Yaralı halde çatışarak arkadaşlarını kurtardı

Pusuya düştü, bulundukları mevzide dört kişiydiler, ilk ateşle hepsi yaralanmıştı fakat arkadaşlarını kurtarmak için saatlerce yaralı halde çatıştılar. Biri şehit oldu, 3’ü yaralandı ancak birçok askerin de hayatını kurtarmışlardı

Yaralı halde çatışarak arkadaşlarını kurtardı
07 Mart 2016 Pazartesi 14:02

İzmir’den Samsun’a gitti, karla tanıştı. Van’da ölümle burun buruna arkadaşlarıyla kenetlendi. Operasyonda denk geldiği külün sıcaklığı askerliğinin de hayatının da dönüm noktası oldu. Bu haftaki konuğumuz Gazi Erol Aydın.

- Askere kaç yılında gittin?
Askere 1994 Kasım ayında, Samsun Makineli Tüfek Er Eğitim Taburunda başladım. Davullarla zurnalarla, ellerime kına yakılarak gönderildim. İzmir’de büyümüş biri için Samsun’da karla uyanmak çok eğlenceliydi. Orada iyi bir eğitim aldım ve Van Erciş’e gönderildim.
O dönem Van’da terör olayları da operasyonlar da çok olurdu. Son Kayalar, Kurt Boğazı, Şehit Keramettin gibi farklı üs bölgelerimiz vardı. On gün bir yerde, 20 gün başka bir yerde kalırdık. Operasyonlara oralardan dâhil olurduk.

- Timindeki arkadaşlık ilişkileri nasıldı?
Her an ölümle burun buruna gele riski vardı. O nedenle kenetleniyorduk. Örneğin operasyondasın ve açsın! Fakat arkadaşının da aç olduğunu görünce ufacık bir konserveyi ya da az miktarda suyu onunla paylaşıyorsun. Anlatılacak gibi değil, yaşamak gerekiyor.

‘SOĞAN ÖLDÜRMESİ’
Pusu için gündüz yola çıkar hava karardıktan sonra pusu yerine ulaşırdık. Pusu düzeni aldıktan sonra hemen konservemizi açar soğuk soğuk yerdik. Hava aydınlanıncaya kadar orada hareketsiz ve sessiz beklerdik. Beklerken ister istemez hayallere dalardım.
İzmir’in Hisarönü’ndeki meşhur dönercinin ekmeğine kadar hayal ederdim. Tabii ki annemin yaptığı yemekleri de. En çok da “Soğan Öldürme” yemeğini hayal ederdim.

- Nasıl yaralandın?
28 Temmuz 1995 akşamı Şehit Keramettin Üs Bölgesinden operasyona çıktık. Bütün gün arazi arama taraması yaptık. Akşam meşelik bir alana ulaştık. Orada kül gördüm, elimle kontrol ettim, henüz sıcaktı. Bunun üzerine daha dikkatli ilerlemeye başladık. Yaklaşık bir kilometre sonra pusuya düştük.
Ben, Tim Komutanım, yanımızdaki Timin Komutanı ve onun bir askeri aynı mevziden ateş ederek, açıkta kalan arkadaşlarımıza destek oluyorduk. Sonra Tim Komutanım karnından, diğer Tim Komutanı elinden, onun yanındaki asker de ayağından vuruldu. Fakat çatışmaya devam ediyorduk. Kurşunların yoğunluğu yavaş yavaş azalınca bir baktım her tarafım kan! O ana kadar vurulduğumu hissetmemiştim. Kendimi can havliyle biraz daha geriye attım.
O çatışmada diğer Timdeki arkadaşım şehit oldu. Ama ben ve yaralanan iki tim komutanı çatışmaya devam etmeseydik daha çok şehit verirdik.
GATA’da uzun süre tedavi gördükten sonra “Askerlik yapamaz” raporu verip beni taburcu ettiler.

SIKINTILARIMI YAŞAMAYAN BİLMEZ
Yaralandıktan sonra bütün hayatım sağlık sorunlarım nedeniyle kısıtlandı. Sosyal çevrem de kısıtlandı. Çektiğimiz sıkıntıları yaşamayan bilmez.
Yüzümüze karşı söylemiyorlar fakat bazı insanlar bizimle ilgili “Devletten maaşını alıyorsun, daha ne istiyorsun?” diyorlar. Ama ben “Keşke sapasağlam dönseydim de devlet beş kuruş vermeseydi!” diyorum.
Ayrıca “kimlik” sorunumuz var. Kimliğimizde ne olduğumuz belli değil. Bana verilen Gazi Kartı görevi başında yaralanan itfaiyeciye de veriliyor.
Eskiden SGK ilaç verirken gazilerden fark almıyordu fakat şu anda ilaç almak için fark ödüyoruz.
Ben isterdim ki böyle konuları hiç konuşmak zorunda kalmayayım. Bir gazi olarak hakkımız, hukukumuz belirlensin. Hayatlarının baharında vatan için bedel ödeyen gaziler hak ettikleri saygıyı görsün, hastanelerde sorun yaşamasın, protezi, ortezi düşünmesin.  


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.