Suriye ezgilerinde vatan özlemi

Ülkelerindeki savaş nedeniyle hayatta kalma mücadelesi veren bir grup Suriyeli müzisyen İstanbul’a yerleşti. Suriye’deki evleri teröristler tarafından basılıp elektronik aletleri hasar görünce onlar da sokakta müzik yapmaya başladılar

Suriye ezgilerinde vatan özlemi
09 Ağustos 2016 Salı 11:09

Deniz Büstani
Suriye’de iç savaş başladığından bu yana milyonlarca Suriyeli vatandaş Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Parası olan ya da Suriye’deki terör gruplarıyla ilişkisi olanlar Türkiye’de rahat ederken, “sıradan” Suriyeliler sıkıntıda.
Sığınmacılar arasında yetenekli, çalışkan kişiler de var. Bunların kimisi mevcut yeteneği dışında işlerle geçimini sürdürmeye gayret ederken, bir kısmı da yeteneğini kullanarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

İSTİKLAL CADDESİ
İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde Suriyeli bir müzik grubu var. İstiklal Caddesi’nden geçerken bu grubun etrafında yüzleri gülen bir kalabalık toplanıyor. O kalabalığa ben de katılıyor, dinlemeye doyamıyorum. Grup kimi zaman Türkçe şarkılarda da kullanılmış ritimlerle Arapça şarkıları söylerken, kimi zaman da “vatan özlemi” temalı şarkıları dillendiriyor. Özellikle vatan özlemini anlatan şarkılar söylerken hasretleri yüzlerinden okunuyor.
En son gidişimde bu grupla tanışmaya karar verdim. Çok candan insanlar. Grup lideri Mehdi ve diğer grup üyeleri Zeyn ve Abdülkadir ile biraz sohbet ettik. Abdülkadir ve Mehdi kardeşler. Mehdi 27, Zeyn 25, Abdülkadir ise 22 yaşında. Sohbetimizde kendilerine Suriye’den nasıl geldiklerini, Türkiye’de neler yaşadıklarını ve Suriyelilere verilmek Türkiye’de verilmek istenen vatandaşlık meselesini sordum ve çok ilginç hikayeler, yanıtlar dinledim.

BATI MERKEZLİ SAVAŞ HER ŞEYİ MAHVETTİ
Zeyn: Ben aslen Suriye’nin ünlü köyü Fua’danım. Fakat biz ailemle Hama’da yaşıyorduk. Ben aslında rap müzikle uğraşıyordum. Hatta bu gördüğün grubun tamamı öyle. Çok güzel ve Hama’da ünlü olan bir gruptuk. Hama’nın gençlerinin neredeyse tamamı bizi tanıyorlardı. Rap müzik Arapların pek hoşlanmadığı bir müzik türü. Hoşlanmıyorlar çünkü rap müzikte atışmalar ve küfürler var. Bu yüzden edepsiz bulunan bir tür. Fakat biz bu algıyı Hama’da kırdık. Nasıl kırdık diye sorarsanız biz kimseyi incitecek parçalar yapmadık, küfür etmedik hep kardeşlik ve birliğin faydalarından bahsettik. Doğal olarak da bu insanların hoşuna gitti. Birlik mesajlarının yanına insanlığın aksayan yönlerini de dile getirdiğimiz zaman dört dörtlük bir iş çıkarmış olduk. İşimizi çok seviyorduk fakat batı merkezli savaş her şeyi mahvetti.

KENDİMİ SUÇLU HİSSETTİM
Ben Türkiye’ye 2 Şubat 2015’de geldim. Bizim kafilenin tamamı pasaportsuz geldi. İlk Türkiye’ye geldiğimde karmaşık duygular içindeydim. Sevinçli miydim, üzgün müydüm ben bile anlayamıyordum. Atatürk Havalimanı’na ilk indiğimde etrafıma bakındım. Suriye’de uzun süredir içten gülen insanlar göremiyordum ama burada vardı. Dünyanın bir yanı hüzünlüyken bir yanı da mutluymuş diye düşündüm. O sırada burada bulunduğum için kendimi suçlu hissettim. Çünkü Suriye’de birçok arkadaşım şehit oldu, bir kısmı kayboldu... Ve onların ailelerinin yurtdışına çıkabilecek imkanları da yok bu saatten sonra olsa da çıkmayacaklarını biliyorum. Orada bu hayatlar yaşanırken ben ne diye buradayım diye düşündüm. Fakat sonra birgün elbet döneceğim diye kendimi teselli ettim.

EVİ STÜDYOYA ÇEVİRDİK
Mehdi bizden önce geldi. O buradaki şartları araştırmış ev falan tutmuştu. Direk İstanbul Tarlabaşı’na yerleştik. Orada ufak bir ev kiraladık. O evi de stüdyoya çevirdik. Bütün araç gereçlerimizi Suriye’den bizimle beraber getirmiştik. Bir süre orada stand-up görüntüleri çekip sosyal medyada paylaştık. Takipçilerimiz farklı Arap ülkelerinde artıyor derken bir gece evimizi eli silahlı insanlar bastı ve her şeyimizi alıp gittiler. Hiçbir şey anlamamıştık, dil bilmiyoruz nasıl ve kime şikayet edeceğimizi dahi bilmiyorduk. Bütün elektronik cihazlarımızı aldılar. Neyse ki ufak tefek enstrümanları evde bulamamışlardı. Biz de sokakta müzik yapmaya karar verdik. Kuralları Mehdi biliyordu. Şimdi İstiklal Caddesi’nde hem eğleniyor hem de günlük geçimimizi sağlıyoruz.

VATANDAŞLIK İSTEMİYORUM
Türkiye’yi seviyorum ama Suriye benim vatanım. Savaşın bitmesine gerek yok bir süre sonra bitmese daha Suriye’ye döneceğim. Türkiye’den vatandaşlık istemiyorum sadece Suriye’de savaşın bitmesini istiyorum. Bin vatandaşlık verseler bir Suriye pasaportuna değişmem çünkü Suriye benim vatanım. Elbet bir gün sanatımla döneceğim Suriye’ye.

HAMA’DA ÖLMEYİ DİLİYORUZ
Mehdi: Ben küçüklüğümden beri müzikle uğraşıyorum. Babam ses sanatçısıydı. Beni ve Abdülkadir’i babamız eğitti. Hama kentinde doğduk büyüdük ve bugün orada ölmeyi diliyoruz Allah’tan. Savaş öncesi çok keyifli bir yaşantımız vardı. Zeyn’in de anlattığı gibi çok popüler bir grubumuz vardı. Ailemiz ve çevremizden çok büyük destek alıyorduk. Savaş her şeyi bitirir ama sanat devam ediyor. Sanatın sergilenmesi zorlaşıyor ama yaratıcılık insan beyninde devam ediyor.
2014 yılının başında Türkiye’ye geldim. Ben de ilk geldiğimde sudan çıkmış balığa döndüm. Yaklaşık bir hafta sokakta uyudum. Sonra burada bulunan birkaç Suriyeli arkadaşın yönlendirmesiyle yerleştim ve buranın kurallarını öğrenmeye başladım. Burada Türkiye’nin verdiği olanaklardan faydalanamadım ama sokakta müzik yaparak hayatımı sürdürmeyi başardım.

TÜRKİYE İKİNCİ VATANIM
Şimdi Türkiye’de halimden memnunum ama yüreğim Suriye’de. Ben de elbet oraya döneceğim çünkü benim vatanım Suriye. Fakat Türkiye bize çifte vatandaşlık hakkı sağlarsa bundan da faydalanmak isterim. Ben de Suriye vatandaşlığından asla vazgeçmeyeceğim. Fakat bunu da söylemeliyim ki ikinci vatanım da Türkiye oldu.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.