\\\\\\\"\\\\\\\"/

Albay Mustafa Önsel'den tarihi savunma

Balyoz Davası'nda savunma yapan Kurmay Albay Mustafa Önsel PKK ile yaşadığı anılarını anlatırken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Tutuklu yargılananlar, avukatlar ve izleyiciler arasında ağlayanlar olduğu görüldü

1. Balyoz Davası'nın 44. duruşmasında Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel savunma yaptı. Önsel, PKK ile yaşadığı anılarını anlatırken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Tutuklu yargılananlar, avukatlar ve izleyiciler arasında ağlayanlar olduğu görüldü. Önsel, sözlerine suçlu olmadığını söyleyerek "Tarafıma yapılan suçlamayı şiddetle reddediyorum. Burada ne söylersek söyleyelim, karanlığa atılan bir çığlıktır. Kimse duymasa da, basın sussa, yetkililer el ovuştursa, millet kayıtsız kalsa, yargıçlar sadece baksa da ben, haklılığımı haykırmaya devam edeceğim" diyerek başladı. Önsel, "Savunma değil suçlama yapacağım" dedi.

Gökyüzünden zembille inmedik

Önsel, tutuklu yargılanan kişilerin memleketlerine dikkat çekti ve "Ağrı'dan Edirne'ye, Trabzon'dan Hatay'a kadar Türkiye'nin her yerinden insanın sanık sandalyesine oturduğu görülecektir. Buradan da anlaşıldığı gibi biz, bu ülkenin çocuklarıyız. Gökyüzünden zembille inmedik veya başka bir ülkeden buraya transfer olmadık. Nasıl olurda halkın değerlerine saldırıda bulunabiliriz?" diye sordu. Önsel, savunmasının devamında "31 yıldır tenimle bütünleşen ama şimdi kalleşçe bir tertiple ayrı düşürüldüğüm üniformamla konuşarak anlatacağım" dedi ve bu konuşmanın aynı zamanda üniformasına veda konuşması olduğuna dikkat çekti.

Biz pusuyu düşmandan beklerdik

Kalleş bir pusuya düşürüldüğünü soruşturma savcısının karşısında anladığını dile getiren Önsel, "Biz pusuyu düşmandan beklerdik. Bu pusu, PKK'nın pususuna da benzemiyordu. Orada hiç olmazsa silahlar eşitti. Burada silahsızdık ve hukuk silah olarak kullanılıp üzerimize yaylım ateşi açılmıştı. Çok ciddi yaralanmıştık..." dedi. Sorumluluğuna ve üniformasına hiç ihanet etmediğini anlatan Önsel, "Ama bana ne dediler? 'Darbe yapacaktın. Bu millete ve onun değerlerine saldıracak, camileri bombalayacaktın' dediler. Soruyorum sana sevgili üniformam, bundan daha iblisçe, daha alçakça bir iftira olabilir mi?" dedi. Önsel, bu dava ile TSK'yı savaşamaz hale getirmek için yüreklerinden vurulduklarını belirtti.

Ergenekon'la 12 Eylül'ü yapan güç aynı

Önsel, bir ihtilal mahkemesinde yargılandığını düşündüğünü belirtti ve "Henüz doğmadığım 60 ihtilali, öğrenci olduğum 12 Eylül'ün, uygulamalarının çoğunu yanlış bulduğum 28 Şubat'ın hıncı bizden çıkartılıyormuş gibi hissediyorum. Şu anda aslında demokrasi görünümlü bir darbe, bir dikta rejimi yaşıyoruz. 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta neler olduysa, bugün de benzer hatta daha da kötü şeyler oluyor" açıklamasını yaptı. Ergenekon ve Balyoz opersyonlarına dikkat çeken Önsel, "Bunların arkasında kim varsa, bugünkünün arkasında da aynı güç" dedi. Önsel, 12 Eylül ve 28 Şubat'ın amacının da Türk halkı ile Türk ordusunun arasını açmak olduğunun altını çizdi.

12 Eylül'de işkence gördük

Balyoz davasından yargılananlardan bir bölümünün 12 Eylül'de işkence gördüğünü anlatan Önsel, tutuklu yargılanan Tuğgeneral Ali Aydın'ı örnek gösterdi. Önsel, "Ali Aydın, 12 Eylül'de gözaltına alınmış, işkence görmüş. Sonra aklanarak mesleğine geri dönmüş. 28 Şubat sürecinde ise isimsiz bir mektupla irticacı ilan edilmiş, takibat geçirmiş, yine aklanmış. Sonra terfi etmiş, general olmuş. Yine imzasız dijital verilerle Balyoz davasından tutuklanmıştır. Ali Aydın olmak, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' demek, emperyalizme karşı durmak, Türk vatanını savunmak çok zordur" dedi.

Yahudi kuruluşuyla sarmaş dolaş general

Önsel, 'Post modern darbe' olarak bilinen 28 Şubat dönemiyle ilgili dava açılmadığına dikkat çekti. "Bu hiç gündeme getirilmez" diyen Önsel, "O dönemin en namlı generalini yandaş ticari kuruluşlarda danışman olartak çalıştıracaksın. Onunla ABD'lerde, JINSA denilen Yahudi kuruluşunda sarmaş dolaş olacaksın, beni de darbeci olarak yargılatacaksın. Bu durumu şiddetle kınıyorum" dedi. Önsel, Balyoz davasındaki imzasız dijital verilere atıfta bulunarak bu evraklarda ismi geçen kişilerin tutuklandığını ancak 'Güneydoğuda bazı savcı ve hakimler yola gelsin diye sağlarına sollarına bomba atıyorduk' diyen emekli Korgeneral Altay Tokat'ı da isim vermeden eleştirdi.

Başbakan rica etti

Önsel ardından Balyoz davasının siyasi yanına dikkat çekti ve "Bu davaların açılma sürecini başlatan malum gazetenin yöneticilerinden Yasemin Çongar, ABD'de yayın yapan ulusal radyonun 30 Haziran 2010'da konuğu oldu ve 'Başbakan'ın Balyoz Planı ile ilgili belgelerin gazetelerinde yayınlanması için ricacı olduğunu' ifade etti. Bu ne demektir?" diye sorarak AKP'li bazı bakan ve milletvekillerinin davayla ilgili yargıya müdahale eden demeçlerini okudu.

'Dolmabahçe'de sana kaset mi gösterdiler?'

Önsel, "TSK üniforması giyip değerleri üzerine bayrağın ve silahın şahitliğinde yemin etmiş, silah arkadaşı görünümlü alçakları suçluyorum. Gelecekleri için geçmişlerini satan çakalları suçluyorum. Bu ihanetleri unutulmayacak" dedi. Ardından da eski Genelkurmay Başkanları Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt'a isim vermeden gönderme yaptı. Önsel, "Suçlayacağım bir başka grup ise 'Komutanım' dediklerimiz. Sorulduğunda 'Var da diyemem, Yok da diyemem' diyen sevgili komutanım, şimdi rahat uyuyabiliyor musun? Ya sen durup dururken 'Saçma Nisan bildirisi' yayınlayarak siyasete şekil vermeye çalışan, pek sevgili komutanım. Biz cezaevinde mağdurken zırhlı aracınla gezmekten mutlu oluyor musun? Sahi şu Dolmabahçe'de baş yetkili ile ne konuştun? Yoksa bizlere yapılacak operasyonlara yeşil ışık orada mı yakıldı? Sana da mı kaset gösterdiler yoksa?" diye sordu.

Ordunun sahte CD'lerle beli kırıldı

Önsel, "Bugün görevde olanlara da söyleyeceklerim var. 'Çok üzülüyoruz', 'Hukuki süreç', 'Sabır' diyenlere, silah arkadaşlığı ölmüş diyorum. Yönetiyorum sandığınız ordunun sahte CD'lerle beli kırılmış. Siz kime komutanlık yapıyorsunuz?" diye konuştu. Önsel, emniyet içindeki cemaatçi örgütlenmeye de vurgu yaparak "Emniyet içerisinde, ABD'li gizli servis elemanlarından eğitim adı altında destek alan bir grubun, bize kurulan tezgahın en önemli yanını teşkil ettiğini düşünüyorum. Sahte belge üreten, usulsüz ortam ve telefon dinlemesi yapan, şantaj kasetleri çeken merkezlerin varlığı herkesin malumudur. Yapılan her şeyde parmak izleri var" dedi.

Önsel'in unutamadığı dehşet

Yıllarca çıkar amaçlı suç örgütleri ve teröristlerle mücadele ettiğini ancak şimdi terörist olmakla suçlandığını ifade eden Önsel PKK ile yaşadığı çatışmaları anlattı. Önsel, "1993 yılında görev yaptığımız yerde, daha düne kadar müzakere yapılan teröristler bir köyü basmıştı. Biz gelinceye kadar teröristler 4 köylüyü öldürmüşlerdi. Ölenler arasında 3 aylık bir bebekte vardı. Beyaz kundağı kızıla boyanmıştı. Yine aynı yıl bir gece merkeze uzak mezraya saldırmışlardı. Gece oldukça riskli bir intikalle 3 saatte varmıştık. Malesef yetişememiştik. Köyde yaralananların yanı sıra, evler ve cami ateşe verilmişti. Camiyi söndürdük. Nereden bilecektik beni camiyi bombalamakla suçlayacaklarını" dedi.

Eşiniz evde silahla nöbet tuttu mu?

Önsel sözlerine şöyle devam etti: "Birkaç dakika önce size gülümseyerek bakan arkadaşınızın bacağını, kolunu hatta beyin parçalarını toplamanın , bir silah arkadaşını kaybetmenin yakıcı acısının nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? 1.85 boyundaki bir silah arkadaşınızı, 80 santimetre olarak tabuta koymanın ne menem bir şey olduğunu bilir misiniz? Evinize roketatarla saldırıldı mı, eviniz tarandı mı hiç? Eşinin günlerce süren görevlerinde, sınıra 50 metre uzaklıkta, elektriksiz, televizyonsuz ve telefonsuz bir evde, yıllarca kendini korumak için, silahla sabaha kadar nöbet tutan ve tedirginlikle eşini bekleyen bir kadın gördünüz mü? Arkadaşsız ve oyuncaksız büyüyen bir çocuğunuz oldu mu? Günlerce aç kaldınız mı? Bulduğunuz avuç içi kadar ekmeği yanınızdaki korucu ile paylaştığınız oldu mu? Su bulamayınca dağ başında kurtlu kar yediniz mi? Ya da çamurlu, hatta içine bir leşin düştüğünü sonradan öğrendiğiniz bir kuyudan suç içtiniz mi? Biz bunları yaşarken, bizlere bu komploları düzenleyenler, bizi haksız ve hukuksuz bir şekilde suçlayanlar, tutuklayanlar neredeydi acaba?"

 

Aydinlikgazete.com

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner71