CKM’de Üç Fidan Sergisi -(TAMAMI)

Metin olunuz: Yenilmediler buradalar

CKM’de Üç Fidan Sergisi -(TAMAMI)
09 Mayıs 2013 Perşembe 09:41

Üç fidanın anısına düzenlenmiş olan bu sergi, idam edilmiş bile olsalar yenilmediklerini, devrimci ruhların asla söndürülemeyeceğini gösteriyor

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesinin yıldönümünde düzenlenen “Bir Avuçtular; Deniz Oldular’’ başlıklı sergi 10 Haziran 2013 tarihine kadar CKM Sanat Galerisi’nde görülebilecek.

Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde açılan “Bir Avuçtular, Deniz Oldular...’’ sergisi de devrimci hareketin sembolü üç gencin idamına acımak ya da matem tutmak için değil, ideallerini yaşatmak ve tüm 68’liler gibi daha iyi bir dünyanın umudunu yeşertmek için görülmeli. Tıpkı Sinan Cemgil’in Taylan Özgür’ün ölümünden sonra dediği gibi “... Devrimci şehitlerin matemini tutacak zamanımız yoktur. Devrimcilerin postunu ucuza satmayacağız”. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil, Mahir Çayan ve diğerleri, sıklıkla Denizler diye çağrılan bu gençler özgür, bağımsız, eşitlikçi ve demokratik bir ülkenin hayalini kurdular ve bunun için mücadele ettiler. İdam edilirken bile Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini vurgulayan Deniz Gezmiş bugün yaşasaydı açılımcıları en çok eleştiren kişi olurdu kuşkusuz. Onlar ABD güdümlü politikalarla sözüm ona çözümler peşinde koşmadılar; Kürtlerin toprak ağalarının köleliğinden kurtulmalarını gerçekten istiyor ve buna inanıyorlardı. Bugün Türkiye Gençlik Birliği’nin cesur, umutlu, hınzır ve çalışkan gençleri gibi bireylerin varlığı o postun ucuza satılmadığına işaret ediyor.

‘Ayakkabım yok diye üzülmesin’

“Bir Avuçtular, Deniz Oldular...” çok boyutlu bir sergi. 68 kuşağının miting ve eylem fotoğrafları, Denizlerin yakalanma, mahkeme ve idam süreçlerini anlatan haberlerin yer aldığı dönemin gazeteleri ile afişleri 68-72 yılları arasındaki ülke panoramasını ortaya koyuyor. Serginin en etkileyici bölümü kuşkusuz Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idama giderken giydikleri ayakkabılar ve kıyafetler ki, bunlar ilk kez sergileniyor. Gezmiş ailesinin özenle sakladığı ve ilk kez bu sergi için çıkardığı oğullarının eşyaları arasında sembolleşmiş yeşil parkası, boğazlı kazağı, idama giderken ayağında bulunan postalı- idamda ayağından düşmesin diye bağcıkları sıkıca bağlı olduğu için idamdan sonra bağcıklar kesilerek çıkarılmıştı- okul kitapları, çocukluk fotoğrafları, hapishanede okuduğu kitaplar var. İdam edildiğinde 23 yaşında olan Hüseyin İnan’ın idamdan sonra üzerinden kesilerek çıkartılan kazağı, çok sevdiği fotoğraf makinesi, üzerinden çıkan 19 lira 35 kuruşu... Ve lastik ayakkabıları... Avukatları Halit Çelenk’in aktardığına göre “Babam yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce ‘oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş’ diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, ayakkabım yoktur diye üzülmesin. Ayakkabılarım cezaevinde kaldı. Onlara hediyem olsun” demişti. İdama giderken bile ailelerini düşünüp sadece onlar için üzüldükleri, en ufak bir korkuları olmadığını herkes biliyor.

Baykam olayları resimledi

Yusuf Aslan’ın fotoğrafları ve ailesine yazdığı son mektup da ilk kez sergileniyor. Aslan mektupta ölümünü metanetle karşılamalarını istiyor.

Serginin önemli bir bölümünü ise ressam Bedri Baykam’ın Denizler ve 68’lilerin eylemlerini konu aldığı 13 tablosu oluşturuyor. Tuval üzerine fotopentür, karışık teknik, 4D çalışma ve kağıt üzerine karışık teknikle yapılmış büyük boyutlu tablolar sanatçının 1997-2010 yılları arasında ürettiği yapıtlardan. Aralarında daha önce sergilenen “İçim Parçalanıyor’’ (2010) serisinden çalışmaları, “Gençlik Ne İstiyor’’ (1997), “Baba ve Oğul’’ (1997), “Deniz ve Che’’ (1999), “Devrimcilerin Yazgısı’’ (2008) gibi yapıtları yer alıyor.

Baykam; emperyalizm, faşizm ve teokratik dogmalardan beslenen her türlü savaşçı ve totaliter rejime karşı savaşmak için 1968 ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu söylüyor.

Türkiye’deki birkaç büyük kurum ve müzenin getirdiği, özel tanıtım stratejileriyle pazarlanan sergiler ve sergi açılışları dışında son zamanlarda gördüğüm en kalabalık sergi olduğunu söyleyebilirim. Yediden yetmişe pek çok kişi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını daha yakından hissedebilmek için oradaydı. Yaşasalardı belki de torunları olabilecek yaştaki çocuklar, onlar öldüğünde henüz bebek olan ve 80 sonrası apolitize edilmiş bir kuşağın mensupları ya da Denizlerin akranları... Daha adil bir düzenin, daha güzel bir dünyanın düşünü kuran gençler her zaman var olacak. 20. yüzyılın en önemli sosyalist filozoflarından Ernst Bloch’un kavramlaştırdığı militan iyimserliği yitirmeden gezmeliyiz bu sergiyi. Gözyaşlarımıza hakim olmalı, sağlam durmalıyız. Hüseyin İnan’ın idamından önce yazdığı mektupta ailesinden istediği gibi: “Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.’’

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.