Kadın, keşif ve buluş

Aysan Gürer

Aysan Gürer



Okunma 10 Temmuz 2016, 09:41

İÜ Mühendislik Fakültesi Uygulamalı Mühendislik Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Aysan Gürer’le tarih boyunca kadınların yenilikçilik, buluşlar ve icatlar alanındaki yerini konuştuk. Gördük ki maalesef kadınlar bu alanda erkek egemenliğinin altında...

Kubilay Kızıldenizli

İstatistiklere bakıldığında kadınların keşif ve buluşlarda tohumu patlamış buğday başakları gibi serpildiğini ve içten içe etkisini hissettirdiğini görüyoruz. Bu konuda en kuvvetli örneklerden biri ‘Matematiğin NOBEL’i’ sayılan Fields madalyasını 2016 yılında komşu kızı Meryem Mirzahani isimli İranlı kadın Matematikçinin almasıdır. Bunun önemi, her dört yılda bir verilen bu ödülü, yaklaşık iki yüzyıldır ilk kez bir kadın matematikçinin almasıdır. Söz konusu ödül, matematik gibi soyut, ama kesin bir bilim alanında erkek egemenliğinin kırılması açısından ilk ve en önemli kadın başarısıdır. Kadına erkeklerle eşit oranda olanak tanındığında, ileri düzeyde matematik yapmanın erkeklere özgü olduğu (kadın işi olmadığı) düşüncesini yıkabildiğini gösteriyor. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik Fakültesi Uygulamalı Mühendislik Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysan Gürer’le tarih boyunca kadınların yenilikçilik, buluşlar ve icatlar alanındaki yerini konuştuk.

BULUŞ VE İCADIN FARKI
| Aysan Hanım, dilerseniz öncelikle buluş, keşif ve icadın anlamlarından başlayalım. Bu üç kavram arasında fark var mıdır?

Keşif, var olan bir coğrafi varlığın bulunmasının; buluş, var olan doğa yasalarının ortaya çıkarılmasının matematiksel kuramlarla ifade edilmesidir, örneğin Maxwell’in elektromanyetik kuramı gibi. İcat ise en az iki ögeyi birleştirerek, farklı bir nesne elde etmemizi tanımlar. Buna iyi bir örnek, Eli Witney’in bir tarak ve bir silindiri bir araya getirdiği çırçır makinesi icadıdır. Buluşların tümü, insanlık kültüründe, çok önemli kalıcı bir değişikliğe yol açmışlardır.

KADINLARIN PAYI
| Hocam, buluş ve keşiflerde kadınların yeri nedir, bu alanda kadın varlığı neden önemlidir?

Tabii, dünya tarihinde insanlık tarihinde siyasi sistem ne olursa olsun, kadınlar toplumun yüzde 50’sini oluşturmuşlar ama hiçbir zaman yüzde 50 pay alamamışlar. Konumuz kadınların alamadığı yüzde 50’lik pay değil, kadının bu payı alarak uygarlığa ne verebileceğidir. Hiç bir canlı almadan veremez, bir tohum toprağa ekilir topraktan alacaklarını aldıktan sonra yeşerir ve ürün verir. Her bireyin eşsiz bir cevheri vardır. Yani kadınlara eğitim alma şansı tanınmazsa, nice hastalıkların, ekonomik, teknik, sosyal yaraların çözümünü de o kadınların varlığında yok ederiz. Asıl mesele budur ve kadınların uygarlık kurmaya, buluş yapmaya katılması için, önce üniversite eğitiminden ve üst uzmanlık eğitimlerinden eşit oranda yararlanması gerekir. Şu anki duruma bakacak olursak, istatistikler şunu gösteriyor ki, kadınlar, yer bilimleri alanında yüzde 45 oranında okullaşmaya ulaşmış durumda.

BULUŞ PSİKOLOJİSİ
| Peki Aysan Hanım, buluşun bir psikolojisi var mı, bir buluşçu psikolojisinden bahsedilebilir mi?

Evet, bahsedebiliriz. Mihaly Csikszentmihalyi’ye göre, buluş psikolojisi üç ögeyi içerir. 1) Kişi, yani buluşçu, 2) ortam, yani kavramsal bilim dili ve 3)alan, yani o konudaki uzmanlar. Burada ortam, yani gelişmiş bir bilim dili çok önemli. Kızlar ancak üniversitelerde bilim dili, yani ortam kazanırlar. Kızların üniversitede STEM alanlarını tercih etme oranları yıllara bağlı arttıkça kadın buluşları sayısı da, kadın NOBEL ödülleri de artmaktadır. Ortamın önemini, ortamın yokluğuyla anlatalım. Örneğin Fatih Sultan Mehmet zamanında birisi “Padişahım, mikro dalga fırında domates salçası yaparken cep telefonum çaldı” dese, hiçbir şey anlaşılmazdı. İşte ortam, kavramlardır. Ortamdan yoksun olan insanlar/kadınlar buluş yapmak şöyle dursun bir şey anlamaz dahi.

ÖN YARGI YOKSA BAŞARI VAR
| Olumsuz ön yargılar kızların başarısını nasıl etkiliyor, bu konuda bir çalışma var mı?

Yapılan çalışmalar “erkekler matematikte başarılıdır kızlar değildir” türü bir yargının olduğu yerde kızların matematik başarısının çok gerilediğini göstermiş. Ancak ön yargı yoksa, kız ve erkek çocukların başarısı eşit oluyor. Yani bu konuda kız öğrencileri uyanık tutmak çok önemli. Daha baştan vazgeçmemeleri için.

| Nobel ödülünü aldıktan sonra değerli hocamız Aziz Sancar’ın kız öğrencilere eşit şans tanınmasını amaçlayan faaliyetleri oldu değil mi?
Evet, elbette...
Ülkemizde yürüyen başarıları, mühendis oluyor projesi ve Aziz Sancar hocanın katkısıyla, STEM (Science Tecnology Engineering Mathematic, Bilim Teknoloji Mühendislik ve Matematik) alanında kadınlar gibi, ülkemizde kız çocukların alana teşvik edilmesi için yapılan projeleri de anmalıyız, bunların geleceğimize büyük faydası olacaktır.

BİLİM CİNSİYETE BAĞLI DEĞİL
“Demografi çalışmalarından anlaşılıyor ki tüm ırklardan araştırmacıların toplandığı ABD de, her ırk ve millet eşit koşullarda çalışarak eşit sayıda patent alıyor.
Eşit koşullarda gelişmiş bir ortama katılabilen ve olumsuz ön yargıların hedefi olmayan her insan eşit oranda buluş yapabiliyor.
Bilim ırka ya da cinsiyete bağlı değil.”

NOBEL ÖDÜLLERİNDE KADINLARIN BAŞ DÖNDÜRÜCÜ BAŞARILARI
“Uzmanlaşma seviyesi arttıkça, bu düzeye yükselmiş kadın yüzdesi düşüyor. Ben şimdi YÖK’ün kayıtlarından yeni baktım, kadın profesör oranı 2007’den 2016’ya kadar yüzde 14.5’a kadar yükselmiş. Bu ülkemizdeki yüzde 5,5 artış çok önemli bir gelişme.  Dünyaya gelince, “Information Technology Innovation Foundation” adlı örgütün 2016’da yayınladığı Yeniliğin Demografisi adlı raporu, bilgi teknolojileri alanında 1980-84 yılları arasındaki kadın patenti sayısına göre, 2006-2010 yılları arasında alınan kadın patenti sayısı 25 kat artmıştır. Aynı yıllar arasında toplam patent oranındaki artış yalnızca 7 kattır.
Nobel ödüllerinden bakarsak, kadınlara verilen NOBEL ödülü son 35 yılda, ilk 80 yıla göre yüzde 63 artmıştır. Bütün bu veriler kadınların bilim ortamlarında yer almalarının dolayısıyla tescilli kadın biliminin buluşlarının sayısının ivmelenerek arttığını gösteriyor. Yalnızca sayısal değerlere bakarsak elbette kadınların aldığı patent ve NOBEL ödülü sayısı çok az. Burada kadınların başarısında yıllara göre oransal artışa dikkat etmek anlamlı.”

KADIN AKADEMİSYENLERDE ARTIŞ VAR
“Aslında yüksek öğretim için kadınlar en az mühendislik alanlarını tercih ediyorlar. Kadınları en az makine mühendisliği alanında görüyoruz. Ama yerbilimleri ilginç, çünkü diğer mühendislikler içinde, kadın öğrenci çekmeyi başarabilmiş durumda.
Mesela mühendislik alanında hemen hemen 1970-75’lerde kadın oranı yüzde 15 iken şu an yüzde 45 civarındayız.Yalnız uzmanlık eğitimine geldiğimizde, kadın erkek oranı arasındaki fark ciddi olarak kadınlar aleyhine artıyor. Prof. Dr. Nilgün Okay’ın çalışmasına göre 2007 yıllı itibariyle kadınlar yüzde 45 oranında yerbilimlerinden lisans derecesiyle mezun olurken, yalnızca yüzde 9’u profesörlüğe kadar yükseliyor. Yine aynı bilim dalında kadın yardımcı doçent oranı yüzde 22, doçent oranı yüzde 17 oranındadır.
Amerika’da yapılan çalışmalar 1970-76 arasında Mühendislikten mezun olan kadın oranının yüzde 1-2’ yi geçmezken, 1978’de birden yüzde 10’na yaklaştığını ve giderek attığını gösteriyor.”

PUTLARI YIKAN KADIN
| Hocam eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

2016 yılında Matematiğin NOBEL’i sayılan Fields madalyasını Standford’da çalışan bir kadın bilimci, İran’dan Meryem Mirzakhani aldı. Bu çığır açan bir şey, “Kadınlar ileri düzey matematik yapamaz putu” yıkıldı. Artık bir çok kadın onu izleyecektir. Burada, Hocalarımızdan Prof.Dr. İbrahim Kara’nın anısı geliyor aklıma, Bir toplu taşım aracında ders notlarına bakarken, karşısında oturan son derece mütevazı görümlü bir hanım, hocanın ders notlarındaki kosinüs eğrisini görünce, heyecanla hafifçe yerinden kalkarak “ahh!! kosinüs eğrisi mi o?” diye sormuş. Hoca “siz nerden biliyorsunuz?” deyince “ah bilmez miyim, beni okutmadılar, matematiği çok severdim” diye derin bir iç geçirmiş. Hoca anlatırken, biz dinlerken hala üzülürüz. Türkiye’de böyle kaç Meryem Mirzakhani yitti?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.