Türk Çağdaş Sanatının Devrim Yılları: 80’ler

Piramid Sanat’ta yer alan sergi, çağdaş sanatımızın 80’lere uzanan köklerini gösterirken, zamanın ruhunu ortaya koyarak toplumsal belleği güçlendirme çalışması yaptırdı bize

Türk Çağdaş Sanatının Devrim Yılları: 80’ler
17 Ocak 2015 Cumartesi 04:28

Fatma Batukan Belge

1987 yılında Humeyni’nin “Eşkıya Atatürk” diye broşür bastırması, İran Başbakanı Musavi’nin Anıtkabir’i ziyaret etmeyi reddetmesi kamuoyunda tepkilere yol açıyordu. Ama bir sanatçı var ki, Atatürk’ü hedef alan bu hareketler üretimini politik temele oturtmasına yol açacaktı: Ressam Bedri Baykam.

1980’li yıllar sadece onun değil, başka sanatçılar için de devrim yılları oldu. 12 Eylül’den sonra oluşan ortam, özgürlüklerin kısıtlanması, işkenceler, haksız gözaltılar, kayıplar, yıllar süren davalar aydınları yıldırırken, kimi sanatçılar tepkilerini yapıtlarıyla gösterdi. Öte yandan Özal döneminde dünyadaki sanat hareketlerini takip etme ve eşzamanlı olarak Türkiye’de uygulamaya koyma şansına sahip oldular. 80’li yılların görsel sanatlar alanında getirdiği yeniliklerin başlıcaları politik ve kavramsal içerik, yerleştirme ve happening’ler- Türkçesi olsa da kullansak- multimedya kullanımı, büyük boyutlar, tuval üzerinde yazılar, yüksek dozda erotizm, çizgi roman etkisiydi...

Bedri Baykam öncülüğünde Piramid Sanat Merkezi’nde açılan “Türk Çağdaş Sanatının Devrim Yılları: 80’ler” başlıklı sergi tüm bu ortamı yansıtan bir seçkiydi. Sergi sonlansa da bu doğrultuda hazırlanan kitabı edinmek mümkün. Türkiye’de çağdaş sanat alanında  yok denecek kadar az yayın olduğu düşünülürse 80’leri masaya yatıran kitabın önemi ortaya çıkıyor.

SERGİDEKİ YAPITLAR 80’LERDE ÜRETİLDİ

Piramid Sanat’ta izlenen sergide Hale Arpacıoğlu, Mevlut Akyıldız, Aydın Ayan, Bedri Baykam, İsmet Doğan, Serhat Kiraz, Kemal Önsoy, Bünyamin Özgültekin, Mithat Şen, Yusuf Taktak ve Şenol Yorozlu’nun yapıtları yer alıyordu. Sanatçıların ortak noktaları 1950’li yıllarda doğmuş olmaları ve sergideki yapıtlarının da 80’lerde üretilmesiydi. O dönemin bu genç sanatçıları toplumsal ve kültürel dirence rağmen eleştirel yapıtlarını halkla buluşturmayı başarmıştı. Aydın Ayan’ın 1983’te 33 gencin idamı üzerine yaptığı tuval resmi “İnsanın İnsana Ettiğidir” Devlet Resim Heykel Sergisi’nde sergileme almış, bir önceki yıl açtığı sergi ise “Komünistlerin sergisi” diye basılmıştı. Bedri Baykam ise Evren-Özal yönetimindeki bir Türkiye’de 1987 yılında AKM’de “İşkence” sergisi açtığında kimse kapatmaya cesaret edememişti. Bugüne kadar yedi kez sergilenmiş olan “Demokrasi Kutusu”nun üzerinde Atatürk düşmanı hareketlerin gazetelerdeki belirgin biçimde yansımaları duruyor. “Demokrasi Kutusu” içine girip, kapısını kapatabileceğiniz ve duvarlarına dilediğiniz görüşü yazabileceğiniz, 1 metrekarelik bir özgürlük alanı. İsmet Doğan imzalı, 1988-90 tarihli “İşkence Masası” başlıklı yerleştirme ise sergideki en irkiltici çalışmalardandı, pek çok kişinin çektiği acıları hissetmemizi sağlıyordu. Aynı şekilde Aydın Ayan’ın büyük boyutlu tuvalleri de... Serhat Kiraz’ın “Toprak Hava Su” başlıklı yerleştirmesi ya da Bünyamin Özgültekin’in ışıklı düzenlemeleri ise günümüz genç sanatçı ve küratörlerini şaşırtacaktır, “hayret, küratörsüz nasıl akıl etmişler ki...”

Sergide sadece yapıtlar değil, 80’li yılların toplumsal yapısındaki değişiklikleri ortaya koyan arşiv dokümanları da vardı. Ayrıca Mevlut Akyıldız, Bedri Baykam ve Yusuf Taktak söyleşisinin videosu izlenebiliyordu ki, bu söyleşinin tam metni sergiyle aynı başlığı taşıyan kitapta yer alıyor. Tabii bir de Yahşi Baraz, Bedri Baykam ve Emin Çetin Girgin söyleşisi var. İlki üç sanatçı arasında geçerken, bu ikincisi 80’li yılların muhasebesini galerici-sanatçı-eleştirmen ekseninde yapıyor.

1980’LER VE FAŞİZME DİRENEN SANAT

Sergi dört beş aylık bir çalışma sonucu toparlanmış olsa da daha öncesinden yapılan beyin fırtınalarının süreci başlattığını söyleyebiliriz. Piramit’in genç yöneticisi Öykü Eras’ın yoğun katkısıyla gerçekleştirilen sergi bir bellek çalışmasıydı aslında. Toplumsal belleğimize kazınması ve asla unutmamamız gerekenlerin hatırlatılmasıydı. 12 Eylül sürecinde 650 binin üzerinde insanın gözaltına alındığını, 210 bin davada 230 bin insanın yargılandığını, 517 kişinin ölüm cezasına çarptırıldığını, 50 kişinin idam edildiğini, 171 kişinin işkenceden, 300 kişinin karanlık şartlarda öldüğünü, 300 mahkumun hücrelerinde öldüğünü, 39 ton kitap ve gazetenin yakıldığını... Sanatsal açıdan ise bugün yere göğe koyamadığımız çağdaş sanatın 90’larda, 2000’lerde değil, 80’li yıllarda filizlendiğini, o yıllardaki öncü sanatçıların büyük baskılarla karşılaştığını, dışlandığını... Bunlar sadece 30 yıl önce yaşandı. Bundan 30 yıl sonra belleğimizde neler kalacak? Ergenekon, Balyoz gibi davalarla yurtseverlerin, muhaliflerin haksız yere suçlanıp hapislerde yattığı, gazetelerin, basının, “Çok yaşa padişahım” korosuna katılmayanların susturulduğu mu? Tüm bunları bize hatırlatacak ve yapıtları geleceğe taşınacak sanatçılar çıkacaktır elbette!


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.