Kentsel dönüşüm ülkeyi şantiyeye döndürdü

Ben meydan okumak, cesaret vermek istiyorum. Dolayısıyla mağduriyet üzerinden, bir eziklik üzerinden konuşmak istemiyorum

Kentsel dönüşüm ülkeyi şantiyeye döndürdü
14 Temmuz 2016 Perşembe 11:23

Pınar Saraçoğlu
Çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden İnci Eviner, 1980’li yıllardan günümüze yaratım sürecinin yer aldığı retrospektif sergisi ile İstanbul Modern’de. Toplumsal, politik ve sosyo-kültürel koşullar içerisinde kadın ve kimlik politikalarını, kendine özgü bir dille ifade eden İnci Eviner ile sergisi ve kadın sorunları üzerine konuştuk.

| Sergi düzeninizde bir başlangıç ya da son, kronolojik bir yerleştirme yok. Neden?
Yapıtlarımı bir sahne düzeni içinde sergilemek istedim. Çünkü yirmi sene önceki izleyici ve o dönemin fiziki şartlarını bire bir taklit etmek, mümkün değil. Yapıtları, yeni anlamlar üretmelerine olanak verecek şekilde sergiledik. Bu açık sergileme biçimi, yeni ve sürpriz anlamların da ortaya çıkmasını sağladı. Her yapıt tek başına algılanabilirken, hem bütünün içinde yer alıyor, hem de büyük bir manzaranın parçası oluyor. İzleyicinin, sergide kendi yolunu bulmasını, kendince kompozisyonlar yaratmasını istedim. İzleyici için, oldukça yaratıcı bir izleme deneyimi olduğunu düşünüyorum.

| Kadın sorunları gündemin değişmez parçası olmasaydı, yine de eserlerinizin temeline kadını oturtur muydunuz?
Elbette. İşin temelinde böyle bir özne yatıyor. Bu öznenin içinde toplum, toplumun içinde de kendi öznemi, bireyi görmek istiyorum. Çalışmalarım aslında, kim olduğuma, aklımda, bilincimde neler dolaştığına ait notları gösterebilecek bir pratik. Öte yandan içinde bulunduğumuz koşullarda, beni ben yapan her neyse, toplumla da iç içe. Bu, politik meselelerden ayrı düşünülemez. Kadın meselesi Türkiye’de çok yakıcı ama dünyada da ciddiyetini koruyor.

| Kadın meselesini hangi detaylarla işliyorsunuz?
Telaş ve panik duygusuyla, iyi sanat yapılabileceğini düşünmüyorum. Hepimiz çok sert bir gerçeğin parçası ve hedefiyiz. Bu durum, beni derinden etkiliyor. Ancak konuyu araçsallaştırmaktan şiddetle kaçınıyorum. Geniş bir düzlemde kimlik politikalarını sorguladığım söylenebilir. Kadının temsil ve imgeleri arasında bir oyun kuruyorum. Bu temsilleri bağlamlarından koparıp başka bir boyuta taşıyorum. Estetik ve görsel dil, bu hesaplaşmanın mekânı oluyor. Sanatın muhalif gücünü canlı tutmaya çalışmak, sanat pratiğimin en önemli dinamiği ve bu gerilim içinde desen çizmek, sanatı bir özgürlük alanı olarak yaşamamı sağlıyor.

| Desen pratiğinizde mimari çizimler öne çıkıyor. Kentsel dönüşüm adı altındaki rantsal dönüşüm ile silüeti her gün bozulan İstanbul’u nasıl yorumlarsınız?
İktidar; ilerleme dediğimiz şeyi, inşaat ve rant olarak kavramış durumda. Oysa tarihsel olarak hayatımızı, yaşam biçimimizi şekillendiren bir alandır mimarlık. İdeolojik olarak mimarî, modernizm için önemlidir. Modernizmin ikon binaları, Le Corbusier... Öte yandan kendi ülkeme baktığım zaman bu ilerlemeci ve akla dayalı alanın, çarpık bir şantiyeye dönüştüğünü görüyorum. Bu, modernizmle bir hesaplaşmadır.

| Harem adlı videonuzdaki kahkaha neyi simgeliyor?
Çok keskin bir anlamı yok. Çalışmalarımı, proje yapar gibi yapmıyorum. Desen, stüdyo çekimleri, post prodüksiyon ve ben bütün bunların çok içindeyim. Çekimlerde bir süreden sonra, oyuncularla çileden çıkıyor ve gülmeye, kahkaha atmaya başlıyoruz. Bu kahkahanın olmasını istiyorum. Çünkü bir yandan neşe, bir yandan öfke, hüzün ve acı bütün işlerimde yan yana, tıpkı hayat gibi. Ben meydan okumak, cesaret vermek istiyorum. Dolayısıyla mağduriyet üzerinden, bir eziklik üzerinden konuşmak istemiyorum.

| Bu sergi için bir meydan okuma diyebilir miyiz?
Elbette. Bu sergi, hayatta kalmaya, hayatı beslemeye, hayattan beslenmeye, güzel şeyler yapmaya, içinde bulunduğumuz ortamın bizi aşağı çeken, kapasitemizi, enerjimizi tüketen, güzellikleri tüketen baskıya bir karşı koyuştur.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.