Ayağımı alanlar Meclis’te maaşlarını ben ödüyorum

Fenerbahçe-Galatasaray maçının düdüğüyle terörist ateşi de başladı! Önce kafamızı kaldıramadık! Tepemizden geçen kurşunların şaklamaları hala kulaklarımda. İlk şoku atlattıktan sonra biz de ateş etmeye başladık.

Ayağımı alanlar Meclis’te maaşlarını ben ödüyorum
22 Şubat 2016 Pazartesi 14:15

Askerliğinin Hakkari’ye çıktığını öğrendiğinde zor günlerin kendisini beklediğini anladı. Nitekim bir ayağını kaybederek döndü askerden. Sadece terörle değil, her daim sert olan doğası, suyu ve havasıyla da mücadele etti. Ama her şeye rağmen her sabah Sümbül Dağı’na karşı bir sigara yakarak geçirdiği özlem dolu günlerin de ayrı bir güzelliği vardı belki. Sayfamızın bu haftaki konuğu Gazi Sabahattin Külah.

- Askere ne zaman gittin?
Askere 1994 yılında, Eğridir Dağ Komando Okuluna gittim. Yaklaşık 3 ay zorlu bir komando eğitimi aldıktan sonra, Hakkâri Yüksekova’ya gittim.
Birliğe gittiğimiz ilk gün, yattığımız yeri görmeden, bölge, mevziler ve birlik hakkında bilgi verdiler. Beni “makineli tüfekçi” olarak ayırıp, nöbet tutacağımız mevziiye götürdüler. Bir komutan gelip, “Şu bölgeye dikkat edin. Şuradan ateş gelme ihtimali yüksek, ateş gelirse sen de ateş et, şurada bizim mevziler var!” deyip gitti.
Ogün Fenerbahçe-Galatasaray maçı vardı, maçın başlama düdüğüyle teröristlerin ateşi aynı anda başladı! Tabii şoka girdik, kafamızı kaldıramadık! Karanlığın içinden, tepemizden geçen kurşunların şaklamaları hala kulaklarımda. İlk şoku atlattıktan sonra biz de ateş etmeye başladık.

- Operasyon çok olur muydu?
O yıllar çok olurdu. Taburda operasyon ve çevre emniyeti alan timler vardı. Ben ilk önce çevre emniyetini alan TİM’lerdeydim. Operasyon TİM’leri 10-15 gün dağda kalır sonra gelip 2-3 gün dinlendikten sonra tekrar çıkarlardı. Bir süre sonra sabit kalmaya dayanamayıp operasyon TİM’lerine katıldım.

- Doğuda askerlik nasıldı?
İlk duyduğumda zor günlerin beni beklediğini biliyordum. Fakat her sabah Sümbül Dağı’na karşı bir sigara yakarak geçen günleri saymak; evi, sıcağı, kalabalığı özlemek de ayrı bir duygudur. Şimdi o günleri düşündükçe gençliğin gücünü daha iyi anlıyorum. Bu bile size büyük bir haz verir ve iyi ki orada askerlik yapmışım dersiniz.

- Doğa şartları nasıldı?
360 derece dönün, dağ ve gökyüzünden başka bir şey göremezdiniz. İklimi sert, havası, suyu her daim soğutu. Her sabah uyandığınızda size bir zebani gibi bakan Sümbül Dağı’nda, Kasım-Nisan ayları arasında beyaz kar örtüsü eksik olmazdı. Yani, terörün yanında oradaki doğa şartlarıyla da mücadele ediyorduk.

- Nasıl yaralandın?
Askerliğimin bitmesine 49 gün vardı. 1994 yılında Yeşiltaş Karakolu’ndan helikopterlerle Kuzey Irak’a geçtik. Operasyonun 4. gününde, arama tarama için bir vadide ilerliyorduk, ben TİM’de 6., 7. sıradaydım. Ayrıca bizim önümüzde de TİM’ler vardı. Birden bir toz bulutu yükseldi ve patlama oldu. Yere düştüm! Acı hissetmediğim için bir şey olduğunu ilk önce anlayamadım. Toz bulutu kalkınca ayağımın parçalandığını gördüm.
Sonra helikopter ile Hakkâri Asker Hastanesi’ne götürdüler. Ameliyat olurken kemik tıkırtıları geliyordu ama ayağımı keseceklerini düşünmemiştim. Topukta kemikler dağılmıştı, herhalde onları toparlıyorlar diye düşündüm Yatağa gittiğimde ayağımın kesildiğini gördüm.
Oradan Diyarbakır’a, sonra da GATA’ya geldim.

- Sonra köyüne mi döndün?
1994 yılının sonunda GATA’da protezim takıldı ve köyüme döndüm. Köyde çiftçilikle uğraşıyordum. Babam, “Ayağın yok. Kimse seninle evlenmez!” diyerek, bir çocuğu olan, eşi ölmüş bir kadınla beni evlendirdi. 1997 yılında iş için İzmir’e taşındım. Fakat eşim İzmir’e alışamadı, sürekli köye dönmek istiyordu. Bir sene o köyde yaşadı, ben İzmir’de. Baktık olmuyor, 1999 yılında anlaşarak ayrıldık.
2005 yılında bir evlilik daha yaptım o da 6 ay sürdü. 2014 yılına kadar bekâr yaşadım. Şu anda bir senelik evliyim. Mutluyum.

SAĞLIK GİDERLERİ KARŞILANMIYOR
Gazilerin en büyük sorunu sağlık giderlerinin tam olarak karşılanmaması. İki bacağını, iki kolunu kaybeden gaziler var. Devlet bu gazilerin her türlü sağlık giderini karşılamak zorunda. Ama bu arkadaşlarımız ne doğru dürüst protezlerini alabiliyorlar ne de tekerlekli sandalyelerini.

MECLİS’TE PKK’LIYIM DİYEBİLİYORLAR!
Hükümetin terörle ilgili politikalarını doğru bulmuyorum. 2009 yılında teröristler Habur’da kahraman gibi karşılandılar. Teröristleri dağda aramaya gerek yok, artık Meclis’te açık açık “Ben PKK’lıyım” diyebiliyorlar. Bunlar bizden kesilen vergilerle maaş alıp hainlik yapıyorlar. Ecdadımız bu vatanı sefalet içinde aldı. 90 bin kişi Sarıkamış’ta donarak öldü bu ülke için. Biz şimdi vatanımızı elimizle sunuyoruz, alın diye. Yarın öldüğümüzde hangi yüzle batacağız onların yüzüne? Bugün Kürt kökenli birçok bürokrat var. Kürt kökenli vatandaşlar Türkiye’nin her yerinde rahatlıkla ticaret yapabiliyor mu? Evet! Karnı doyuyor mu? Doyuyor! O zaman sen ne istiyorsun?

YÖRÜK OLMANIN GURURU
Gazi Sabahattin Külah, 1973 Manisa’nın Sarıgöl ilçesi, Günyaka köyü doğumlu. Köyü Yörük köyü. Askere gidinceye kadar köyde ailesi ile çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşmış. “Yörüğüm bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü Yörükler vatanına milletine ihanet etmezler. Çalışkandırlar” diyor.
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.