Paris’te Türk Juliet: Cemile Naz-(TAMAMI)

Cemile Naz Şimşek, özlem gidermek için geldiği Türkiye’de ilk söyleşisini Aydınlık’la yaptı

Paris’te Türk Juliet: Cemile Naz-(TAMAMI)
15 Ağustos 2012 Çarşamba 16:54

Paris’te bir Türk Juliette

Paris’te Shakespeare’in Juliet’ini canlandıran Türk kızı olarak bir ilke imza atan Naz, Juliette serüveninin bir başvuruyla başladığını belirtiyor. 120’yi aşkın başvurunun arasından yönetmenin, ‘Juliette sen olur musun?’ sesiyle kendisini 5 yıllık projenin içinde bulan Naz’ın gururu gözlerinden okunuyor

 

Uzun sarı saçlarını ünlü masal kahramanı Rapunzel gibi önüne bıraktığında nasıl hayaller kuruyordur, bilinmez. Ancak Beyoğlu’nda yanımızdan geçen tarihi tramvayın önünde objektifimize gülümserken, gözlerinde hayallerini gerçekleştirmenin inanılmaz mutluluğu vardı. Genç oyuncu Cemile Naz Şimşek’ten söz ediyoruz. Şu anda, Paris dahil Fransa’nın pek çok yerinde Juliette karakterini canlandırmak için yeni sahne dönemini bekliyor.

Şehir Tiyatrosu’ndan Paris sahnelerine bir yolculuk

İzmit Şehir Tiyatrosu’nda çocuk yaşta tiyatroya başlayan Cemile Naz Şimşek, Işıl Kasapoğlu’nun teşvikiyle öğretime devam ettiği Akademi İstanbul’da Tilbe Saran ve Cüneyt Türel’in öğrencisi olmuş. Onların Şimşek’in hayatındaki yeri, “hoca”lıktan öteye geçmiş. Onların verdiği cesaretle tek sözcük Fransızca bilmeden rotasını 8 yıl önce Paris’e çevirmiş. Farklı alanlarda yeni şeyler öğrenmeye meraklı ve hevesli biri. Bir yandan Fransızca öğrenip bir yandan da tiyatrodan uzak kalmamak için kukla tiyatrosundan kostüm tasarımına dek pek çok şey yapmış. Fransa’nın Cartoucherie bölgesindeki l’Epée de Bois tiyatrosunda Claude Merlin’in yönetimindeki “les sept princesses” adlı oyunda Ursule karakteriyle ilk kez sahneye çıkmış. Bu arada Grotowski’nin “Yoksul Tiyatro” kuramı hakkında bir yüksek lisans tezi bile tamamlamış. Paraşütçülük ve belediye atölyesinde çocuklara drama öğretimini saymıyoruz bile.

- ‘Burası benim vatanım ve anadilim Türkçe’

Genç oyuncuyla 2 yıldır ilk kez geldiği İstanbul’da Beyoğlu’nun o çok sevdiği tarihi tramvayının ve İstiklal Caddesi’nin sesleri arasında keyifli bir zaman geçirdik. Sohbet boyunca gözleri cıvıl cıvıldı. Ülkesindeki ilk röportajı olduğunu söylerken heyecanlıydı. Şimşek sohbetimiz sonunda “Fransa’da çok yoğun geçiyor hayatım ama Türkiye’yi özlüyorum. Burası benim vatanım, anadilim Türkçe” demeden edemedi. Paris’teki bu Türk Juliette’in öyküsünün kalanını da kendisinden dinleyelim.

- Juliette karakterini canlandırana dek Fransa’da tiyatro yolculuğunuz nasıl geçti?

Fransa’ya tek kelime Fransızca bilmeden gittim. Önce dil öğrenmem gerekiyordu. Sorbonne Üniversitesi’nde Fransız Dili eğitimi aldım. O sırada Prof. Claude Merlin’in atölyesine konuk öğrenci olarak gitmeye başladım. Bir arkadaşım bana bu projeden söz etti, ben de Juliette karakteri için çalıştım. Benimle birlikte 120’yi aşkın kişi aynı rol için başvurmuş. Araya yaz dönemi girdi, ben Türkiye’ye geldim. Fransa’ya döndüğümde arkadaşlarım bana bu rolün verildiğini söyledi. Ben önce şaka yapıyorlar sandım. Sonra yönetmen Dimitar Uzunov bana “Juliette’im sen olur musun?” dedi. Öyle başladık. 5 yıl sürecek bir proje bu.

- Oyunu izleyemedik ama François Miens’in oyun için yaptığı özgün müzikleri dinledik. Onlardan da tahmin ettiğimiz kadarıyla modern bir uyarlama, öyle mi?

Evet, mizahsen modern olarak sahneye kondu. Üç buçuk ay süren bir prova süreci geçirdik. Dans sahneleri için Koreli bir koreografla çalıştık. Kostümlerimiz yarı klasik yarı modern tasarlandı. Örneğin Romeo’muz kot giyiyor ama aynı zamanda üzerinde o döneme ait bir yelek var. Bazı sahnelerde video kullanıyoruz.

- Peki oyun için bundan sonra nasıl bir program var önününüzde?

Oyunun ilk gösterimi 26-28 Haziran’da yapıldı. Biletler tükendi, salon öyle doluydu ki, izleyiciler içeride sıcaktan bunaldı. Araya yaz girdi, ekimde tekrar başlayacağız. Dağıtımcılarımız şu an Balkan turneleri hazırlık yapıyor. Ayrıca festivallere de gideceğiz.

Dünya Ailesi’nde bir Türk olmak

- Biraz da topluluktan bahsedelim.

Topluluğun adı neden Famille Mundi? Nasıl bir topluluk bu?

Famille Mundi, “Dünya Ailesi” demek. Toplulukta kökeni farklı ama kendini Fransız sayan birçok oyuncu var. Ben tek Türk’üm.

Örneğin, Romeo ve Juliet için bir tanıtım videosu hazırlamıştık. Orada herkes kendi dilinde “Romeo ve Juliet” diyordu. Bu bizim farkımız.Tıpkı benim bir Türk olarak Juliet’i oynamam gibi ya da Tayland kökenli ama kendini Fransız sayan, artık Fransız olmuş arkadaşımızın Romeo’yu oynaması gibi. Topluluğun kurucusu, farklı kültürlerden insanları biraraya getirmek için böyle bir ad vermiş. “Biz birçok karakter çıkarıyoruz. Herkes kendi kültüründen bir şeyler ekler” demiş.

- Peki sadece tiyatro mu var hayatınızda?

Aynı zamanda belgesel sinemacılık yapıyorum. Yüksek lisans tezimle uğraşırken ikinci bir lisans programı okudum. Fransa’da eğitim herkes için bir haktır ve ücretsizdir. Ben de öğrenmeyi seviyorum. Dedim ki “Madem böyle bir imkanım var, öğreniyorum, neden öğrenmeye devam etmeyeyim ki?” Başvuru yaptım ve fakülteye ikinci sınıftan kabul edildim. Daha çok kamera arkasına meraklıyım ben. Oradaki fakülte sistemleri buradan farklı. Diyelim ki kısa filmci ya belgeselci olacaksınız, ona göre bir yol haritası çıkarılıyor. Yaptığınız filmler için finansal yardım da yapıyorlar. İkinci projemi bitirdim. Fakülteni kendi festivali kapsamında prömiyerini yaptı.

- Bir gün tiyatro ile sinemayı bir biçimde birleştirmeyi düşünür müsünüz?

Asıl mesleğim tiyatro, asıl işim oyunculuk. Belgesel ikinci planda benim için, yeni bir tutku. Merak kısmındayım yani henüz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.