Ekonomide büyüme yokuş aşağı -(TAMAMI)

'Türkiye için yüzde 4’ün altında büyüme durgunluktur'

Ekonomide büyüme yokuş aşağı -(TAMAMI)
03 Nisan 2013 Çarşamba 08:01

Türkiye’nin Çin’le yarıştığını savunan AKP Hükümeti, 2012 büyüme rakamlarından sonra ekonomiyi krizdeki Avrupa ile kıyaslar oldu. Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler sınfında olduğuna dikkat çeken ekonomistler ise, yüzde 4’ün altındaki büyümenin durgunluk anlamına geldiğine işaret etti

TÜİK’in açıkladığı 2012 yılı büyüme rakamlarını değerlendirmeye devam ediyoruz. Daha önce Türkiye’nin Çin ile yarıştığını açıklayan AKP Hükümeti, iç tasarrufların yetersizliği nedeniyle cari açık vermeden büyüyemeyen Türkiye ekonomisini derin bir krizle boğuşan Avrupa ile kıyaslar hale geldi. Büyüme rakamlarını değerlendiren Prof. Dr. Aziz Konukman, İran’a altınla yapılan ödemelerin şişirilmiş etkisi çıkarıldığı zaman gerçek büyümenin 2.2 değil yüzde 1 civarında geleceğini savundu. Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında kendine has özellikleri olan, sorunlu bir ekonomi olduğunu belirten Ekonomist Uğur Civelek de, “Türkiye ekonomisi için yüzde 3.5-4’ün altında bana göre durgunluktur. Geçen yıl 2.2’lik büyüme ekonominin durgunlaştığını, son çeyrek rakamı durgunluğun derinleştiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Çin’le ‘yarışıyorduk’ şimdi Avrupa’dan ‘halliceyiz’

Daha önce yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin 2012’de 7.8 büyüyen ve 2013 hedefini 7.5 olarak belirleyen Çin ile yarıştığını iddia eden Erdoğan, büyüme beklentilerin altında gelince Türk ekonomisini, ekonomik gelişmelerini tamamlamış Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yoluna gitti. Avrupa ülkelerinin büyüme rakamlarından örnek veren Erdoğan, “Türkiye ekonomisi başarılı. Ekonomi geneli itibariyle yüzde 2.2 civarında büyüdü. Avrupa’dan daha iyi durumda olduğumuzu vurgulamak durumundayım” şeklinde konuştu.

Ekonomi ne büyüyebilir ne de bu durumda kalabilir

Türkiye’nin büyüme rakamlarını Avrupa’nın rakamları ile mukayese etmenin anlamlı olmadığını ifade eden Ekonomist Uğur Civelek, “Onların standartları, sosyo ekonomik durumları ve uzmanlıkları Türkiye’ninkinden farklı. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında kendi nevi şahsına münhasır bir ekonomi, sorunlu bir ekonomi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış büyüme sıfır gösteriyor. Türkiye ekonomisi için yüzde 3.5, 4’ün altında bana göre durgunluktur. Geçen yıl 2.2’lik büyüme ekonominin durgunlaştığını, son çeyrek rakamı durgunluğun derinleştiğini gösteriyor” dedi. Bu yılın ilk çeyreğinde biraz kımıldama olabileceğine işaret eden Civelek, şöyle konuştu: “Fakat, bunun devamı gelmeyecek ve ikinci çeyrekte yine durgunlaşacak gibi duruyor. Bizim başkalarına bakarak ‘kötünün iyisiyiz’ tesellisi etme lüksümüz yok. Türkiye ekonomisi için yüzde 3’ün altı büyüme durgunluğu derinleştirir, istikrarını koruyamaz ve umduğu oranda sermaye çekemez sonunda kontrolünü kaybetmeye başlar. Siyasi senaryolar, açılımlar bu açığı kapatamaz. Türkiye ekonomisi büyümeye kalksa cari açık yükseliyor. Bu durumda kalırsa siyasi istikrarı koruyamaz. Kimse en son not yükselişine bakıp kendini aldatmasın.’’

Altın etkisini çıkarırsak büyüme yüzde 1’e düşer

Hükümetin geçen yıl açıkladığı OVP’de yüzde 8.5 olan büyüme rakamını 4’e düşürerek bunun adına “yumuşak geçiş” dediğini hatırlatan Prof. Dr. Aziz Konukman,şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu yıl ki OVP’de 3.2 olarak revize ettiler. Yani 8.5’ta 3.2’ye düşürdüler. 2013-2014-2015 büyüme rakamlarını 3.2’ye göre yapıldığına göre sil baştan tüm öngörülerin değişmesi, yeni rakama göre revize edilmesi lazım. ‘Biz Avrupa’dan daha iyiyiz’ söylemi hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü gerçekleşmeyen yüzde 4 büyüme sizin hedefinizdi. Gelecek yıl için tahminleri de yüzde 4. Bunun da tutmayacağı açık, değişmesi lazım. Ayrıca net ihracatın büyümeye katkısı şişirilmiş durumda. İran’a doğalgaz ve ham petrol ödemelerinin altınla yapıldığı ve bunun ihracata şişirilmiş bir etki yaptığını biliyoruz. Altının şişirilmiş etkisini bırakırsak büyüme yüzde 1 civarında geliyor ve tüm hesaplar alt üst oluyor. AB ve ABD merkez bankaları piyasayı fonladı, o sayede Türkiye’ye sıcak para girişi kesintisiz sürdü. Bu sıcak para girişi kesilirse büyüme iyice düşecek.’’

Ekonomik daralma beş çeyrektir sürüyor

Türk ekonomisinin yurt-içi tasarruf yetersizliğinin kronik hale gelmesine bağlı olarak yatırım ve üretim gücünü kaybettiğini belirten Ekonomist Nazif Ekzen, “Türkiye, yurt dışı tasarruflar yani sıcak para-kısa vadeli sermaye girişi kullanma imkanlarının da sınırlarına gelmesi nedeniyle yatırım yapamıyor ve üretemiyor” dedi. İmalat sanayi üretiminin yıllık olarak sadece yüzde 1.9 oranında büyüme kaydettiğine dikkat çeken Ekzen, şunları söyledi: “2012 yılın son çeyreğinde yüzde 0 sıfır büyümede kaldı aynı dönemde toptan ve perakende ticaret yüzde -0.5 reel olarak geriliyor. İnşaat durma noktasında.

Kamu eliyle büyüme

Yüzde 2.2 olarak gerçekleşen büyüme, bütünüyle kamu ekonomisinin harcamalarına bağlı. Toplam tüketim ve yatırım harcamaları reel olarak daralıyor. Kamu harcamaları yıllık yüzde 8.6 oranında büyüyor. 2012 yılının son çeyreğinde ise kamu harcamalarında artış yüzde 20 düzeyini aşıyor. Kamu istihdamı da 230 bin kişi artıyor. Üretim-yatırım açısından somutlaşan bu gelişme 2013 yılının ilk çeyreğinde sürüyor.

Cari açık MB’ye fren yaptırdı

Yıl başında Merkez Bankası’nın (MB) nisbi olarak genişlemeyi özendiren para politikası kararları Mart ayının son haftasında ani fren ile geri çekildi. Gerekçesi dış kaynak, sıcak para, girişlerinin yavaşlaması ve cari açığın yeniden büyüme yönlü gelişmeye başlamasıydı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Mart ayının son haftasında, iki ay önce aldığı nispi olarak genişletici kararlarını tersine çevirip, ekonomik faaliyetleri yeniden yavaşlatıyor. Sıkılaştırılmış likidite anlayışına dönerken, kararların açıklandığı aynı gün ise Kredi Derecelendirme Kuruluşu S&P Türkiye’nin derecelendirme notunu yükselti. İnanılması gerçekten çok zor.

Düşük büyümeye mahkumuz

Düşük büyümeye mahkum olmuş Türkiye ile karşı karşıyayız. Büyüme isteği-hedefi olsa bile bunu geçekleştirmeye yetecek tasarruf ve yatırım gücü kalmamış durumda. Kısa dönemli genişlemeler hep ‘sıcak para-kısa vadeli kaynak’ girişlerine bağlı. Sorun tamamen kronik hale gelmiş durumda. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Mart ayı sonunda tekrar daralma yönündeki kararları ertesinde, ondan birkaç hafta sonra da yüzde 5-6 büyüme ihtimalinden söz etmek mümkün. Türkiye’nin büyüme imkanları artık bütünüyle yabancı mali yatırımcıların ‘havasına’ kalmış durumda.Dış kaynak girişi ve ithalat imkanları ile sınırlı bir konuma gelmiş olan imalat sanayisindeki yatırım-üretim gücü ise hızla tahrip olmaktadır. İmalat sanayi üretim olmadan ihracat şansına sahip olmanız mümkün değil. Dış taleple büyüme, ihracat ile büyüme konusunda yapılan açıklamaların hiç biri gerçekci değildir.’’


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.