İçimizdeki cevherin ışığının peşinde

Prof. Sevim Çizer, son sergisinde lüster dekorlu tabaklarıyla insanın içinde saklı bir cevherin ışığının peşinde. Sanatçı, Ortaçağ simyacılarından çini ustalarına kadar yüzyıllar boyunca ‘aranan o ışık’ın izini sürüyor

İçimizdeki cevherin ışığının peşinde
31 Mart 2016 Perşembe 11:01

Fatma Batukan Belge

Vitriol bir simya terimi, Latince’deki “Visita Interiora Terrae Rectificando Invenies Occultum Lapidem” cümlesindeki sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşmuş bir kelime. Türkçe’ye çevrildiğinde “Dünyanın derinliklerini ziyaret et, damıtırken gizli taşı bulacaksın” anlamı çıkıyor. Yeraltına ya da cehenneme inme sembolizmi aslında insanın kendi içindeki öze, aydınlanmaya ulaşma deneyimini anlatıyor. İster Hades ülkesi gibi mitolojik söylemlerde ve Dante’nin “İlahi Komedya”sındaki gibi edebiyat yapıtlarında, ister inisiyasyon geleneklerinde ve tasavvufta geçsin; insanlar binlerce yıldır o cevherin ışığının peşinde. Seramik sanatçısı Sevim Çizer de “Aranan Işık” başlıklı sergisinde Ortaçağ simyacıları ve Abbasi çini ustalarının peşinden o büyülü altın parıltısının çağdaş seramik yüzeylerde izini sürüyor.
Bir seramik sevdalısı olan Duygu Bağlan’ın Kuledibi’nde açtığı D’Art Galeri’si pek çok galericinin sergilemeyi tercih etmediği seramiğe destek veren bir çaba. Galerinin salonları 9 Nisan’a kadar Sevim Çizer’in sergisine ayrılmış. 45 civarında yapıtın yer aldığı serginin büyük bölümü lüster dekorlu porselen tabaklardan oluşuyor. Bir kısmında ise Çizer’in seramiği kültürel miras bağlamında ele aldığı çalışmaları görülebilir.

TİTİZ VE DİSİPLİNLİ
Prof. Sevim Çizer, çağdaş Türk seramiğinin oluşmasında önemli katkı sağlamış bir kuşağın temsilcisi. Seramiğin diğer plastik sanat disiplinleri arasında sağlam bir şekilde yer almasını sağlayan çabalar arasında onun emeği yabana atılamaz. Her şeyden önce yeni seramik sanatçılarının yetişmesini sağlayan Türkiye’deki en iyi beş seramik bölümünden birinin kurucusu (1987). Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nün Başkanı olarak görevini sürdürüyor.
Titiz ve disiplinli bir akademisyen olan Sevim Çizer’in seramik çalışmalarında da aynı titizliği görmek mümkün. Biçim arayışından çok seramik yüzey dekorları konusundaki çalışmalarıyla öne çıkan sanatçının yapıtlarında teknik bilgi ve donanımının yüksekliği ile mükemmel finisyon görülüyor.
Seramik yüzey üzerinde metalik pırıltılar oluşturan lüster, ilk olarak 9. yüzyılda Abbasi sanatında görülen bir teknik. Çağdaş bir seramik sanatçısı olan Sevim Çizer de yapıtlarının dekorunda lüster tekniğini yetkinlikle uyguluyor.
“Lüsterli bir iş gerçek bir hologramdır” diyor, “Sıradan bir bakışla sadece göz alıcı boyalı bir yüzey gibi görünür. Oysa yüzeyine uygun açıda bir ışık gelirse ve yine doğru açıdan bakılırsa, bakanı içinin gizemli derinliklerine çeker, o görüntünün içine girilebilir ve içindeki cevher keşfedilebilir.
İnsan da öyle değil midir? Kişileri dış görünümlerindeki yanıltıcı parıltılarla değil, kişiliklerinin derinliklerine inmek için çaba harcamak ve onları gerçekten tanıyabilmek için doğru bir bakış açımız olması gerekmez mi?” Gerçekliğin kalmadığı, insani duyarlılıkların, etik değerlerin, sevgi ve dostluk gibi kavramların erozyona uğradığı günümüzde sığ yaşantıların eleştirisini bu şekilde dile getiriyor.

FELSEFİ BİR YÖNELİM
Çizer, sadece lüster değil terrasigillata gibi tarihi seramiklerin üretim teknikleri ve kültürel miras kapsamında seramik olgusu üzerine de çeşitli projeler yürütüyor. Bu yönde ürettiği bazı çalışmalarına son sergisinde de yer vermiş.
Bu deneyimli sanatçı için lüster yapımında kulanılan vitriol, kimyasal bir reaksiyonun ötesinde felsefi bir yönelim. Bilgelik ve aydınlanmaya ne kadar zor ulaşılıyorsa, seramikte o pırıltılı altın rengi lüster de o denli zor elde ediliyor. Deneyime, zahmetli bir üretim ve pişirim sürecine dayanıyor. Sanatçı, yapıtlarının yüzeyindeki o pırıltıya ulaşmak için kendi taşını da sabırla yontuyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.