Mizahın anavatanı burası

‘Mommo’ ve ‘Meryem’ filmlerinin yönetmeni Atalay Taşdiken, bu sefer sürpriz yaparak ‘Arama Moturu’ ile karşımıza çıktı

Mizahın anavatanı burası
04 Haziran 2016 Cumartesi 11:39

Ercan Dalkılıç
[email protected]

Önceki filmlerinin aksine bir komedi olan “Arama Moturu” eksen karakteri olmayan, arama teması üzerine kurulu hikayelerin birbirine bağlandığı hayli farklı bir dramatik çalışmaya sahip. Atalay Taşdiken’le yeni filmi “Arama Moturu” üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

| “Mommo” ve “Meryem” filmlerinizin ardından “Arama Moturu” geldi. Tür olarak oldukça farklı, mizahi bir yapım “Arama Moturu”. Nasıl oldu da mizah türünde bir film yapmaya karar verdiniz?
İnsanlar bir yönetmeni ilk hangi filmle tanırlarsa kafalarında imaj da o filmlere göre oluşuyor. “Mommo” ve “Meryem” daha dram odaklı, Anadolu’nun trajik hikâyelerini anlattığım filmlerdi. Fakat benim yakınımda olanlar bilirler ki, benim çok ciddi bir mizah yönüm vardır, mizahı da çok severim. Fakat “Arama Moturu”nu ben komedi filmi yapmak düşüncesiyle çekmedim. Aslına bakacak olursanız hem “Mommo”, hem “Meryem”deki öyküler, insanlar “Arama Moturu”yla çok örtüşür. Çünkü Anadolu dediğimiz şey her zaman insanların oturup vah vah ettiği, üzüldüğü yaşayış şekli değildir. Ciddi bir mizahı vardır, bu coğrafya ta mitolojik dönemlerden bakın, bugün bulunan kalıntılara, antik şehirlere bakın, mizahın, tiyatronun anavatanı burası. Biz de onlardan soyutlanabilecek biri değiliz. Biz de bu topraklarda onlardan etkilenmiş bir insanız. Anlattığım meseleler çok farklı değil aslında. Daha önce söylemiştim: Anadolu kültürü ile ilgili bir şey yapmaya çalışıyorum. Şöyle benzetiyorum ben; “Mommo” bir ağıttı, “Meryem” bir bozlaktı, bunu da oyun havası yaptık.

| Siz genelde kendi hayatınızdan yola çıkan filmler çekiyorsunuz. “Arama Moturu” ne kadar sizin hayatınızdan izler taşıyor?
Bu film tamamen benim çocukluğumdan bu yana köydeki gözlemlediğim karakterlerin hikâyesi. Mesela Sefil Hasan hikâyesi gözlemlediğim iki-üç karakterin bileşimidir. Bir Almancanın akşam dama çıkıp, alkol alıp bağırması, cebinden paraları çıkarıp havalara saçması çocukluğumdan kalmış enteresan bir hatıradır. Devlet hastanesinde çalışan, çok güzel oynayan bir hademe vardı. O da arabasına biner, hemen bir çeşme başı, söğüt gölgesi bulur, kaşıklarını çıkarır, arabasında bozkır havasını takar, dört kapısını açar yorulana kadar oynar sonra yoluna devam ederdi. Birkaç sefer de onu görmüştüm. Sefil Hasan’ın stres atma metodunu bu karakterlerden edindim. Dedenin hikâyesini ise Anadolu’da neredeyse her köyde görebilirsiniz. Tamamen gözlemlerimden yola çıkarak yaptığım bir filmdir. Aslında bir yanıyla da karakter filmidir “Arama Moturu”.

| Son dönemde oldukça popüler olan yöresel mizah anlayışından besleniyor “Arama Moturu”. Filminizin bu tipte daha önce gördüğümüz filmlerden farkı nedir?
Bu türdeki filmlerin hepsini izlemedim... Fakat bu filmler içinde, tarzın öncüsü “Dondurmam Gaymak”tır bence. Sahiciliği, samimiyeti ve bize oranın insanı ile ilgili çok doğru kodlar vermesidir bu filmi başarılı kılan. Kafa olarak, biçim olarak, hikâye anlatımı olarak “Dondurmam Gaymak”a yakın bir film bizim filmimiz.

| “Arama Moturu”nun oyuncu kadrosu tamamen yerli halktan oluşuyor sanırım. Sözgelimi “Meryem”de profesyonel isimlere yer vermiştiniz. Neden böyle bir tercih yaptınız bu film için?
Hikâyeyi yazarken kafamda köylülerle çalışmak gibi bir şey yoktu. Taslağı bitirdiğimde, yani filmin ne olduğunu kâğıt üzerinde gördüğümde bu projenin oyuncularla yapılmasının benim kafamdaki şey olmadığına karar verdim. Aslında bir riskti profesyonel olmayan oyuncularla çalışmak. Fakat kafamda birisi de yoktu, hiç kimseyi kafamda kurmadan bir şey yazdım. Yazıp bitirdikten sonra, sektörden arkadaşlar ana karakterleri profesyonel olarak kullan, diğerlerini yine köyden kullanırsın, yoksa çok zor zorlanırsın dediler. Ama ben bir risk alacağım, bir şey deniyorum, olmazsa sağlık olsun dedim.

| “Arama Moturu” bana kalırsa kültleşme potansiyeli taşıyan, denemeler içeren, kayda değer bir film... “Arama Moturu”nun esin kaynakları arasında hangi filmler/eserler var?
Hiç esin kaynağım yok, doğrusunu söylemek gerekirse. Projeyi kafamda oluşturup, çok güvendiğim bazı arkadaşlara anlattığımda bana Taviani Kardeşler’in “Kaos” filmini örnek gösterdiler. Bu filmin yapısına benzetebilirsin dediler. Ben film izledim ama böylesine bir hikaye için kullanılacak bir yapı değildi.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.