Hedefte örgütlü işgücü var!

Murat Özveri

Murat Özveri



Okunma 08 Nisan 2016, 13:22

Tarık Tekgözli
Sendikaların “kölelik büroları” olarak adlandırdığı özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesini öngören yasa tasarısı Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeyi bekliyor. Peki AKP Hükümeti, kiralık işçilik yasasıyla ne amaçlıyor? Bu yasayla birlikte çalışma hayatında işçi işveren ilişkisi nasıl olacak? Bu sistem dünyada nasıl işliyor? Kiralanan işçi, sendikalaşma, toplusözleşme, grev ve yıllık izin gibi temel haklarını kullanabilecek mi? Kıdem ve ihbar tazminatı alabilecek mi? Ücret düzeyi nasıl olacak? Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Murat Özveri, tüm bu soruları Aydınlık için yanıtladı.

‘İŞÇİ, İSTİHDAM BÜROSUNUN İNSAFINA TERKEDİLECEK’
| Özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesi durumunda çalışma hayatında işçi ile işveren arasındaki ilişki nasıl olacak?

İşçi, çalıştığı işyerinin işçisi olmayacak. Özel istihdam bürosu, kiralık işçinin tek işvereni olacak. Dolayısıyla işçi, çalıştığı işyerinden ücretini almayacak. Şu anda kiralık işçiyi, (holding içi şirketlerde biliyorsunuz 7. maddeye göre işçi kiralamak mümkün) hem kiraya veren hem çalıştıran işveren işçi alacaklarından birlikte sorumlular. İşçi hangisinden alabiliyorsa ondan gidip ödenmeyen işçilik alacaklarını talep etme hakkına sahip şu anda. Ama kiralık işçilik yasasıyla birlikte bu zincir şak diye kesilecek, holding içi işçisi kiralamanın dışında diğer tüm durumlarda işçiyi fiilen çalıştıran “Ben özel istihdam bürosuna ödedim parayı” deyip sorumluluktan kurtulacak. İşçi, özel istihdam bürosundan ödenmeyen ücretlerini almaya çalışacak. Alabilecek mi? Uygulama olmadığı için biz dünyadaki örneklerine bakıyoruz. Amerika’da inanılmaz ucuz üretim yapan Walmart adında bir firmada ağırlıklı olarak kiralık işçi çalışıyor. Onlar diyor ki; “Ücretlerimizde kesintiler yapılıyor ne olduğunu soramıyoruz. ‘Niye bu kadar kesinti yaptınız’ diye hesap soran yok. Bizim kiraya verildiğimiz sürelere ilişkin hesaplarımızla, özel istihdam bürolarının hesapları tutmuyor. Niye diyemiyoruz. Dediğimiz zaman bir daha kiraya verilememe korkusunu yaşıyoruz.”
Dolayısıyla hem çalışma süreleri hem gerçek ücreti anlamında da hiçbir güvencesi olmayan özel istihdam bürosunun insafına terk edilmiş bir işçi tipi çıkacak.

‘AMAÇ, ÖRGÜTLÜ İŞGÜCÜNÜ BASKI ALTINA ALMAK’
| Tasarı, kiralık işçi sayısına ilişkin bir sınırlandırma getiriyor mu?

Tasarının içerisinde bir sınırlandırma varmış gibi gözüküyor. Önce süre sınırlandırması getiriyor. En fazla 3 defa yapacaksınız. Aradan 6 ay geçmeden de aynı işverenle kiralık işçilik ilişkisi kurmayacaksınız. Şimdi A anonim şirketi aynı işletmenin içerisinde B, C anonim şirketlerini kuracaklar ve zaman sınırını bunun üzerinden çok rahat bir şekilde aşacaklar. “Yüzde şu kadarından fazla kiralık işçi olarak çalıştırmayın” denilen sayı sınırını da, aynı şekilde işçileri birden fazla tüzel kişiliğin içerisinde bölerek aşacaklar. Aslında mesele kiralık işçilik ile istihdam yaratmak ya da işgücü piyasasını istihdam yaratacak şekilde düzenlemek değil. Nitekim geçen haftalarda Aziz Çelik güzel bir yazı yazdı. Olsa olsa maksimum istihdamdaki artışı yüzde 2’leri geçmeyecek. Yani yaptıkları hayır baktığınızda ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor gibi görünüyor.
Burada mesele kiralık işçiliğin önünü açmak değil, kiralık işçilik üzerinden daimi kadrodaki işçileri denetim altına almak. Örgütlenemeyen bir işçi kitlesi yaratabilmek. Bu kitle üzerinden hem örgütlü işgücünü baskı altına almak hem de örgütlenemeyen, örgütsüzlüğü sürekli olan o işçi kitlesi üzerinden de işgücü piyasasını adeta dizayn etmek. Sendika, toplusözleşme ve grev haklarını kullanılabilir hale getiremediğiniz ya da bunları kullanamayan geniş bir işçi kitlesi yarattığınız andan itibaren 24 Ocak 1980’de temeli atılan ucuz işçilik üzerinden rekabet üstünlüğü sağlayan politikayı kalıcılaştırmış ve kurumsallaştırmış oluyorsunuz. Tüm hedef bu.

| Bir yazınızda ‘Özel istihdam bürosu işçisinin asgari ücretin üzerinde bir ücret alması gerçekçi değil’ demiştiniz. Neden?
İmkansız. Tasarı alt komisyondan geçmeden önce kimdi emsal işçi? Kiralandığı yerdeki kendisiyle aynı kıdeme sahip olan işçi. Kimdir ilk kez gittiğin yerdeki aynı kıdeme sahip olduğun işçi? En son işe giren işçidir. İşe en son giren işçinin ücreti zaten asgari ücret olacaktır.

‘TOPLUSÖZLEŞMEDEN YARARLANAMAYACAK’
Varsayalım ki toplusözleşme düzeninin olduğu bir işyeri var. Ve en son işe giren işçi de toplusözleşmeden yararlanmış, asgari ücretin üzerinde bir ücret alıyor. Kiralık işçiye bu emsaldir dediğiniz zaman diyecekler ki emsal olamaz. Niye? Çünkü o sendika üyesi. Sendika üyesi olduğu için toplusözleşmeden yararlanıyor.
Toplusözleşmeden yararlanan bir işçi, yararlanmayan işçinin emsali olamaz. Kiralık işçi toplusözleşmeden yararlanamayacak. Sendika üyesi olamayacak. Asgari ücretin bir adım ötesine gitmek nerdeyse mümkün olmayacak.

‘KİRALANAMAYAN İŞÇİ ÜCRET ALAMAYACAK’
| Özel istihdam bürosunun işçisi, kiralanamadığında ücret alacak mı?

Almayacak. Tek yararlanabileceği şey, özel istihdam bürosu eğer veriyorsa eğitim ve kreş gibi hizmetlerden yararlanacak. İş sözleşmesi askıda olacak. Üstelik genel sağlık sigortası açısından da en son kiraya verildiği andan itibaren 120 gün geçmişse ya gelir testi yaptıracak ya da genel sağlık sigortası primi yatıracak.
Yani sağlık sigortası açısından da kapsam dışında kalacak, gelir testine bağlı olarak durumuna göre. Dolayısıyla ücreti bırakın sosyal güvenlik hakları da tümüyle askıya alınacak. İnsancıl ücret, insancıl çalışma koşulları, çalışma süreleri, ücretin garantisi daha da önemlisi emeklilik hakları... Hepsi askıya alınacak.

‘İŞÇİ, KIDEME BAĞLI HAKLARINI KULLANAMAYACAK’
| Kiralık işçi, mevcut İş Kanunu’nda var olan tüm haklarını kullanabilecek mi?

Kıdeme bağlı haklarının hiçbirisini kullanamayacak. Örneğin yıllık izin. Dinlenme hakkının kullanıldığından söz edebilmemiz için dinlendiği sürede de işçinin ücret alıyor olması lazım. Şimdi şu anki yasal sistem içerisinde 1 yıl bekleme süresini doldurması lazım ki yıllık izni hak etsin. 6’şar aylık iki yerde çalışıyorsa ve kesintisi yoksa tamam yıllık izni hak edecek. Peki bu yıllık izin borçlusu kim olacak? Özel istihdam bürosu mu, kiralandığı yer mi? Peki bu işçinin 2’şer ay, 3’er ay farklı farklı yerlerde kiralandığını düşündüğünüzde bir yıllık kıdemin hesaplanmasında bu farklı farklı yerler esas alınacak mı? Bunların toplamı üzerinden yıllık izinde bekleme süresi hesaplanacak mı veya özel istihdam bürosu bunun borçlusu haline getirilecek mi? Çünkü yönetim hakkı kiralandığı yerde, yönetim hakkının olduğu yerde gözetim borcu da kiralandığı yerdedir ve dinlenme hakkı da. Bu çerçeve üzerinde yapılanmış. Bu ne olacak belli değil. Kıdem tazminatı da aynı şekilde, ihbar tazminatı hiç yok.

‘ÖRGÜTLENMEK İMKANSIZ’
| Kiralık işçilerin sendikalaşma, toplu pazarlık ve grev haklarını kullanabilmesi neden olanaksız?

Çünkü sistem işkolu sendikacılığı üzerine kurgulanıyor. Sistem işkolu sendikacılığı üzerinden sendika üyeliğini kurgularken toplu pazarlık birimi olarak da yasa emredici düzenlemeleriyle işyeri ya da işletmeyi getiriyor. Şimdi bu tablonun içerisine kiralık işçiyi oturtun, hangi işkoluna girecek kiralık işçi? Normal koşullarda işverenin girdiği işkolu hangisiyse işçinin o işkolundaki bir sendikada örgütlenmesi gerekiyor. Kanun ne diyor? Kiralık işçinin işvereni özel istihdam bürosudur diyor. Özel istihdam bürosu hangi işkoluna giriyor? Diyelim ki genel hizmetler işkoluna girdi, işçiler genel hizmetler işkolunda da örgütlendiler. İşkolu toplusözleşmesi diye bir toplusözleşme şu anki yasal sistem içerisinde yok. Kiminle toplu pazarlığı yapacak? Olmayan işvereni ile mi? Adam diyor ki ben senin işverenin değilim ki ne pazarlığı yapacaksın? Velev ki saf bir işveren bulup yaptı, grevi nerede yapacak? Özel istihdam bürosunda mı, kiralandığı işyerinde mi yapacak? Kiralandığı işyerini bırakırsa özel istihdam bürosunda zaten iş görme yükümlülüğü yok. Dolayısıyla kiralık işçinin ne örgütlenebilmesi, ne bu örgütlenmeye bağlı toplu pazarlık ve grev yapması asla mümkün değil.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.