üniversite hastanesinde yeniden muayene edilmeleri isteniyordu.

BU RAPORU YAZAN KİM?
Raporu düzenleyen Adli Tıp Enstitüsü’nden Şebnem Korur Fincancı’ydı. Fincancı, bırakın muayeneyi sanıkları görmemişti bile! Sanık ve avukatlarının yazılı anlatımlarına dayanarak bu raporu düzenlemişti. Aynı Fincancı’nın Ergenekon davasına “suçtan zarar gördüğü için” “müdahil”olarak katıldığını da hatırlatalım.
Mumcu’nun katilleri bir daha hiç konuşmadılar, savunma yapmadılar. İşkence edebiyatı dışında hiçbir konuya değinmediler.
Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu, “Başka bir gelişme olmazsa, bu cinayetleri azmettiren güç sanıklarla birlikte mezara gidecek hale geldi” diyor.
Fincancı’dan “düşünce özgürlüğü kahramanı” çıkmaz.

‘Gençliğe Hitabe’ mi? Okuldan atarım!
Gençliğe Hitabenin okunmasına engel olmak isteyen okul müdürleri törenleri yarıda keserek liselileri okuldan atmakla tehdit etti.
Geçen günlerde yandaş yöneticilere karşı İstanbul’da patlayan lise isyanı Türkiye Liseliler Birliği öncülüğünde 400 lisenin ortak mücadelesine dönüştü. Yılın son eğitim gününde Bursa liselerinde Mustafa Kemal ‘in Gençliğe Hitabesi hep bir ağızdan söyledi. Gençliğe Hitabenin okunmasına engel olmak isteyen okul müdürleri törenleri yarıda keserek liselileri okuldan atmakla tehdit etti. Henüz iki hafta önce Türkiye Liseliler Birliği öncülünde Bursa’daki liselerden “Atatürk’ü Tarih Kitaplarından Sildirmeyeceğiz!” başlıklı çağrıya binlerce öğrenci imza atmıştı.
Yandaş müdürlerin işi zor. Bu liselileri önlemek mümkün değil!

LİSELİLER
Elinden geleni ardına koymamana rağmen, bütün okulları imamlaştırmana rağmen, on senede altı defa milli eğitim bakanı değiştirmene rağmen... Bir türlü başaramıyorsun, bundan!
Özgür bırakacaksın...
Düşeceksin yakalarından.
(Yılmaz Özdil, Sözcü, 21 Haziran 2016)

HEP AYNI TERANE
“Liseler ayakta” sloganı üzerinden liseli gençler bir yere sürükleniyor. Gençlerin eline tutuşturulan bildirilerin tamamı aynı merkezde üretilmiş..! “Birleşik Haziran Hareketi” denen ekip ya da o ekibin arkasındaki “uluslararası güç” yeniden devrede. Bu kez liseleri hareketlendirmek istiyorlar.
(Hasan Öztürk, Yeni Şafak, 21 Haziran 2016)

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.