Halet Çambel 100 yaşında

Çok okur, çok dinler, az ama öz konuşurdu. Balık vermez, balık tutmayı öğretirdi. Toroslar’da ya da Ergani Ovası’nda “Halet Hoca” adı insanların yüzünde hoş bir esinti yaratır

Halet Çambel 100 yaşında
16 Ağustos 2016 Salı 11:47

Yaşar Öztürk
Babası Atatürk’ün yakın çevresinde bulunanlardan biriydi. “Çambel” soyadı Atatürk’ün armağanıydı aileye. Ülkesi için çıkar, mevki beklemeden hizmet eden, Türk Tarih Kurumu başkanlığı da yapan Hasan Cemil Çambel, 24 yapıta imza attı. Selma Lagerlöf’ten çevirdiği öyküden uyarladığı “Aysel, Bataklı Damın Kızı” senaryosunu Muhsin Ertuğrul sinemaya uyarladı. Değerli evlatlar yetiştirdi. Türkiye’de kanserle mücadelenin öncüsü Perihan Çambel, Yakın Türkiye Tarihi ve Atatürk konusunda önemli yazılar kaleme alan Leyla Çambel ile bilimsel çalışmalarıyla uluslararası üne sahip mühendis Ali Bülent Çambel.
Türkiye’nin yüz akı kadınlarından biriydi, Halet Çambel. Atatürk’ün özlemini duyduğu bir dünyanın kapılarını aralayan öncü bir kadın... Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu oldu. Berlin’de Hitler’in elini sıkmayan ellerini Hititler’e, arkeolojiye uzattı. Türkiye’nin ilk öncü kadın bilim insanlarındandı. Prehistorya Kürsüsü’nü kurdu.
“Ben” değil, “biz”di felsefesi. “Ben her şeyi bilirim, ben yaparım” demezdi. Kazı alanlarını insanlığın ortak mirası olarak gördü, kendi alanlarında yetkin ve deneyimli olan yerli ve yabancı mimarlar, antropologlar, botanikçiler gibi uzmanları konuk ederek, dünü ve bugünü buluşturdu. Geleceğe bir köprüydü. Sözlü kültürü, yaşatmaya girişti. Ruhi Su yöre türkülerini derledi. Pertev Naili Boratav folklor araştırmaları yürüttü. Geleneksel el sanatları yeniden can buldu. Arkadaşları Nâzım Hikmet’ten Vedat Günyol’a, “O Güzel İnsanlar”la aydınlanmanın meşalesini taşıdı.
Çok okur, çok dinler, az ama öz konuşurdu. Balık vermez, balık tutmayı öğretirdi. Toroslar’da ya da Ergani Ovası’nda “Halet Hoca” adı insanların yüzünde hoş bir esinti yaratır. Çünkü o sadece öğrencilerinin değil, ulaşabildiği herkesin “Halet Hoca”sıydı. Çocukların, özellikle kadınların... “Varsınız!” demekle yetinmedi; onları ayrıca ekonomiye, üretime yönlendirerek var olmalarını sağladı. Yerin altında ışığa çıkmayı bekleyenlere olduğu kadar yerin üstünde karanlıkta, gölgede kalanlara da ışıktı. Mütevazıydı. Yakın arkadaşı Yaşar Kemal’in doğduğu ve yapıtlarına kaynak olan topraklarda Karatepe, Diyarbakır’da ise Çayönü ile insanlık tarihinin aydınlatılmasına, yeniden yazılmasına büyük katkı sağladı. Asla böbürlenmedi. Evrensel düşünüş ve duruş açısından da örnekti. Bir ışıktı. Bakanları kör etmeyen, tam tersine keskince görebilmelerini sağlayan bir ışık. Kul köle olmadığı gibi, kul ve köle de edinmedi. “Sahip olmak” değil, “birlikte var olmak”tı tüm isteği. Giyim kuşamı, oturup kalkışı, iletişimi ve bildirişimi hiçbir zaman dışlayıcı ya da mesafe koyucu değil, kucaklayıcıydı.
Destansıydı yaptığı her iş ve yaşadığı “aşk”... Aşk “Leyla ile Mecnun” hikâyesidir Doğu’da, “Romeo ve Juliet”tir Batı’da. Fuzulî ya da Shakespeare tanığı olsaydı, Halet Çambel ile Nail Çakırhan’ın yaşadıklarına görkemli bir eser yazardı. Halet Çambel aşkın başkahramanıdır. “Mutlu aşk yoktur!” diyenlere en güzel yanıtı verdi. Birbirini bulabilmiş iki odalı tek yürektiler. Birbirlerine hayat sunup durdular.
Ölüm bile onları ayıramadı. Mezarda da yan yanalar. Çayönü, Karatepe, Akayaka’daki Ağahan Ödüllü alaylı mimar Nail Çakırhan imzalı evler... Onlar ışıklar içinde yatıyor ve bizlere de ışık olmayı sürdürüyorlar.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.