Pirinçeken’de ateş hattı

Pirinçeken’de 1994 yılının Ekim ayı... Şiddetli bir çatışmada göğsünden, kolundan ve ayağından yediği kurşunlarla gazi oldu Salih Akgün. Aynı çatışmada 10 silah arkadaşını yitirdi.. .Hava değişimiyle eve gönderilse de dayanamadı, geri döndü. İki yıl sonra da Gazilik ünvanını aldı.

Pirinçeken’de ateş hattı
11 Nisan 2016 Pazartesi 12:44

Gazi Salih Akgün, 1974’de Osmaniye’de doğdu, askerliğini 1994 yılında Hakkâri-Çukurca-Pirinçeken Karakolunda yaptı. Ekim ayında Güvendağı’na gitmek için karakoldan çıktılar. Her zaman çıktıkları tepeye doğru ilerlerken telsizden görüntü alındığı haberi geldi. Karakoldan görüntü alınan muhtemel geliş noktalarına havan ve uçaksavarlarla ateş edildi. Elleri tetikte teröristleri beklediler, karakolu koruyorlardı. Gece saatlerinde önlerindeki dere yatağından ayak sesleri geldi. Gelenler teröristlerdi... Aralarında 40-50 metre varken aynı anda ateş etmeye başladılar. Karakolun etrafındaki tepeler yanıyordu. Hem önden hem de arkadan ateş gelirken yaralandı. Çatışma sonunda 10 şehit, 26 yaralı vardı...
Pirinçeken’de yaşadıklarını hala aklından çıkaramayan Akgün, o günleri şöyle anlattı:
Aktütün, Dağlıca, Pirinçeken üçgenine gittim. Güvendağı’nın hemen eteğindeydik; sınırdaydık. Tam bir şeytan üçgeniydi, teröristlerin geçiş noktasıydı. Arazi yapısından dolayı hâkimiyeti çok zordu. Bir dağı 3-5 bin askerle zor tutarsın, öyle büyük dağlar vardı. Pirinçeken’e gittiğimde çok şaşırdım. Karakol çukurda bir yerdeydi. Eski taşlardan yapılmış, tek katlı, 3 ayrı bina vardı. Biri ahır, biri lojman, biri de yemekhane... Tam bir savaş ortamıydı. Toplam 200 askerdik. 50 asker karargâhın askeriydi, 150 asker sürekli dağa çıkardı. Karakolun yanında Pirinçeken Köyü vardı ama köyde PKK konuşluydu.

600 KİŞİLİK GRUPLA SALDIRDILAR
1994 yılının, Ekim ayında Güvendağı’na gitmek için karakoldan çıktık. Hava çok soğuk ve zifiri karanlıktı. Sürekli çıktığımız bir tepe vardı. Oraya doğru ilerlerken telsizden görüntü alındığı haberi geldi. Hemen uygun yerlere mevzilendik. Karakoldan görüntü alınan muhtemel geliş noktalarına havan ve uçaksavarlarla ateş edildi. Ellerimiz tetikte, teröristleri bekliyorduk çünkü karakola ulaşmaları için önce bizi geçmeleri lazımdı. Gece 11 gibi önümüzdeki dere yatağında sesler duymaya başladık. Taşlar yuvarlanıyor ve ayak sesleri geliyordu. Bize doğru geliyorlardı. Teröristlerin bize yaklaşmalarını bekledik. Sesler iyice yaklaştı, aramızda mesafe 40-50 metre kala aynı anda ateş etmeye başladık. Ateşe başlamamızla beraber karakolun etrafındaki tepeler de yanmaya başladı. Karakoldan, mevzilerden ve teröristlerden gelen izli mermiler sanki havada çarpışıyordu. Çanakkale’de hani mermiler birbirine girmiş ya, aynı onun gibiydi. Kafamı koyduğum kayaya yüzlerce mermi geldi. Gelen mermilerin yoğunluğundan ateş etmeye fırsat bulamadığın bile oluyordu. Sonradan öğrendim ki 600 kişilik bir grupmuş. Doçka uçaksavarları bile vardı.

10 ŞEHİT 26 YARALI
Bir süre sonra sağımıza solumuza düşen el bombalarından teröristlerin iyice yaklaştıklarını anlayınca mevzi değiştirelim dedik. İki arkadaşım ile birlikte yan taraftaki mevziiye geçerken aşağıda bizim timin MG3’çüleri bizim tarafa ateş etmeye başladı, kendimizi mevziiye zor attık. Şaşırdım! Neden bizim askerler bize ateş ediyor diye düşünürken oradan gelen Kürtçe konuşmalarından o mevziinin düştüğünü ve arkadaşlarımın şehit olduğunu anladım. Aramızda ufak bir kaya vardı, atılan mermiler oraya geliyordu. Çok kötü bir yerde kalmıştık, hem önden hem de arkadan ateş geliyordu. O an kolumu kaldıramadım. Vurulduğumu anladım. Kurşunlardan biri göğüs kafesimin altına, biri koluma, diğeri de ayağıma girmiş. Çok zor nefes alıyordum. Sabaha doğru saat 04.30 gibi çatışma bitti. 10 Şehit, 26 yaralı vermiştik.
15 gün o hastanede kaldım sonra beni Van’a sevk ettiler. Ben hastanede yatarken bizim karakolun tekrar basıldığını ve 2 şehit, 10 yaralı daha verdiğimizi yanıma gelen yaralı arkadaşlarımdan öğrendim.
Oradan bana hava değişimi verdiler eve gittim. Kendimi iyi hissedince birliğime gideyim, şu askerliğimi bitireyim dedim. Kimse de bana askerliğin bitti dememişti. Gaziliğin ne olduğunu da tam olarak bilmiyordum. Konvoylarla Pirinçeken Karakoluna tekrar gittim. Komutanım beni görünce “Niye geldin?” dedi. Ben de “İyileştim” dedim. Ameliyat yerim daha iyileşmemişti. Yaralıydım, yaşlı bir dede gibi iki büklüm zor yürüyordum.

95 HAZİRAN’INDA İKİNCİ SALDIRI
Ben oradayken karakolu Devarte Tepesine taşıdık. 1995 yılının Haziran ayında, askerliğimin bitmesine iki hafta kala Devarte tepesindeki yeni karakolumuz da ben oradayken basıldı. Yine zifiri karanlık bir günde etrafımızdaki tepelerden ağır silahlarla ateş ettiler, çember şeklinde bize ateş ediyorlardı. Sızma olduğunu anladık; mevzilere girdiler. Giren herkes öldü ama biz de 12 şehit verdik.

2 YIL SONRA GAZİLİK UNVANI
Bu şekilde birliğimde 4 ay daha askerlik yaptım. Askerliğim bittikten 2 sene sonra benim gibi vurulup gazi olan arkadaşları görünce Jandarma Genel Komutanlığına başvurdum, beni tekrar hastaneye sevk ettiler ve Gazilik unvanı verdiler.

KENDİ KALEMİMİ KIRDIM!
Gazi Salih Akgün, “çözüm” sürecine isyan etti. Ülkede 1984 yılından beri PKK terörünün olduğuna dikkat çeken Akgün şunları dile getirdi: “Devlet bu konuda çok tecrübeli ama siyasiler yüzünden kararlı ve sistematik bir şekilde terörle mücadele edilmedi. Habur olayında ‘Pişman mısınız?’ diye sordular, ‘Değiliz!’ cevabı alıp bir de altlarına kırmızı halı serdiler. Şehir turları atıldı. Teröristlerin karakola el sallamaları, Oslo görüşmeleri vb... Ne kadar incindiğimi, yaralandığımı anlatamam. Ben kendi kalemimi kırdım. Gazilik senin için bitmiştir artık dedim. Ben terörle mücadelenin içinden gelmiş bir insanım. Benim gibi 500 bin insan var. Bu çözüm sürecinde insanın namus, ahlak anlayışı var ya, namusumuz gitti. Ben senin adına mücadele etmişim ama mağdur olan da ben olmuşum.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.