Gerçek organımı verdim yalancısını alamıyorum!

Aniden önümde siyah bir duman yükseldi. Duman kalkınca kendimi küçük bir çukurda buldum! Arkadaşlarım etrafta çok sayıda mayın tespit etti. Allah’tan ilk döşenene basmışım! Komutanlarım şoka girdiğimi sandı. Hâlbuki ben ayağım parçalandığı halde neden kanamadığını düşünüyordum.

Gerçek organımı verdim yalancısını alamıyorum!
18 Ocak 2016 Pazartesi 15:15

1997 yılında terhisine 18 gün kala mayına basarak gazi olan Yavuz Yücel bu haftaki konuğumuz. Yücel, çok sıkıntılar çekmiş, gecekonduda büyümüş. Ailesine destek olmak amacıyla küçük yaşta çalışmaya başlamış. Askerliğini Şırnak Şeytan Üçgeni olarak adlandırılan Gabar Dağı, Siirt Karadağlar ve Mardin Dargeçit’in kesiştiği bölgede yapmış. Birçok arkadaşı gazi ve şehit olmuş... Söz gazi Yavuz Yücel’de...

| Askere ne zaman gittin?
Askere, tam yaşım geldiğinde, 1996 yılında gittim. Acemi birliğim Bilecik’teydi. Üç ay sonra kura çekerek gideceğimiz yeri belirledik. Bana Mardin çıktı. Mardin’de tekrar kura çektik ve Dargeçit - Çelik Karakolu çıktı. En kötü yerdi!

| Çelik Karakolu nasıldı?
Çelik, Dicle Nehri’nin kenarındaydı ve Dargeçit’in en uzak karakoluydu. Nehrin diğer yakasındaysa Şırnak’ın Çelik karakolu vardı. İki karakolu birbirine destek olsun diye karşılıklı kurmuşlar. Bölge teröristlerin geçiş bölgesiydi. Dolayısıyla teröristi eksik olmazdı.

| Karakolda boş vaktinizde ne yapıyordunuz?
Mevzileri boyamadığım zaman, genellikle mektup yazardım ama bir mektubun gelmesi iki ayı buluyordu. Bir keresinde zarfa bayram için şeker falan koymuşlardı fakat bayram kıştı, şekerlerse yazın elimize ulaşmıştı! Eldiven-bere istemiştim, onlar gelene kadar kış bitmiş, yaz gelmişti.

| Karakolu çok mu boyuyordunuz?
Benim mesleğim boyacılık değildi ama karakolda boyacı oldum. Sürekli mevzileri boyuyordum. Mevzilerde toprak biti olurdu. Elbiselerin dikiş yerlerinde yuvalanır ve kaşındırırdı. Bu yüzden mevzileri hep kireçle boyardık. Bir ev bile o kadar kireçlenmemiştir! Mevziler bembeyazdı. Bitten kurtulmak için elbiselerimizi kaynatırdık ama yine de olurdu. Her gün çakmakla yakardık, çıt çıt diye patlardı.

| Doğa şartları nasıldı?
Doğayla iç içe yaşıyorduk. Yazın çok sıcak, kışın çok soğuktu. Arazisi hep inişli çıkışlıydı. Düz yer yoktu. Kısa, bodur ağaçlar vardı. Saklanması da kolaydı, kaybolması da... Meşe ormanları vardı. Domuz, tilki, tavşan, keklik gibi yabani hayvanlar vardı. Akrep, oturduğumuz her yerdeydi, sokunca çok can yakardı.

| Arkadaşlarından şehit olan var mıydı?
Bir gün karakola gıda konvoyu gelecekti. Emniyet için sabah saat 6 gibi 2 tim yola çıktık. Tepelerde birbirimizi kollayarak, unsur unsur tedbir alıyorduk. Karakolla varmamıza beş yüz metre vardı. Dönemeçli bir yere gelmişken en öndeki arkadaşımız gözden kaybolduğu anda pusuya düştük. Öyle bir yer ki virajı döndüğünde arka tarafla irtibatın kesiliyor. En öndeki arkadaşım şehit oldu. Diğer tim arkadan dolaşıp ölüm bölgesinden kalanları kurtarmak için tepeyi dolanırken onlara da pusu kurmuşlar. İki arkadaşımız da orada yaralandı. Üç yaralı ve bir şehidimiz vardı.
Dargeçit’ten yardım için 2 BTR (Zırhlı Personel Taşıyıcı) gelirken biri yolda mayına basmış. Diğer BTR resmen savaşarak (üzerinde binlerce mermi izi vardı) gelmişti ki anti-tank mayınına bastı. İçindeki 7 kişi yaralandı.
Aynı operasyonda teröristlerin peşinden giden başka bir arkadaşımız da mayına bastı. Biz onları kovaladıkça onlar mayın döşeye döşeye kaçmışlar.

| Nasıl yaralandın?
Daha önce mayına basan bir BTR’yi götürmek için gelecek olan konvoyun yol emniyeti için yola çıkmıştık. Benim önümde 5 kişi vardı. Aniden önümde siyah bir duman yükseldi. Önce yine bir yerden taciz ateşi açıyorlar, diye düşündüm. Siyah duman kalkınca kendimi küçük bir çukur içerisinde ayakta buldum! Sonra önümde botumu gördüm; ayağıma baktım ortadan ikiye katlanmıştı. Bulunduğum yere oturup Sıhhiyeyi bekledim. Ağrı sızı yoktu! Helikopter beklerken arkadaşlarım bölgede çok sayıda mayın buldular. Yani daha kötü sonuçlanabilirdi. Allah’tan ilk döşenen mayına basmışım!
Komutanlarım şoka girdiğimi düşünerek beni konuşturmaya çalışıyorlardı. Hâlbuki ben ayağıma bakıp, parçalandığı halde neden kan akmadığını düşünüyordum. Sonra öğrendim ki patlamada ayağımın damarları sıcaktan dağlanmış, bu yüzden kan akmamış!
Helikopterde, aileme haber verilmemesini söyledim. Sonra kendimi Diyarbakır Asker Hastanesi’nde ameliyathanede buldum. Testere seslerinden ayağımın kesildiğini anladım.
Diyarbakır’dan Ankara, GATA’ya geldim ve protez takıldı.

ASKERİMİZ DE GAZİMİZ DE FAKİRDEN
Gazi olduğum ilk yıllar halkımız çok duyarlıydı fakat zaman içinde bu duyarlılık azaldı. Vatanseverlik mi azaldı, toplum mu çıkarcı oldu bilmiyorum! Ama değerimiz çok azaldı. Toplumda gazilere karşı sevgi, saygı, hoşgörü kalmadı. Kırsal kesim haricinde gaziliğin değerini bilen yok. Askerimiz nasıl fakirdense, gazimiz de fakirden. Kısa ve öz olarak durum bu.

MEDİKAL FİRMASI VE SGK SORUN ÇIKARIYOR
Mayına basıp da protez sıkıntısı olmaz mı? Ya medikal firması ya da Sosyal Güvenlik Kurumu nedeniyle sıkıntı yaşarsınız. Ben ikisinden de sıkıntı yaşadım. SGK, gazinin istediği protezi ya da tekerlekli sandalyeyi ödemiyor. Hepsine bir kısıtlama ya da sınırlama getirdiler. Vücudumuzun gerçek organını veriyoruz, yalancısını alamıyoruz!


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.