Gazi babanın gazi oğlu

Kıbrıs gazilerinden Mustafa Güneri’nin oğlu... Babasının askerlik hikayeleriyle büyüdü, Van Hudut Karakolu’nda o da gazi oldu. Onur Emrah Güneri, ölümün yanından geçti, sağ ayağını kaybetti, yaşadıklarınıysa Aydınlık’a anlattı

Gazi babanın gazi oğlu
18 Nisan 2016 Pazartesi 11:28

1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtında paraşütle adaya ilk atlayan askerlerden biri olan Gazi Mustafa Güneri’nin, 2003 yılında Van Hudut Karakolu’nda Gazi olan oğlu Onur Emrah Güneri Mehmetçiğin özverili Hudut Mücadelesini anlattı. 2002 yılında Tokat’a acemi birliğini tamamlayan Güneri usta birliğinde Van, Başkale, Albayrak Köyündeki sınıra sıfır konumda bulunan Şehit Önder Sert Hudut karakoluna gitti...
Gazi Güneri, yaşadıklarını şöyle anlattı:
Bizim görevimiz daha çok sınır güvenliğiydi. Orada hem kaçakçılarla hem de terörle mücadele ediyorduk. Bu yüzden halk bizi sevmez ve düşman gibi görürdü. Onlar kaçakçılık yapıyordu, biz de engelliyorduk. Bir gecede 3-4 bin at ya da katır yakaladığımız oluyordu. Daha çok mazot yakalıyorduk. Ama 30 haneli köyde 400’e yakın katır ya da at olurdu. Kaçakçı diye peşinden gittiğimiz insanların hepsi silahlıydı. Çoğu zaman silahı çıkartıp bize ateş ederlerdi.

BİR ASKER MAYINA BASTI
2003 yılının Mayıs ayında bir gece, büyük bir operasyon yaptık. Kaçakçılardan 200 kadar at ve katır yakalayıp jandarmayla beraber gönderdik. O sırada 4-5 kişinin sınırdan atlarla girdiğini gördük. Bizi görünce atlardan inip mevzi aldılar ve ateş etmeye başladılar, kafamızı kaldıramıyorduk. Ben açıkta kalmıştım, daha hâkim bir noktaya geçmek istedim. Yer değiştirirken bir patlamayla havalanıp yere düştüm. Bir yandan da çatışma devam ediyordu. Karşımda boş bir asker botu gördüm! Tanıdık geldi nedense! Sonra ayaklarıma baktım; parçalanmıştı. Kemerimi çıkardım, turnike yapıp telsizden “Bir asker mayına bastı!” dedim. Sonra helikopter ile Van 100. Yıl Hastanesine gittik. Van’da ilk ameliyatımı oldum ve Sağ ayağım kesildi.
Ölüm yanımdan geçince farklı düşünmeye başladım ve anladım ki hiç bir şey için sevdiğim onlarca insanı kırmaya değmezmiş. Hatta sevgiyi gizlemeye de hiç gerek yokmuş. Sonuç olarak, yarın kimin dünya üzerinde olacağının hiç bir garantisi yok. Yani kırık kalpleri düzeltmek için ikinci bir şansın olmayabilir! Bu yüzden hayatı ve duyguları ertelemenin manası yok. Sanırım olması gereken bu ve ben hep böyle düşünmeye çalıştım.

KAÇARAK EVLENDİK
TSK Rehabilitasyon Merkezinde tedavi olurken şu anki eşimle de orada tanışmıştım. Eşimle kaçarak evlendik. Babamlar gidip isteyeceklerdi fakat ailesi Ankara’da oturduğu için İzmir’e kız vermek istemediler hayır deyince o da benimle İzmir’e geldi. Bu defa da benim ailem, böyle olmaz deyip Ankara’ya eşimin ailesinin yanına gidip işleri tatlıya bağladılar. Biz de 1 ay içinde evlendik.
Eşim, benim hayata bağlanmamda çok destek oldu. Gayet güzel giden bir evliliğim, 10 ve 8 yaşlarında iki kızım var. Onlarla hayata bağlanıyorum, okullarıyla ilgileniyorum, derslerine yardım ediyorum, geziyorum...

HENDEKLER 1 GÜNDE AÇILMADI!
Son dönemde artan terör olaylarını değerlendiren Gazi Onur Emrah Güneri, “Artık terör öyle bir noktaya gelmiş ki insanlara doğal geliyor” diye konuştu. Güneri şunları söyledi: “Şehitlerin, gazilerin olması normal görülüyor. Bomba patlıyor, insanlar ölüyor ve halk 2 gün sonra unutuyor. İnsan hayatının önemi yok. Hükümetin stratejisini kestiremiyoruz artık. Açılım süreci diyorlar sonra bizi kandırdılar diyorlar. Sen devletsin. Seni nasıl kandırırlar? O sığınaklar yapılırken, hendekler kazılırken neredeydin? Güneydoğu’da devlet otoritesi kalktı artık. 2000’li yıllarda bitme noktasına gelen terör uygulanan yanlış politikalarla tekrar canlandı. Nusaybin’de, Sur’da, Cizre’de, Yüksekova’da teröristler bir günde yollara hendekleri açmadı, bombaları asfaltın altına gömüp üzerine asfalt çekmedi, bu mühimmatları helikopterle taşımadı! Burada yıllarca süren bir hazırlık var. Bu hazırlıklar da çözüm adı verilen süreçte yapıldı.”

CAN KORKUSU YÜZÜNDEN TERÖRE DESTEK VERENLER VAR
Gazi Onur Emrah Güneri, Türkiye’de Kürt sorunu değil güvenlik sorunu olduğunu söyledi. Güneri, “Yaşananları görünce isyan ediyorum bazen. Madem terörle, şiddetle hak alınabiliyor o zaman herkes alsın eline bir silah, örgüt kursun sonra da meclise girsin, siyasallaşsın! Teröristten siyasetçi olur mu demeyin. Daha düne kadar askerimize kurşun sıkan insanlar devletten maaş alıyor şu anda Terörün içinde büyüyen çocuk hem korku altında büyüyor, hem ölümün soğuk yüzünü görüyor. Öyleyse psikolojik olarak da terörle mücadele etmek gerekiyor. Can korkusu yüzünden teröre destek verenler de var. Küçük çocukları koparıp zorla dağa çıkarıyorlar. Ben Kürt sorunu diye bir şeye inanmıyorum. Güvenlik sorunu var sadece. Cehalet var. Açılım sürecinde PKK’yı o kadar boş bıraktılar ki bölgede büyük bir güvenlik problemi ortaya çıktı. Sana silah sıkan teröriste güvenilir mi? Sen orada halkın can güvenliğini sağlayamıyorsan hükmün de kalmaz zaten” diye konuştu.

YAŞADIĞIM TOPRAĞIN HAKKINI VERDİM
Çocukluğundan beri Güneydoğu’ya gitmek istediğini söyleyen Gazi Onur Emrah Güneri, hayatı askere gidene kadar yaşadığını şu sözlerle anlattı: “1996 yılında, İlyas Akın diye bir ağabeyimiz şehit olmuştu. Ben onun elinde büyümüştüm. O şehit olduktan sonra çok istemiştim Güneydoğu’ya gitmeyi. Çocukluğumdan beri içimde vardı. Hayatı askere gidene kadar yaşadım ben. Kesin şehit olurum diye düşünürdüm. Annemlere de söylerdim aynısını. Allah’a şükür döndüm ama bir parçamı da orada bıraktım. Bazen düşünüyorum boşuna mıydı diye, ama değil. Şehit, Gazi olmazsa o zaman vatan da olmaz. Bu vatan bir şekilde korunacak. Ben artı bir şey yaptığımı düşünmüyorum sadece üzerime düşeni yaptığıma, yaşadığım toprağın hakkını verebildiğime inanıyorum. Başkasının başına da gelebilirdi ama benim başıma geldi. Sefa geldi, hoş geldi.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.