Zamanın ötesinde bir aydın: Yaman Örs

Öğrencilerinin anlatımıyla, Örs, ‘Bilmiyorum’, ’Bu konuyu hiç böyle değerlendirmemiştim’, ‘Şu kişi bunu benden daha iyi anlatacaktır’ deme cesaretini gösterebilen, karşılıklı katılım ve iletişime dayalı öğrenmeyi otoritenin kolaycılığına tercih eden, alışkın olunan ‘hoca’ tiplemesinin dışında ve özel bir kişilikti

Zamanın ötesinde bir aydın: Yaman Örs
06 Ağustos 2016 Cumartesi 11:15

Feyziye Özberk
Yaman Örs’ü 3 Ağustos 2016 gecesi yitirdik. O, sorgulamayı görev bilen, çok yönlü ve birikimli bir aydındı. Örs’ün patoloji ve tıp tarihi - deontoloji uzmanlıkları vardı. Bu uzmanlıklarla yetinmemiş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde felsefe doktorası da yapmıştı.
Örs, tam bir bilim insanıydı. Günlük yaşamından tutun yaptığı her işte, yazılarında bilimsel davranmaya özen gösterirdi. Aydınlık okurları onun sorgulayan yazılarını sanırım anımsıyor. Başta Atatürk olmak üzere, Ataç’a ve Russell’a hayrandı. Bir defasında Russell’dan çok hoş, gülmece öyküsü gibi bir örnek vermişti: Russell, “Bir sabah gazetelerde benim öldüğüm haberi çıkmıştı,” diyerek anlatmaya başlıyor. “Bunun üzerine, konuya yönelik olarak eldeki verilere baktım, ilgili kanıtları bulmaya çalıştım. Sonunda, yazılanların doğru olmadığı sonucuna vardım.”

BİLİM VE FELSEFEDE KUŞKU
Örs, olayı şöyle yorumlamıştı.”Bence bu anlatımın önemli iki yönü var: Birincisi, Russell’ın burada ‘eldeki veriler’ ve ‘ilgili kanıtlar’ gibi daha çok bilim bağlamında kullanılan terimleri her durumda gündeme getirmesidir. İkinci olarak, çok ileri ve alaycı bir kuşkuculuk yoluyla, olsa olsa felsefe alanında söz konusu olabilecek bir düşünüş biçimini sıradan her durumda uygulamaya koymasıdır. Bu durum, onun bir yandan ciddi felsefi kuşkuculuğunu, öte yandan bilimsel yaklaşıma olan bağlılığını ortaya koyar.
“Kuşkuculuk, insan etkinlikleri arasında en çok felsefede aranır. Bu alanda, sorulara verilen yanıtlarla kolay kolay yetinmeme özelliği gerçekten önde gelir. Öte yandan, bu özellik elbette sınırsız değildir ve belli bir durumda, değişik felsefe okullarına / felsefecilere bağlı olarak az ya da çok değişmek üzere verilebilecek en uygun yanıtla yetinmek durumunda kalınacaktır. Bilimde ise; gözlenen, incelenen, araştırılan dünya ile aramızdaki uzaklık daha azdır ve genelde daha dolaysızdır. Dolayısıyla, soruların yanıtları daha bir açıklık gösterecektir ve üzerlerinde daha çok kişi tarafından anlaşma sağlanacaktır.”
Örs’ün eleştiriye ve işbirliğine açık bir yapısı vardı. Kendine yöneltilen her soruyu dikkatle dinler, özenle yanıtlamaya çalışırdı. Tanınmış bir bilim insanı ve felsefeci olduğu halde, herkese içten ve sevecen bir tavırla yaklaşırdı.

LAİKLİK SINIR KABUL ETMEZ
En duyarlı olduğu konulardan biri de laiklikti. Yalnızca devletin değil eğitimin de toplumun da laik olmasını savundu. “Laikliğin, bir toplumsal düzende inançların yalnızca hukuk kurumundan, yönetim işlerinden ve siyasal yaşamdan uzak tutulması biçiminde görülmesi yetersiz kalmaktadır. (...) Örneğin toplumların ve bireylerin yaşamında gittikçe daha büyük bir önem kazanan bilimi ve bilimsel düşünceye dayanan eğitim etkinliğini düşünelim. Bunlar ancak gerçekten laik bir düzende, inanç dizgelerinin (sistemlerinin) ‘mutlak doğrularının’, kendilerine karşı çıkılamaz yargılarının, neredeyse değişmez kurallarının getirdiği, düşünceyi, düşünmeyi, kavram üretmeyi sınırlandırıcı etkilerden uzak olarak yürütülebilir”.
“Fularlı Hoca” hep özlemle anılacak. Onu sonsuzluğa Gœthe’den sevdiği dizelerle uğurluyoruz:
Geçer gider yeryüzünde
En güzel nimetler bile,
Zaman sınırlarını aşan düşüncelerimiz
Etki olur ya düşünenlere,
Bir tek o vardır, o kalır sonsuzluğa.

Etiketler; #Feyziye Özberk

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.