Uzamın peşinde bir ömür

Özdemir Altan’ın İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’ndeki retrospektif sergisi, resimlerinin farklı evrelerini ama üzerinde ısrarla durduğu tek kavramı ortaya koyuyordu: Espas, yani uzam

Uzamın peşinde bir ömür
27 Aralık 2014 Cumartesi 14:21

Fatma Batukan Belge
İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’ndeki Özdemir Altan Retrospektif Sergisi sezonun ilk, ama 2014’ü sonlandıran en önemli sergilerden biriydi. Çağdaş Türk Resmi deyince ilk akla gelen isimlerden biri olan Prof. Özdemir Altan hem sanatçı hem hoca olarak uzun yıllardır resme emek veriyor. Bunca yıldır bıkıp usanmadan savunduğu, resimlerinde gerçekleştirmeye, öğrencilerine öğretmeye çalıştığı en önemli olgu ise resmin uzama yayılması gerektiği... “Sanat birbirinden farklı, kavram, köken, yapı ve mantıkların bir araya gelmesiyle oluşur” diyerek resimde de bu farklılıkları bir araya getirmeye çalışıyor.
Retrospektif sergisi; birbirine geçen, biri sonlanmadan diğeri başlayan ve aslında kesin çizgilerle ayırmanın pek de kolay olmadığı tüm dönemlerini kapsayan bir seçkiydi. Sergi, Romantik Dönem’i olarak bilinen 1957-65 yılları arasında yaptığı  “Krallar ve Kraliçeler Serisi” (1959) ile başlıyordu ki, bu seri aslında 1965-67 yılları arasını kapsıyor. Ya da “Tepegöz ve Sinek Kralının Oğlu” başlıklı serisine (1966-70) bir önceki sonlanmadan başlamış olması gibi... Dönemler, ara dönemler ya da geçiş dönemleriyle katmanlanan Özdemir Altan resminin figüratiften giderek soyuta ve daha soyuta ulaşmasının -arada foto gerçekçiliğe yakın Yeni Figürasyon Dönemi’ni saymazsak- evrelerini ise net bir biçimde görmek mümkün.
Yeni Figürasyon/ Gerçekçi Dönem’i (1972-81) de yine bir önceki dönem yani “12 Mart 1971 ve Sonrası” sonlanmadan ortaya çıkmaya başlamıştır. Türkiye’yi sarsan bu tarihin, resmin çağını yansıtan bir eylem olduğunu savunan sanatçıyı etkilememesi düşünülemez elbette. Sonrasındaki Gerçekçi Dönem’e ait büyük boyutlu resimleri ise 1980’lerde başlayacağı kolaj tekniğinin habercisidir. Dildeki sözcük zenginliği gibi resimde çoğulculuğu oluşturabilmek için kolajın olanaklarından sonuna kadar yararlanan sanatçı, “rastlantısal buluşma” kavramını da bu şekilde uygulamalarla destekler. Sergideki “Çocuklar, Amatörler ve Profesyonellerin Berlin’de Rastlantısal Buluşması” 2000’li yıllara uzanan uygulamalarının örneğiydi. Birbirine tamamen yabancı elemanları rastlantısal olarak bir araya getirdiği haritaları Elemantarizm yani Haritalar Dönemi’ni oluşturur. Kestirdiği kontrplakları çocuk, amatör ve profesyonellere dağıtıp dilediklerini yapmalarına izin vererek oluşan birimleri hiçbir müdahalede bulunmadan yerlerine yerleştirdiği çalışmalar bunlar... Kendi deyimiyle “tarih boyunca sanatçıların bilinçli olarak arayıp bulduğu tılsımlı rastlantıyı serbest bırakmıştı”. 90’larda başlayıp günümüze uzanan “Soyağaçları” serisinin örnekleri de sergide yer aldı. Bu seri içinse aynı kolaj anlayışının tuvale boyayla aktarılmış hali diyebiliriz. Tüm dönemlerinde renkçi üslubunun ise onu terk etmediği açıkça görülür.
Kendi hocası Zeki Faik İzer dışında her türlü girişim ve emeği yok sayacak kadar Türk resmine sert eleştiriler getiren Özdemir Altan’ın Türkiye’de çağdaş sanatın oluşumuna bulunduğu katkı ise yadsınamaz. Türk resminin referans noktası olmadığından, resim alanında eğitim veren ve alanların önlerinde Batıdaki gibi örnekler ve müzeler bulunmadığından yola çıkarak yaptığı eleştirilerin haklı taraflarını görmezlikten gelemeyiz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.