Askerlik bu ülkenin harcı

Vatani görevini yaparken çığ altında kaldı. 2 arkadaşı şehit 8 arkadaşı gazi oldu. Gazi Aydın Yılmaz’ı en çok üzen olay ise Habur’dan giren PKK’lıların kahraman gibi karşılanması olmuş

Askerlik bu ülkenin harcı
15 Haziran 2015 Pazartesi 10:58

Gazi İzzet Ertunç 

Gazi Aydın Yılmaz, 1973’te Çorum’un Karadona köyünde doğmuş. Askerde çığ altında kalmış. 2 arkadaşı şehit, 8 arkadaşı gazi olmuş. Hayatı zorluklarla geçmiş. “Her şeyi parayla ölçmemek lazım. Askerlik yapmayanın vatan sevgisi de sanal oluyor. Askerlik bu ülkenin harcı, bu yüzden herkes oradaki birlik ve beraberliği mutlaka yaşamalı” diyor. 

- Kendini biraz tanıtır mısın? 

Annem ev hanımı, babam kamyon şoförüydü. Dört kardeşiz. En büyükleri benim. Ekonomik durumumuz iyi değildi. Rahmetli babam bizi geçindirmek için inşaatlarda çalıştı. En sonunda kamyonculuk yaptı. Maddi sıkıntılardan dolayı ortaokula kadar okuyabildim.  

Arazimiz verimli değil, bu yüzden tarım çok az yapılır. Hayvancılığı da kendi evimizin sütünü, yoğurdunu karşılamak için yapardık. Çok yokluk çektik. 6 yaşında çalışmaya başladım. Gezme, tatil gibi fırsatlarımız olmadı.  

İlkokuldayken yaz tatillerinde köyde çobanlık yapıyordum. 15 yaşıma kadar köyde çobanlık yaptım. Daha sonra babamın yanında kamyonla gidip gelmeye başladım.  

- Acemi birliğin neresiydi? 

1993 yılında Malatya Şoför Okulu’na acemi gittim. Oradan Ardahan Damal Piyade Taburu’na gittim. Gider gitmez orada bir ay boyunca silah eğitimi aldık. Piyade olarak operasyonlara katılıyorduk.  

OPERASYONA ÇIKTIK 

- Terör var mıydı? 

1993-94 yılları terörün en yoğun olduğu zamanlardı. Bulunduğumuz bölgede terör olayları çok yoktu. Fakat çevremizde sürekli olaylar oluyordu. En çok Kağızman’a operasyona giderdik.  

Kağızman çok güzel bir yer. Yeşillik, meyvelik. Hele yaz mevsiminde. Zaten Iğdır Doğu’nun Adana’sı. Köylerin içinden geçmek zorunda kaldığımız zaman köylüler bizi çok sıcak karşılarlardı. Yollara çıkar, peynir, yağ, lavaş ekmek verirlerdi. Çayımızı demlerlerdi. Peynirleri çok güzel olurdu hele sıcak lavaşla.  

- Nasıl yaralandın? 

Erzurum’da Şenkaya yaylalarına operasyona çıktık. 3 Mart’tı. Tam bir yıllık askerdim. Karlar erimeye başlamıştı. Ama dağlarda iki üç metre kar vardı. Helikopter gelemiyordu, ulaşım yoktu. Tam erzaklarımız bittiği sırada hava açıldı. Kar araçlarıyla bize erzak getirildi. Yanlarında da İranlı bir itirafçı yer göstermek için gelmişti.  

- Bir şey buldunuz mu? 

İtirafçı, bizi dağlık bir bölgeye götürdü. Dağın arkasından gidiyorduk. Ayağımızda kar hedikleri olmasına rağmen zor yürüyorduk. Altımızda bir metreden fazla kar vardı. Arazi çok engebeliydi. İnmek de çıkmak da sorundu.  

Arka taraftan geldiğimiz yer düzlük yaylaydı. Kardan her yer düz görünüyordu. Dağın arkasından yamaca doğru ilerliyorduk. İtirafçı o bölgede sakladıkları malzemelerin yerlerini gösteriyordu. Dağın yamacından 15- 20 metre indik.  

Bölük komutanımız diğer timin de aşağı inmesini istedi ama tabur komutanı, “Çığ olursa hepimiz gideriz, diğer tim yukarıda kalsın” diye uyardı. Uyarının ardından iki dakika daha geçmemişti ki birinin “gidiyoruz” dediğini duydum. Bulunduğumuz yer çamlıktı. Altımızdan kar kaydı.  

Dağın yamacından dereye doğru kayarak indik. Dağın tepesiyle derenin arası yüz elli, iki yüz metre vardı. Çığ müthiş süratliydi. Toz dumanın arasında gidiyorduk.  

25 kişi çığ altında kaldık. Tabur komutanımız, bölük komutanımız, teğmenimiz, uzman çavuşlar vardı. Tepede kalan diğer tim hemen peşimizden inmeye kalkmış. Onlar inmeye kalkınca yan tarafımıza ikinci çığ geldi. Bir arkadaşımızı 2 gün sonra bulduk. Şehit oldu. Sekiz kişi yaralandık ama bir arkadaşımız da yolda iç kanamadan şehit oldu.  

- Nerenden yaralandın? 

Şu anda sol ayağımda hareket yok. Protezim yok ama protezden zor. Sinir ve kaslarda ezilme var.  

BABAMI DA KAYBETTİM 

- Tedavin bitince ne iş yaptın? 

Tedaviden sonra yine babamla kamyonculuk yapmaya başladım. Ama kamyonculuk git gide kötüye gidiyordu. 1999 yılında kamyonu sattık. 2000 yılında babam vefat etti. İçki sigara kullanmazdı ama hayatı boyunca yaşadığı zorluklar, çalışma şartları yüzünden akciğer kanseri oldu. 

ŞEHİTLİK HEP YOKSULLARA MI! 

“Askerlik zor ama anlamı çok büyük. Askerlik demek vatan sevgisi demek. Askerliği yaşamayanın vatan sevgisi de sanal oluyor. Her şeyi parayla ölçmemek lazım. ‘Ver parayı kurtul’ olmamalı. Bugüne kadar bir zenginin evinin önüne şehit tabutu geldiğini görmedim. Hepsi fakir, fukara benim gibi köylü çocukları. Şu anda gazilikle de, şehitlikle de halkın ilgisi yok. Bize bakarken “Benim için mi gazi oldun” diyorlar. Şehide verilen değer, cenaze kalkana kadar. Sonra her şey unutuluyor. Bugün Ankara’daki halk otobüslerinde kartımızı gösterdiğimiz zaman beleşçi geldi diye bakıyorlar. Devlet bize böyle bakıyor, halk ne yapsın. Sadece işlerine geldiğinde bizim gazimiz, bizim şehidimiz diyorlar.” 

HABUR’DA ÇİÇEKLERLE KARŞILANDIKLARINDA KAHROLDUM’ 

“Mücadele ettiğimiz teröristler Habur’dan girip çiçeklerle karşılandıkları gün ben kahroldum. Bunlar nereden geliyorlar, Çanakkale Savaşı’ndan mı geliyorlar, Sarıkamış’tan mı geliyorlar böyle kahraman gibi karşılanıyorlar diye düşünmüştüm. Bize ne devlet ne de halk, o teröristlere gösterdiği ilgiyi gösteriyor.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.