Zafer Bayramı’nda gazi oldu

Tarih, 30 Ağustos 1992’ydi. PKK Şemdinli Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı’na saldırdı. Saatler süren çatışmanın ardından askerin cephanesi bitti. İrtibat hendeğine gitmek için mevziisinden çıkan Selami Karanfil, orada gazi oldu

Zafer Bayramı’nda gazi oldu
20 Haziran 2016 Pazartesi 11:25

Gazi Selami Karanfil, 1969 yılında Erzurum Hınıs’ta zorlu bir hayata açtı gözlerini. Çiftçi babasını henüz küçük yaştayken kaybetti. Hem okudu hem çalıştı. 1991 yılında askere gittiğinde geride eşini ve 7 aylık oğlunu bıraktı. Acemi eğitimini Bilecik’te tamamladı, dağıtımda ise Hakkâri Şemdinli 2. Bölük 1/118 Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı çıktı. 1 yıllık askerken 12 arkadaşını şehit verdi. Gazi Karanfil, yaşadıklarını Aydınlık’a anlattı:
“1969, Erzurum/Hınıs doğumluyum. 5 erkek 4 kız olmak üzere 9 kardeşiz. Babam çiftçi, annem ev hanımıydı. Babam yarıcıydı; ağaya çalışarak rençberlik yapıyordu. Bir süre sonra babamın rahatsızlığı nedeniyle köyden çıkıp Erzurum merkeze taşındık. Hastanede kanser tedavisi görüyordu ve çok hastaydı. Zaten 2 sene sonra dayanamadı, vefat etti. Bizi annem büyüttü. Hayatın tüm yükü annemin omuzlarına bindi, çok zorluk çektik. Ben de hem çalıştım hem okudum. Sabah okula gidiyorsam, öğleden sonra çalışıyordum. Ortaokulda da lisede de hep çalıştım. Bayramlarda çocuklara pamuk şeker satardım. Utanmıyorduk hiçbir işten. Başımızda büyük yok, baba yok, maaş yok... Ama yine de mutluyduk. Simit sattım, ayakkabı parlattım...
Askerliğimi 2 yıl tecil ettirmiştim. Belki hayırlı bir kapı açılır da üniversiteye devam ederim diye düşünmüştüm. Maalesef olmadı. Askere giderken oğlum 7 aylıktı. Çocuktum ama benim de çocuğum vardı. Tecil bitince celp kâğıdım geldi ve acemi eğitimi için Bilecik Jandarma Er Eğitim Alayı’na gittim. Gitmeden önce bir miktar para biriktirmiştim. Paranın yarısını eşime verdim, yarısını da bankaya yatırdım. Bilecik’te 80 gün kaldım. Bizi, doğu için hazırladıklarından dolayı, eğitimler zordu. Geride bir eş, bir çocuk bırakmıştım, sürekli onları düşünüyordum. Eşimle, evimizde telefon olmadığı için, komşumuzun evini arayıp öyle konuşabiliyordum.
Acemi birliği bitti ve benim dağıtımım Hakkâri Şemdinli 2. Bölük 1/118 Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı’na çıktı.”

12 ARKADAŞI ŞEHİT OLDU
“Bölgede kaçakçılık olayı çok olurdu, kaçakçılıkla etkin mücadele ediyorduk. Karakolun basılma sebeplerinden biri de odur. Basılma olayından birkaç gün önce bir kaçakçı grubu ile karşılaşmış ve açılan ateş sonucu bir düzine kadar katır vurmuştuk. 15 gün sonra karakolumuz basıldı. Normalde karakol mevcudu 150-160 kişidir. Ama karakol basılmadan 3 gün önce 3 timimiz karakolun kışlık yakacağını tedarik etmek için 40 kilometre uzakta bir orman bölgesine gitti. Bir gün yatakhanede uyurken telsizci geldi. Koğuş kalk diye bağırdı, ranzalara vurdu. Sabaha karşı 04.00 gibiydi. Kalktık giyindik panikle. Yemekhaneye gittik. Bölük komutanı bekliyordu. ‘Çocuklar, çeşitli mıntıkalarda bizim patikalara döşediğimiz mayınlar patlıyor. Sızma hareketi olabilir. Ne olur ne olmaz’ dedi.
30 Ağustos 1992’ydi. 1 yıllık askerdim. Mevziime gittim. 5-10 dakika geçmeden çatışma başladı. İlk ateş onlardan geldi. Her yerden çok yoğun bir ateş vardı. Karakol çukurdaydı ve teröristler hakimtepelerden ateş ediyorlardı.Teröristler için açık ve kolay bir hedeftik. Sadece üs bölgemiz olan Domuz Tepe’de hâkimiyetimiz vardı, bizim bel kemiğimiz orasıydı ama oradan da bize destek gelmiyordu. Gece orada kalan timden cevap gelmiyordu. Adamlar bizim mevzilerden karakola ateş atıyorlar. Sonradan öğrendim Domuztepe’ye sızma yapmışlar. Hemen hemen bütün arkadaşlarımızı şehit etmişler. 2-3 arkadaşımız kendilerini aşağı atıp kurtulmuş. O tepede 12 arkadaşım şehit olmuştu.”

SOL BACAĞI PARÇALANDI
“Saatler süren çatışmanın ardından cephanemiz bitti. Cephane yardımı da gelemiyordu, arkadaşlar cephanemiz bitti diye seslendiler. İrtibat hendeğine gitmek için mevziimden çıktım. Mevziinin içinde eğilerek gittim. Oradaki arkadaşlara 2-3 şarjör attım. Şafak astsubay mevzide mermisi bitmiş öylece duruyordu. Onlara doğru şarjörleri attım, döndüm havan geldi, bir toz bulutunun içinde yere çakıldım. Biraz bekledim. Baktım ölmüyorum kendimi yoklamaya başladım. Sol bacağımın parçalandığını gördüm. Sıhhiye geldi serum taktı. Karakolun bir tarafına yaralıları, diğer tarafa şehitlerimizi dizmişlerdi. Karakolda 12 şehit saydım, yaklaşık 50 arkadaşımda yaralanmıştı.
Şu an yüzde 98 engelli raporum var. Tedavim çok uzun sürdüğü için çalışamadım. 2 seneden sonra kademe kademe yürümeye başladım. Gece gündüz eşim başımdan hiç ayrılmadı ve sürekli bacaklarımı çalıştırıyordu. O olaydan 3 sene sonra 1995 yılında kızım doğdu.”

GÖZLÜK BAHANESİYLE HASTA OĞLUNA KOŞTU
Oğlu henüz 7 aylıkken askere giden Gazi Selami Karanfil, yıllar önce onun için yaptığı fedakarlığı Babalar Günü’nde Aydınlık’la paylaştı: “Bir gün eve telefon etme imkânım oldu ve eşimle konuşmak için komşumuza telefon açtım. Oğlumun çok hasta olduğunu duyunca ne yapacağım diye kara kara düşünmeye başladım. O zaman da gözlük kullanıyordum. Bir gün bölüğün üs bölgesindeyim. Aklıma bir şey geldi ve yalandan gözlüğümü kırdım. Bölük komutanımıza gözlüğüm kırıldığını, nöbetlerde zorlandığımı söyledim. Konvoyla Hakkâri’ye gittim. Orada hiç kimse bize nerden geldiniz diye sormadı. Birgün gözlük bahanesi ile dışarı çıktım ve bir arzuhalcinin önünden geçerken ‘Sevk kâğıdı yazılır’ yazısını okudum ve Van Hastanesi’ne kâğıdı yazdırıp, üstüne de bir mühür bastırıp otobüsle Hakkâri’den Van’a gittim. Ama Van’a gidene kadar 10 yerde arama oldu. Gelen askere izin kâğıdımı gösteriyordum ve sorun olmuyordu. Van’dan direk Erzurum arabasına binip gittim. Eve gittim, eşim beni görünce şok oldu. Firar ettiğimi hemen anladı. İhtiyaçlarını karşıladım, çocuğumu hastaneye götürdüm ve bankadaki parayı eşime verip 5 gün sonra Hakkâri’ye geri döndüm. Orada 1 hafta kalıp gözlüklerimi yaptırdım ve birliğime döndüm. Bölüğe dönünce komutanıma durumu anlattım bana ‘iyi ki başına bir şey gelmemiş, bana söyleseydin ben sana izin verirdim’ dedi.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.