Çukurca’da 16 arkadaşını şehit verdi

Gazi Mehmet Çamkerten askerliğinin bitmesine 7 gün kala Hakkari Çukurca’da vuruldu. Çamkerten, o günkü çatışmada 16 silah arkadaşını şehit verdi, 23 arkadaşı ise onun gibi gazi oldu

Çukurca’da 16 arkadaşını şehit verdi
13 Haziran 2016 Pazartesi 11:57

1975’te Antakya’da doğan Gazi Mehmet Çamkerten, ekonomik sıkıntılar içinde büyüdü. Taş ocaklarında ve inşaatlarda çalışan babasına yardım etmek için küçük yaşta hem çalıştı hem okudu. Zorlu yılların ardından 1995’te askere gitti. Çamkerten, Hakkari Çukurca’da askerliğinin bitmesine 7 gün kala vuruldu. Sağ gözünü tamamen kaybetti, sol kulağının üstü parçalandı, akciğerlerine çok sayıda şarapnel parçaları girdi...
Çamkerten, yaşadıklarını Aydınlık’a anlattı:
“6 kardeşiz. Babam, geçimimizi sağlamak için çok farklı işlerde çalıştı. Taş ocaklarında ve inşaatlarda amelelik yaptı. Bir ara at arabası almıştı onunla sebze halinden mal taşırdı. Ekonomik durumumuz iyi olmadığı için hem okudum hem de ağabeylerimin yanında kunduracıda çalıştım. Sabah işe gider, öğlen koşarak eve gelir, evde ne varsa yedikten sonra da aynı hızla koşup okula yetişirdim.”

ÖNCE SİLVAN SONRA ÇUKURCA
“1995 yılında askere gittim. Acemi birliğim Isparta 40. Piyade Alayıydı. Oradan usta birliğim Ankara/Çubuk’a gittim. Orada 3 ay kaldıktan sonra Diyarbakır 7. Kolordu’ya ve oradan Diyarbakır/ Silvan’a gittik. O zamanlar teröristler Silvan’a bağlı köyleri basıyorlardı. Biz de köylerin etrafına teröristlere karşı pusu atardık. Araziye çıktığımızda en az 1 hafta, 10 gün kalır sonra dönerdik. Sürekli operasyonlara çıkıyorduk. Silvan’da yaklaşık 5 ay kaldık. Kaldığımız süre içerisinde birçok çatışmaya girdik, teröristlerin birçok sığınağını ele geçirdik ve birçok arkadaşım ya şehit oldu ya da gazi.
Kışa girerken Ankara/Çubuk’a döndük. Bir daha gitmeyiz diye düşünürken yaklaşık 3 ay sonra Hakkâri/Çukurca’ya gittik. Çukurca’da basılma ihtimali olan karakollara takviye olarak gidiyorduk. Bazense üs bölgelerine gider oradan operasyona giderdik. Bölgede çok operasyona çıkardık. Işıklı Karakoluna giderdik, oraya da çok baskın olurdu. Özellikle Çayırlı, Mevzitepe, Üzümlü, Kavşak, Hakantepe ve Pirinçeken’e giderdik. Oraları düşünürken halen kalbimin bir yerleri sızlar.”

MEVZİLERİN KAYALARI PARÇALANDI
“Askerliğimin bitmesine 7 gün kala, 26 Temmuz 1996 tarihinde, Çaylı Sınır Karakolu’na gitmek için yola çıktık. Karakolu koruma amaçlı olarak alan kontrolü emri almıştık. Etrafında 3 tepe vardı ve birer haftalık arayla, sıraya göre çıkıyorduk. Üs bölgesindeydik, yeni askerler gelmişti. Bulunduğumuz Geyiktepe, yuvarlak bir tepeydi. Ben arka tarafta bir mevzide yeni gelen askerlere ‘ay tutulması’ olduğunu bu yüzden zifiri karanlık olacağını ve dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek uyarıyordum. Gece tam 22.50’de yeni gelen askerlerden Hacı Sait Sönmez yanıma koşarak ‘Bir şey gördüm’ dedi. Hemen diğer mevzileri dikkatli olmaları için uyardım. Hacı Sait Sönmez daha mevziinin içine girerken yanımdaki mevziiye roket geldi. Karşıdaki tepeden o kadar çok roket geliyordu ki kafamızı kaldıramıyorduk. Derken roketler sustu ve Docka Uçak Savar ateşi başladı ve devamında el bombaları... O kadar çok roket ve el bombası yedik ki bulunduğum mevziinin kayaları paramparça oldu.
Teröristlerle iç içe girmiştik. Bağırmalarını duyuyorduk, çok kalabalıkları. En son Hacı Sait Sönmez bana: “Mehmet ağabey, ben seni korurum. Sen kaç” dedi. Bunu söyleyince kızarak: “Konuşma, ateş et” dedim. Bir süre daha Hacı Sait’le aynı mevzide çarpıştık sonra çaprazımızdaki bizim mevziden bir kadın teröristin el bombası atmasıyla Sait şehit oldu, ben yaralandım.”

ŞARAPNEL PARÇALARI HALA AKCİĞERİNDE
“Hava aydınlanınca teröristler çekildiler ve Mevlüt diye bir arkadaşım mevziiye gelerek bana ilk müdahaleyi yaptı. Bizi battaniyeye koyup hızlı bir şekilde karakola taşıdılar ama halen çatışma seslerini duyuyordum. 16 arkadaşım şehit olmuştu, 23’ü ise gazi. Beni, Diyarbakır Dicle Üniversitesin Hastanesine oradan Ankara GATA’ya götürdüler. GATA’da tam 1 yıl yataktan kalkmadım. Şu an sağ gözüm tamamen kayıp. Hiç görmüyor. Sağ kolum dirsekten aldığım şarapnel parçaları nedeniyle açılıp kapanmıyor. Parmaklarım tam olarak hareket etmiyor. Akciğerlerimde çok sayıda şarapnel parçaları var ve bir tanesi akciğerle kaburgaların arasına girip akciğere tıpa yapmış durumda ve alınamayacağını, bununla yaşamam gerektiğini söylediler. Sol diz altında şarapnel parçaları var. Orada damar pıhtılaşmış. Oradaki damarı alıp yerine damar koydular. Sol ayağımda da sinir lezyonu var, tam kullanamıyorum. Sol kulağımın üstü yok. Bir de saçlarım tamamen yanmıştı el bombasının etkisiyle.”

‘PARA PUL DEĞİL SAYGI İSTİYORUZ’
Gazi Mehmet Çamkerten, gazilerin yaşadığı sorunlara da değindi. Gazilere verilen değerin zaman içerisinde azalmaya başladığını ifade eden Çamkerten şunları söyledi: “Bizi, devleti sürekli zarara uğratıyormuşuz gibi göstermeye çalışanlar var. Hatay’da eşimizle, çocuğumuzla otobüse bindiğimiz zaman otobüs şoförleri bize ‘bedavacı’ diyor. Gazilere verilen işleri görüyoruz, okuyoruz. Hep aşağılayıcı tavırlarla davranıyorlar. Ama biz bu ülkede yaşayan insanların huzur içinde yaşaması için gazi olduk. Terörün son zamanlarda bu kadar artmasının sebebininse terör örgütüne verilen tavizler olduğunu düşünüyorum. Devletimizin bizlere sahip çıkmasını, değer vermesini istiyorum. Biz ne para ne pul istiyoruz. Biz sadece hak ettiğimiz saygıyı görmek istiyoruz. Bunca fedakârlıktan ve çekilen acıdan sonra bence çok şey de istemiyoruz.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.