Şiir dilini çoklu yönelime taşıyan şair Turgut Uyar

Turgut Uyar’da her şey yeni bir dilin oluşmasına bağlı. Egemen dili konuştuğumuz, onun tuzaklarına düştüğümüz sürece, kurtuluş olmadığını çok iyi biliyor. O, egemen güçlerin diliyle konuştuğu sürece, çok-dillilik ilkesine ayak uyduramıyor çünkü

Şiir dilini çoklu yönelime taşıyan şair Turgut Uyar
22 Ağustos 2016 Pazartesi 11:09

Koray Feyiz
Modern Türk şiirinde çok-dilli şiirin meseleleriyle ciddi bir şekilde uğraşmış bir şair var: Turgut Uyar... 22 Ağustos 1985’te öldü. “Kayayı Delen İncir” (1982) adlı kitabı ile ilgili söyleşide Cemal Süreya’ya şunları söylemiş: “Ben genellikle zamanla bir öyküye ya da şiire dönüşen gözüme çarpan bir biçimden, bir çeşit ıssız adadan yola çıkarım. Bu yolun sonunu da başlangıcını da görürüm; ama arada ne olduğunu göremem. Eğer yıldızlar ya da talihim elverişliyse aradakiler de yavaş yavaş ortaya çıkar. Çoğu zaman gölgelere bakarak attığım adımların izinden geri dönerim.”

EGEMEN DİLİN TUZAKLARI
Bu çok-dilli şiir; Turgut Uyar’ın şiirini, izleksel amaçlı olsa da, sezgiyle elde edilen bir biçimde iletişimsel olan bir dile yönelik, farklı bir şiir tekniğine götürmektedir. Turgut Uyar’dan tanıdığımız izleklerle, tüm insanların durumlarındaki ortak dil paydasını açığa vurmak ve bunu insanlarla ortak bir dil bağlamında bağ kuracak biçimde olabilecek, en doğrudan biçimde iletmektir. Turgut Uyar’da her şey yeni bir dilin oluşmasına bağlı. Egemen dili konuştuğumuz, onun tuzaklarına düştüğümüz sürece, kurtuluş olmadığını çok iyi biliyor. O, egemen güçlerin diliyle konuştuğu sürece, çok-dillilik ilkesine ayak uyduramıyor çünkü. Çok-dillilik veya çok-söylemlilik ya da çok-sözlülük gibi... Başka bir dilsellik... Ama bunların hepsinde ortak olan bu kavramın dilin çoklu yönünü anlatıyor olmasıdır.”Ben sana kürk alamam doğrusu / Güzel bileklerine bilezik alamam / Bir kap yemek, bir elbise / Öyle bir tat var ki fakirliğimizde / Başka hiçbir şeyde bulamam”.

MANİFESTO’YLA GELEN DİL
Turgut Uyar’ın kafasında şöyle bir model var: Demek istiyor ki; “Mühendisler bilhassa fiziği kullanarak birçok sorunu çözüyorlar. Ama dilbilimciler de öyle bir dilbilim yapmalıdırlar ki o bilim de dil problemlerini çözsün”. Bir tür, mühendislik düşüncesini dil alanına taşıyor. Bütün bu gelişmeler içinde ortaya çıkan oluşumları yalnız ütopyalarla anlamak mümkün değil.
1848’lerde biliyorsunuz, Avrupa’da işçi sınıfının büyük bir devrimi oluyor. Marks, Komünist Manifesto... Bir çeşit siyasal hareketle beraber hem bir ütopya hem de bir eleştiri geliyor. Bu ikisinin oluşumu içinde bir ‘dil’ gelişiyor. Bu, 1950’lerde ve 1960’larda egemen olan, biraz mühendislik hünerleriyle hemhal olan bir kurgulama biçimi. Ama 1980’ler sonrasının dünyasında, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçmeye başlanınca, fordist üretimden esnek üretime, modernizmden post-modernizme doğru, ulus-devletler dünyasından küresel bir dünyaya doğru yol almaya başlanınca, çok-dilli şiirin anlamı da değişmeye başlıyor.

MODERN ŞİİRDE ZEKÂ
Modern şiir varsa onun karşıtı bir post-modern şiir de vardır. Post-modern şiir, modernitenin içinden doğacak bir süreç içinde oluşur. Doğabilmesi için, ona eleştiri getirmesi bir başlangıçtır. Ama onun içinde eleştirdiği değerlerin değişmesiyle yeni bir şey ortaya çıkıyor. Yani biz belki post-modern şiirin ne olduğunu, post-modern şiir aşılmaya başladığında tam olarak fark etmeye başlayacağız. Dünyada ve Türkiye’de aslında dilbilimin gelişmesi, pratikte 1900’lere denk düşüyor. Bu da daha çok Batı’da şiiri, zekânın bir işlevi saymak ile ilgilidir; daha çok şiirin bir uzlaşma olduğu görüşüdür. Ama ‘çok-dilli şiir’ kavramı ortaya çıktığı zaman hemen karşımıza şu geliyor: Bir anlamda, bir nesne gibi kurgulanan bir şiir. Buna Turgut Uyar’dan vereceğim bir örnek var ve bu örnekle bitirmek istiyorum:”Seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun / Çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun / Gel ellerini ver en güzel ellerini öyle / Ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle”.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.