Asya Çağı’nda şairin görevi - 4

Atlantik terörizminin saldırısına uğrayan Suriye, BM güvencesinde Rusya’yı yardıma çağırdı. Rus hava kuvvetlerinin müdahalesi bölgemize nefes aldırdı.

Asya Çağı’nda şairin görevi - 4
01 Haziran 2016 Çarşamba 11:09

Hüseyin Haydar

Atlantik terörizminin saldırısına uğrayan Suriye, BM güvencesinde Rusya’yı yardıma çağırdı. Rus hava kuvvetlerinin müdahalesi bölgemize nefes aldırdı. Ancak Türkiye tarafından Rus uçağının haksız düşürülme komplosu, düşmanı sevindirdi, fakat iki büyük milletin vicdanını rahatsız etti. Bu komployu kuranların büyük bir suç işlediği açık değil mi?

“MİLLETİMİZİN RUS YARDIMINI UNUTMASI SUÇ OLUR!”
Tarih Türk-Rus dostluğunun ve silah arkadaşlığının parlak sayfalarıyla doludur. Bu dostluk ilişkisi Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ve ayakta kalışının temel taşlarındandır. Bakınız Atatürk bu gerçeği nasıl dile getiriyor:
“Eğer Rusya’nın desteği olmasaydı yeni Türkiye’nin (emperyalist) istilacılar üzerindeki zaferi, kıyaslanmayacak kadar çok daha büyük kayıplarla kazanılabilirdi veya belki de zafer hiç mümkün olmazdı. Rusya, Türkiye’ye hem manevi, hem de maddi yardım göstermiş ve milletimizin bu yardımı unutması suç olur.”

“RUS İNSANININ YÜREĞİ ALTINDAN DEĞERLİDİR”
Kurtuluş Savaşımız sırasında Rusya’dan Türkiye’ye gönderilen altınlar ve motorlarla, gemilerle taşınan tonlarca silah, teçhizat ve mühimmat iki halkın kader birliğinin sonucuydu.
Bir keresinde gelen altınları Rus devlet adamı Semyon Aralov teslim ettiğinde, Mustafa Kemal şöyle diyor: “Bizim için büyük bir nimet. Fakat Rus insanının yüreği daha değerli. Onun sadakati satın salınamaz. Lenin bu sadakati hak ettiğimizi düşünüyor. Bunun için ona çok teşekkür ediyorum.” (Mehmet Perinçek, Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri, Kaynak Yayınları).

“SANAYİNİZİ KURMAZSANIZ, SİZİ YERYÜZÜNDEN SİLERLER!”
Rusların yardımı Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da sürdü. Atatürk, asıl büyük mücadele şimdi başlıyor, diyerek, ekonomi alanında yapılacak atılımlara işaret ettiği dönemde, yine bize yardım elini Rusya uzatıyor.
Para desteği almak için Mayıs 1932’de İsmet İnönü, Tevfik Rüştü, Hüseyin Ragıp Bey Moskova’ya gidiyor. ,Josef Stalin ve Molotov’un da katıldığı toplantıda kredi karara bağlanıyor. Türk sanayisinin temellerinin atılması için Sovyet Rusya bize, sıfır faizle 8 milyon dolar kredi veriyor. Karşılığı tarım ürünleriyle 20 yılda ödenecektir.
Toplantının sonunda Stalin, İsmet İnönü’ye büyük bir dostlukla şu tarihi uyarıyı yapıyor: “Eğer kendi sanayinizi kurmazsanız, sizi yeryüzünden silerler!” (Mehmet Perinçek, Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri, Kaynak Yayınları).

ASYA ZAFERİNİN ÖNKOŞULU: KEMALİST TÜRKİYE
Bugün de bölgemizde aynı denklemin geçerli olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin başına geçecek bir Kemalist iktidar, Türkiye’nin bağımsız kararlar almasını sağlayacaktır. Böylece Rusya başta olmak üzere Batı Asya ülkeleri Atlantik’in tehditlerini daha kolay savuşturacaktır.
Unutulmamalı ki Kemalist bir Türkiye, Vatan Savunması savaşında Asya Çağının lider ülkeleriyle aynı safta buluşmak demektir. Kemalist Türkiye, Türk ve Müslüman halkları Atlantik’in nüfuz alanından ve tetikçisi, kölesi olmaktan kurtaracaktır.

ASYA ÇAĞINDA ŞAİRİN GÖREVİ
Biz, Asya Çağı şairleri, insanlığa ana kucağı olmuş bozkırların, okyanusların, sonsuz ırmakların, göğe ulanan dağların şairleriyiz. Ruhumuza işleyen korkusuzluk bu topraklardaki halkların ortak karakteriydi. Puşkin’ler, Nazım’lar Çarlardan, Sultanlardan korkmadı.
Sahip olduğumuz yüce gönüllülüğü de yine bu topraklarda yaşayıp kaynaşmış kadim halklardan aldık.
Biz, Asya Çağı şairleri, sahip olduğumuz kültür mirasının bize yüklediği sorumluluğun bilincindeyiz. İlyada’dan Şahname’ye, oradan sayısız kahramanlık destanlarına, türkülere, danslara kadar en kutlu insan serüvenlerini bizim atalarımız yarattı.
Biz, Asya Çağı şairleri, Türk, Rus, Arap, Fars, Çin, Hint olarak insanlık kültürünün belkemiğini oluşturuyoruz. Biz, Asya’nın belkemiğinden yaratılan Asyalı şairler, büyük vatana karşı hiçbir tehdidi karşılıksız bırakmayacağız.
Biz, Asya Çağı şairleri savaşın, siyasetin, diplomasinin çözemediği sorunları şiirlerimizle çözeceğiz. Bu yasanın geçerliğini “Büyük Rus Milletinden Özür” şiiri doğrulamıştır. Şiirlerimiz, bölgemizdeki vatan savaşlarının zaferini, sanat cephesinde yansıtacaktır. İşte o zaman Şili’li şair Neruda’yı anımsayabiliriz: “Şiir boşuna yazılmış olmayacak!”
Şimdi gelin kapanış sözünü Asya’nın en büyük şairlerinden Yunus Emre’ye bırakalım. Moğol istilalarının yaşandığı dönemde, şöyle diyor ermiş Yunus:
“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz!”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.