Resim tüccarları için manifesto

Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi için dört yıl önce hazırladığı manifestoyu yeniden ısıtıp servis etti. Bu manifestoya göre, büyük müzelerin amacı devleti temsil etmek ve bu da masum bir amaç değil

Resim tüccarları için manifesto
18 Temmuz 2016 Pazartesi 12:32

Fatma Batukan Belge
İnci Eviner Retrospektifi’ni görmek üzere İstanbul Modern’e gittiğimde özel sanat müzelerinin kültürel yaşamımızdaki yerini bir kez daha düşündüm: Bu kurumlar diledikleri sanatçıları topluma tanıtabilir, değerini olduğundan fazla gösterebilir ya da tam tersine görmezden gelebilir. Yani sanat alanında en etkili manipülasyona girişebilirler. Buna karşın kültür ve sanat yaşamının olmazsa olmazıdırlar. İstanbul Modern, SSM, Pera Müzesi olmasaydı pek çok büyük sergiyi izleyemezdik. Tam da bunu düşünürken Orhan Pamuk’un devlet müzelerine karşı çıkışı geldi.

MÜZELER VE EKONOMİK KRİZ
Dünyadaki ekonomik krizin devlet müzeleri de dahil olmak üzere pek çok müzeyi vurduğunu, bütçelerinde kesintiye gittiklerini, kiminin kapandığını, New York’taki Metropolitan Müzesi’nin bile bazı birimlerini küçülttüğünü biliyoruz. Sebep müze ziyaretçilerinin azalması değil, büyük yatırımcıların desteği kesmesi. Rus ve Uzakdoğulu oligarkların da dahil olduğu sanat yatırımcıları ve koleksiyonerler artık kendi kişisel müzelerini- egoseum- kurmayı tercih ediyor.
Orhan Pamuk, 137 ülkede 35 bin üyesi olan Uluslararası Müzeler Konseyi’nin (ICOM) Milano’daki 24. Genel Konferansı’nda (3-9 Temmuz) tam bu aşamada Nobel ödüllü bir yazar olarak, “Müzeler İçin Mütevazı Bir Manifesto” başlıklı manifestosunu bu vesileyle yeniden gündeme getiriyor.

BİREYSEL YAŞAMLARIN MÜZELERİ
Masumiyet Müzesi’ni kurduğunda (2012) yazdığı bu manifestoda savunduğu şu:
“Louvre, Metropolitan, Topkapı, British Museum, Prado gibi büyük müzelerin amacı bireylerin tarihini değil, devletin anlatımlarını öne çıkarmak. Bu da masum bir amaç değil. Anıtsal hazineler geleceğin müzeleri için örnek olmamalı. Müzeler küçülmeli, sıradan insan hikâyelerinin anlatıldığı küçük evler müzeye dönüştürülmeli. Müzeler, insanlığı bir bütün olarak araştırmalı.”
Nobel almadan hemen önce herhangi bir bilimsel veya tarihsel veriye dayanmadan, “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” diyerek emperyalizmin Türkiye’yi bölme planlarına yanıt veren Orhan Pamuk’un manifestosu da sanat mafiyözisinin gereksinmesine karşılık düşüyor.

SANAT: POSTMODERN HURAFELER
İnsanlığı bir bütün olarak ele alma tasarısı için bireylerin hikâyelerini önerisi ilk kez gündeme geldiğinde, Ahmet Cemal, “bu metni, düşünce açısından her rehbere bir reçete gözüyle bakma alışkanlığımızdan bütünüyle sıyrılarak değerlendirmemiz gerekiyor” diye yazmıştı. Doğrudur; Masumiyet Müzesi de gerçek anlamda bir müze değil zaten, romanın görselleştirilmiş hali.
Amaç postmodern söylemlere rehberlik etmek olunca, Orhan Pamuk, manifestosunda resmettiği manzarada tarihler ve milletleri silip, onun yerine hikâyeler ve insanları koyması doğal. Hadi tüm tarihi yapısöküme uğratalım, devletlerin tarihini silelim, en başta Türkiye Cumhuriyeti tarihini, Kurtuluş Savaşı’nı... Kurgusal ve öznel kitaplarla baştan yazalım. Hurafeyi göklere çıkarıp bilimsel verileri çöpe atalım... Neden olmasın? Postmodern dediğiniz de bu değil mi zaten?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.