Çağına sığmayan aydın

Mazlumdur, her baskı döneminde zulüm görmüştür, ancak dik başlıdır. “Aydın dik başlı olur” sözünün ete kemiğe bürünmüş halidir Aziz Nesin. O’na göre, “Türkiye’nin Aziz Nesin’den başka aydını yok”tur! Her aydın için geçerli sorumluluk beyanıdır bu. Her gerçek aydın bu cümledeki isim yerine kendi adını yazmalıdır

Çağına sığmayan aydın
06 Temmuz 2015 Pazartesi 16:04

Mecit Ünal
Nesin Vakfı, doğumunun 100. yılında Aziz Nesin’i daha yakından tanımak, tanıtmak ve değerlendirmek amacıyla “Ömrüne Sığmayan Adam/A Life Overflowing” başlıklı bir sergi düzenliyor. 10 Haziran - 16 Temmuz günleri arasında gezilebilecek sergi, Aziz Nesin’i içinde yaşadığı tarihsel kesitle birlikte geride bıraktıkları aracılığıyla anlatmayı amaçlıyor. Sergi, 6-7 Eylül olayları, 12 Eylül, Sivas Madımak Katliamı gibi Türkiye’yi derinden etkileyen, yakın tarihimizde derin izler bırakan olaylara bir de Aziz Nesin’in gözünden bakmamızı sağlayacak. Edebiyat dünyasına, gündelik hayata ve siyasete de yine Aziz Nesin’in gözünden bakacağız bu sergiyle birlikte. Aziz Nesin’in el yazması notları, kişisel eşyaları, aldığı ulusal ve uluslar arası ödüller ile kitapları yanında yaşamını anlatan video röportajlar ve belgesellerin de yer alacağı bu sergiyle Nesin Vakfı, Aziz Nesin’in tüm arşivini de paylaşıma açmış olacak.
Vakıf geçen yıl da bu büyük aydınımızın eski yazıyla tuttuğu notları 13 kitap olarak yayımlamış, kitaplarda Aziz Nesin’in Madımak Katliamı anlattığı notlarını da yer vermişti.
AYDIN KATLİAMI
Türkiye’de çok daha uzun yıllar boyunca Aziz Nesin denilince Madımak’ın, Madımak denilince de Aziz Nesin’in hatırlanacağı ve belli kesimlerde bu katliamın sorumluluğuna indirgeneceği açıktır. Daha birkaç gün önce AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda CHP’li milletvekili Zeynep Altıok’a söylediği “Keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi dediniz mi?” sözleri bu durumun ne kadar gerçek olduğunu gösteren güncel bir örnek.
Madımak bir aydın katliamıdır ve bu katliam üzerinden 22 koca yıl geçmesine karşın hâlâ sürmektedir. Katliamcıların arasına avukat olarak katılanlarla -birçoğu sonradan milletvekili de oldu- yıllar sonra milletvekili olarak katılanlar da hâlâ o yangını üflemektedirler.
AYDINLARIN BAŞSUÇLUSU
Bugün 6 Temmuz ve Aziz Nesin’in ölümünün 20. yılı. Öte yandan da, 2015 bu büyük aydınımın 100. doğum yılı.
Aziz Nesin ülkemizin yaşadığı çağa sığmayan aydınlarından biri ve işte bu iki önemi günde o milletvekilinin ettiği sözün arkasında bulunan temel bir gerçek şu ki, Türkiye’nin aydınlarıyla sorunu var.
Türkiye kadar aydınlarını suçlayan, işsiz bırakan, sürgün eden, yetmezse hapse atan, o da yetmezse katleden başka bir ülke var mı?
Öncesi ayrı ve başlı başına bir konu, ama, Tanzimat’tan bu tarafa Türkiye’de aydınların suçlanması toplumsal bir gelenek olagelmiştir. Aydın, iktidarından muhalefetine, sağından soluna hemen herkesin üzerinde fikir birliği ettiği günah keçisidir. Ve Aziz Nesin de yakın tarihimizdeki baş suçlu aydınlarımızdan biridir. Madımak katliamından 2 yıl 4 gün sonra son bulan hayatı bunun örnekleriyle doludur.
Sözgelimi, üsteğmen rütbesindeyken ordudan tard edilmesinin gerekçesine yazılan “görev ve yetkisini kötüye kullanma”nın ne olduğunu askerlikten sonraki yazı hayatı göstermekte gecikmeyecektir.
SORUMLULUK BEYANI
CHP’nin son yılları ve DP iktidarı boyunca ya içerde ya takip altındadır. 6-7 Eylül olaylarında ise olayların olağan şüphelisi olarak tutukludur örneğin. 12 Mart ve 12 Eylül’de içerde değilse takiptedir ve yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur. Mazlumdur, her baskı döneminde zulüm görmüştür ancak dik başlıdır. “Aydın dik başlı olur” sözünün ete kemiğe bürünmüş halidir Aziz Nesin. Yakın tarihimizin en önemli aydın eyleminden ikincisinin, “Aydınlar Dilekçesi” eyleminin salt örgütleyicisi değil, bizatihi kendisi olmuş, Kenan Evren’i mahkemeye vermiştir. Aziz Nesin’e göre, “Türkiye’nin Aziz Nesin’den başka aydını yok”tur! Her aydın için geçerli sorumluluk beyanıdır bu.
Her gerçek aydın bu cümledeki isim yerine kendi adını yazmalıdır. 
BİR TOP IŞIK
1993’te, 2 Temmuz’dan önce, İstanbul’un çeşitli yerlerinde, Aksaray’da, Taksim’de, Kadıköy’de halka o günlerde başyazarı olduğu Aydınlık gazetesini imzalardı. Çevresinde meraklı, ilgili, hareketli, yoğun, sımsıkı, canlı ve heyecanlı, ses geçirmez bir kalabalık oluşurdu. O yine de kalabalığın dışına taşmasını başarır, sesini, mimiklerini en arkadakine ulaştırmasını bilirdi. 
Gazeteye geldiği zamanlarda da içeriye birden bir top ışık düşerdi ve her yeri kaplardı sanki, bana öyle gelirdi. Işığı kendisine, kendisi ışığına sığmazdı, bunu hissederdiniz.
Doğumunun 100., ölümünün 20. yılına rast gelen sergi bağlamında hemen aklımdayken söyleyeyim; binlerce fotoğraf, eşya, kitap ve belgeye karşın “Ömrüne Sığmayan Adam” başlığı Aziz Nesini ifade etmekte yine de çok eksik kalıyor bence... “Çağına sığmayan aydın” demek, Aziz Nesin’i çok daha iyi tanımlıyor gibi geliyor bana.
Onun yokluğunu bugün çok daha derinden hissediyoruz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.