Entelektüel otopsi raporum

Ben bir cahilim, hem de zırcahil. Eğer bu yazıyı gerçeğe uygun yazmayı başarabilseydim bilmediklerimin, anlamadıklarımın, listesi yüzlerce sayfa tutardı. En kötüsü de binlerce bilmediğim şeyi, bilmediğimden bile habersizim. Ben böyleyim ey okur. Peki ya sen? Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.*

Entelektüel otopsi raporum
16 Haziran 2015 Salı 14:24

 Ben Taylan Kara, okurlara itiraf ediyorum. Ben bir cahilim, hem de zırcahil. Kuantum elektrodinamiği hakkında cahilim. Organik kimya konusunda bir kimya mühendisi beni serçe parmağıyla kandırabilir.  Japon dili ve hatta edebiyatı hakkında zırcahilim. Katıhal fiziği, yüksek enerji fiziği, atomaltı parçacıklar, türev, integral, Gödel’in eksiklik teoremi hakkında acınacak kadar bilgisizim. K. Gödel’in “Principia Mathematica Gibi Dizgelerin Biçimsel Olarak Karar Verilemeyen Önermeleri Üzerine” adlı doktora çalışmasından hiçbir şey anlamıyorum. Lorenz dönüşümünün ne anlama geldiğini bilmediğim gibi bu konuda neyi bilmediğimi bile bilmiyorum. Dahası bu Lorenz’i (Hendrik Lorenz) yıllardır Konrad Lorenz ile karıştıracak kadar aptalım.

Son 100 yıldır fizikteki önemli olayların hiçbirini yeterince anlayamıyorum. Bu konuda yüzlerce sayfa okuduğum ve gidip ziyaret ettiğim halde, CERN’de neler olduğunu hiç anlayamıyorum. Higgs bozonunun varlığını denklemlerle nasıl öngörebiliyorlar aklım almıyor. Higgs’ten çok daha eskilerini de anlayamıyorum. O kadar anlayamıyorum ki ortaya konalı 100 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Planck sabitini bile anlayamıyorum. Sadece kuantum fiziği mi: klasik fiziği de yeterince anlayamıyorum. Kafamı ne kadar zorlasam da fizikte ulaşabildiğim en güncel zaman 1800’lü yılların sonu olabiliyor ancak. Buradan anlaşılacağı gibi fizik konusunda bir aptal, kafası basmayan cahil bir adamım. Sadece fizik mi?
Sinemadan hiç anlamıyorum. Eisenstein’ın Potemkin Zırhlısı’nı izlerken içimi sıkıntı basıyor. Kieslowski’nin niçin büyük bir yönetmen olduğunu anlayamıyorum. Tarkovski’nin uzun sekanslarının çoğunun ne anlama geldiğini bilmiyorum. Bergman’ın Persona filmini anlayamadım. Vertov’un, Haneke’nin, Triers’in birçok filmini hiç izlemedim, izlediklerimi de anlamadım.
KANDINSKY'NİN SOYUT SANATI, PICASSO'NUN KÜBİZMİ
Dinlediğim klasik müzik eserleri hakkında geliştirdiğim duygular hala “hoşlanma-hoşlanmama” duygusunun baskısı altında eziliyor. Schœnberg’in atonal müziğini anlamıyorum, bunu anlamadığım gibi Bach’ın tonal müziğini de tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem. Dinleyerek bir müzik parçasının Barok ya da romantik döneme ait olduğunu çıkaramıyorum. Bale hakkında hiçbir fikrim yok. Kokoschka’nın dışavurumculuğunu, Kandinsky’nin soyut sanatını, Picasso’nun kübizmini kendi kendime anlamaktan acizim. Guernica’nın sanatsal değerini resimle ilgisiz birine kanıtlayamıyorum. Degas ya da Kandinsky’nin hiçbir resminin aslını görmedim. Cezanne, Renoir, Monet, Da Vinci, Rembrandt’ın resimlerinden aslını gördüklerimden ise doğru dürüst bir şey anlamadım. Bu resimler sıradan resimlerle yan yana konsa birbirinden ayırt edemeyecek kadar resim cahiliyim. 
Kiril, Yunan, Ermeni, Japon, Çin alfabelerini bilmiyorum. Sümerce, Akadça, Süryanice anlamıyorum. Rusça, Japonca, Çince ve bunlar dışında konuşulan yüzlerce dili hiç anlamıyorum. İki yüzü aşkın ülkenin %90’ından fazlasını hiç görmedim. Malezya, Paraguay, Gambiya, Kamçatka, Tazmanya ve benzeri onlarca bölgenin; Lapon, Aborjin, Sih ve benzeri onlarca halkın tarihi hakkında üç cümle bile kuramam.
Adorno’nun Minima Moralia kitabını ancak 5 kez okuduktan sonra anlayabildim. Ne kadarını anlayabildiğimi hiç sınamadım, sınanma olanağı olsa muhtemelen tam anlayamamış olduğum ortaya çıkar.
BİLMEDİĞİM BİNLERCE ŞEY
Okumayı tasarladığım kitapların %90’ından fazlasını okuyamadım. R. Musil’in Niteliksiz Adam kitabına yıllardır başlayamadım. Ahmet Cevizci’nin Felsefe Sözlüğü’nü yıllardır bitiremedim.  T. Mann’ın Dr. Faustus’unu, Hesse’nin Boncukoyunu’nu, Lowry’nin Yanardağın Altında kitabını, M. Gorki’nin Klim Sangin kitabını hala okumadım. Üstelik okumayı da düşünmüyorum.
Eğer bu yazıyı gerçeğe uygun yazmayı başarabilseydim bilmediklerimin, anlamadıklarımın, yapamadıklarımın listesi yüzlerce sayfa tutardı. Burada yazmadığım diğer şeylerin de büyük bir çoğunluğunu bilmiyorum. Ne kadar çok öğrenirsem öğreneyim, bilmediklerim bildiklerimden hep çok daha fazla oluyor. En kötüsü de binlerce bilmediğim şeyi, bilmediğimden bile habersizim.
Ben böyleyim ey okur. Romalı şair Horace olsa yazıyı şöyle bitirirdi:
Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.*
*Neden gülüyorsun ki? İsimleri değiştir, anlattığım senin hikayendir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.