Asi yazar Erbil

Edebiyatın ‘Güç Odakları’na hep karşıdır Leylâ Erbil. Bu nedenle ‘Gecede’ adlı öykü kitabı (1968) sonrasında, ödüllere katılmaz. Yapıtlarının ilk sayfasında ‘Bu kitap hiçbir ödüle katılmamıştır’ açıklaması yer alır

Asi yazar Erbil
19 Temmuz 2016 Salı 11:38

İnci Ponat

1970’li yıllardı. Leylâ Erbil’in ilk romanı ‘Tuhaf Bir Kadın’ı okuduğumda, ‘tuhaf bir yazar’la karşılaştığımı fark etmiştim. Asi, kural tanımaz, sarsıcı bir yazar...
Tavrını tüm yapıtlarında sürdüren Leylâ Erbil, başkaldırıyı sanatsal bir şölene dönüştürebilme ustalığı ve özgün diliyle, 1950 kuşağı yazarları arasında kanımca farklı bir konuma sahiptir. Onun yazıya başladığı 1950’li yıllara göz atacak olursak, Türkiye’de kapitalizmin hızla yayıldığı, ülkenin Amerikan yayılmacılığına peşkeş çekildiği bir dönem karşımıza çıkar. Demokrat Parti’nin baskıcı uygulamaları, aydınları ve öğrencileri susturma çabaları, sol düşünceye yönelimi başlatır. 1960 askeri darbesinden sonra yürürlüğe giren 1961 Anayasası’yla özgürlükler genişletilmiş, aydınlara soluk alabilecekleri geniş bir alan yaratılmıştır. Türkiye İşçi Partisi bu dönemde kurulur. Leylâ Erbil de üye olur bu partiye ve orada Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan-Nazife Cemgil gibi onun düşünce dünyasını büyük ölçüde şekillendirecek aydınlarla tanışır.
İlk etkilendiği yazar Samuel Beckett’tir. Onun ‘Godot’yu Beklerken’ adlı oyununu izledikten sonra, tüm yapıtlarının tiryakisi olur. Yazın yaşamına şiirle başlayan Leylâ Erbil’i öykü ve romana yönlendiren yazar ise, 1953 yılı sonlarında tanıştığı ve büyük hayranlık duyduğu Sait Faik’tir. İlk öykü kitabı Hallaç’ın birinci bölümünü Beckett’e, ikinci bölümünü ise Sait Faik’e adamış olması, bu hayranlığın somut ifadesidir. Ünlü edebiyatçılar dışında, iki önemli kişi daha vardır etkilendiği: Freud ve Marks.

ARKEOLOG TAVRI
Leylâ Erbil, tabulara, dogmalara, geleneklere, kentsoylu yoz aydınlara, her alandaki güç odaklarına, toplumumuzda ikincil konumdaki kadının yalnızca cinsel nesne olarak algılanmasına, olumsuz gördüğü her olguya, yüreklice meydan okur yapıtlarında. Din, dil, aile, evlilik gibi toplumsal kurumları da sürekli olarak sorgular. Kendi gerçeğine ulaşmaya yönelik öyle büyük bir çaba içindedir ki, Ahmet Cemal onu ‘kendi gerçekliğinin arkeolojisi olan yazar’ diye niteler.

ASİ SÖZCÜKLER
Erbil’in öykü ve roman kahramanları bunak, yarı deli, uçuk kaçık tiplerdir. Zihinsel engelliler, konuşma engelliler, histerik tiplerin yanı sıra, toplumdaki ve dünyadaki olumsuzlukların çıldırma noktasına getirdiği aydınlardır kimi zaman. Çoğu kadındır bu aydınların. Tuhaf Bir Kadın’daki Nermin, Kalan romanındaki Lahzen, Cüce’deki Zenime vb.
Yazar; başı sonu belirsiz, alabildiğine uzun, kuralsız tümceler kurdurtur öykü kahramanlarına. Sözcükleri de kendi gibi asidir; sıraya dizilmezler çoğu zaman; metnin içinde istedikleri gibi dolaşır, beğendikleri yere özgürce kurulurlar. Bu başına buyrukluk, anlamsızlığa düşmeden, metni büyüleyici kılar. Bilinen noktalama imleriyle de yetinmemiştir yazar. Onlara kendi buluşu olan yeni imler ekleyerek, yazdığı metinlerin daha doğru algılanması için okura kolaylık sağlamıştır. Virgüllü ünlem, virgüllü soru, üç virgüllü soru imi ve türevleri onun buluşudur. Bilinçakışı tekniğiyle yazdığı ‘Ayna’ öyküsünde ise hiç im kullanmamıştır.

MÜCADELENİN İÇİNDE
Sıra dışı bir yazar oluşunun yanı sıra, toplumsal konulara duyarlı, örgütlenmeyi önemseyen bir eylemcidir aynı zamanda. Ağır bir hastalığa yakalanıncaya dek tüm 1 Mayıs’larda en öndedir. 1970’te Türkiye Sanatçılar Birliği’nin, 1974’de Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kurucu üyeleri arasındadır. 1996’da F tipi cezaevlerindeki ölüm oruçlarının durdurulması için hazırladığı bildiriyi yüz kadar yazar ve şair imzalar. 1999’da, kazanamayacağını bildiği bir seçimde, ÖDP’den milletvekili adayı olur. Aynı yıl, Berlin Üniversitesi’nde K. Schweibgut’un yazar üstüne doktora tezi Almanca yayımlanır. Edebiyatın ‘Güç Odakları’na hep karşıdır Leylâ Erbil. Bu nedenle “Gecede” adlı öykü kitabı dışında, ödüllere katılmaz. Yapıtlarının ilk sayfasında, “Bu kitap hiçbir ödüle katılmamıştır” açıklaması yer alır. 1998 Mektup Aşkları’nda aşkı yenilikçi bir yaklaşımla sorgular.
Cüce’de, “günümüzün sürekli görüntüde kalmak isteyen insanı”nı çarpıcı kesitlerle sergiler, Nobel Edebiyat Ödülü’ne PEN tarafından aday gösterilir (2002).

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.