Beyin yıkama

Beyin yıkama
15 Haziran 2015 Pazartesi 10:58

Gazi Koray Gürbüz 
Propaganda, en basit tanımlamayla, bir beyin yıkama faaliyetidir. Amaç toplumu belli çıkar- lar ve fikirler doğrultusunda düşünmeye, tutum almaya ve davranmaya yönlendirmek olduğuna göre, gerektiğinde her türden yöntem de kullanılabilir demektir. Bu yöntemlerin en acımasızı beyin yıkamadır. Bir ruhsal işkence sayılabilecek olan bu yöntem bugün bilimsel ve psikolojik yollar kullanılarak kabaca şöyle kullanılıyor: 

BEKLENTİ, KUŞKU, ENDİŞE 
1. Muhatap kitleye şiddetli sinyaller ve “uyarılar” gönderilir. “Muhatap tek yönlü ve aşırı bir yükleme yapılarak” uyarılır. 
Örneğin, “aynı konuşmaların tekrar tekrar yayınlanması” ve ardından bu konuşmaların başka programlara konu olması, tartışılması ve tekrar haber yapıl- ması... Ve ardından bu konuşmaların günlerce gazete ve dergilerde yayımlatılarak insanların bu konuda düşünmesine ve analiz yapmasına fırsat veril- meden, bilgi bombardımanıyla söylenenlerin doğru olduğunun zorla kabul ettirilmesi. 
2. Gönderilen “sinyal ile mesajın” ardından gelmesi gereken “uyanma” arasındaki süre uzatılarak kitlede büyük bir “beklenti, kuşku ve endişe” yaratılır. 
Örneğin, “AKP hükümet kurmazsa ekonomi kötüye gidecek ya da yeni anayasa bir çıksın terör de bitecek, yoksulluk da” söylemlerini ele alırsak, insanlar AKP ile ekonomik istikrara kavuşulacağı ve yeni anayasayla terörün ve yoksulluğun biteceği konusunda “beklentiye” sokulup; yeni anayasanın çıkmadığı her gün “kuşku ve endişe” hissettirilir. 
Ya da “2023’te dünyanın ilk 5 ekonomisi arasına gireceğiz” söylemini ele alırsak, kitlelerde ekonominin iyi gitmesi için belli bir partinin desteklenmesi gerektiği beklentisi ve eğer bu parti gelmezse ekonomi kötüye gidecek endi- şesi yaratılır. 
Ya da “PKK silah bırakacak” söylemiyle beklenti yaratılıp insanlara umut verilir ve bunun sağlanması için mutlaka açılımın desteklenmesi gerektiği düşündürülür. Ardından “eğer AKP olmazsa, terör yeniden gelir” söylemiyle kitlelerde tedirginlik, kuşku ve endişe yaratılmaktadır. 
Tedirgin-huzurlu, amatör-profesyonel, güven-şüphe, az-çok, usta-acemi gibi zıt sözcüklerle insanlar beklentiye sokulup, kuşku ve endişe yaratılarak kitlelerin düşünmesine fırsat verilmemektedir. 
3. Verilen sinyal doğrultusunda bir “uyarı” bekleyen kitleye “ters yönde bir uyarı” gönderilerek, kitlenin dengesi ve kendisine olan inancı ile güveni bozulur, düşünme ve karar sistemi alt üst edilir. 
Örneğin, son 10 yılda terör kavramının içi boşaltılarak “Terör nedir? Terörist kimdir? Ne tür eylem yapar?” sorularının cevapları havada bırakılmıştır. 
Örneğin İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki terör saldırısının ardından, Tayyip Erdoğan, “Biz teröriste terörist deriz! Teröriste terörist diyemeyen alçaktır!” derken, diğer yandan PKK’lı teröristlerle pazarlık yapılması insanlarda “Kim terörist, kim değil?” gibi sorulara neden olmaktadır. 
Ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş bir katil ile ilgili söylenen “Apo’yu itibarsızlaştırmak mı istiyorlar” sözleriyle Apo katil, bölücü bir terörist değil, sıradan bir insan gibi gösterilip, geçmişte yaptığı katliamların üstü kapatılarak kitlelerin olayları sistematik olarak sorgulaması ve karar vermesi engellenmektedir. 

EN BÜYÜK SİLAH BİLGİ 
Sonuç olarak propagandacı sistematik olarak bu aşamaları gerçekleştirdikten sonra, artık karşısında, verdiğini almaya hazır bomboş beyinler vardır. Hedef kitlenin ruhsal dengesi bir kez bozuldu mu artık hangi yöntemi kullanırsanız kullanın başarı büyük bir ihtimalle gelecektir.  
Beyin yıkama dikkat, emek, güç, irade ve sabır isteyen uzun bir süreçtir. Bu konu ile ilgili birçok örnek verilebilir. Bizlere düşen, olayları değerlendirirken daha dikkatli olmak, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirme yapmak ve asla her söyleneni doğru kabul etmemektir. Unutulmamalıdır ki, her türlü beyin yıkama faaliyetine karşı bizlerin en büyük silahı bilgidir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.