Asker olurken kına bile yakamadı

Babasını daha 6 yaşındayken feci bir kazada kaybetti O kadar yoksullardı ki askere giderken kına bile yakılmadı. Direkt sülüs kağıdını alıp gitti Şırnak’ta bir bacağını kaybetti

Asker olurken kına bile yakamadı
25 Mayıs 2015 Pazartesi 11:21

Koray Gürbüz
Osman Kaptan, Denizli Honaz’da yoksul bir hayata gözlerini açmış. Henüz 6 yaşındayken babasını kaybetmiş. Annesi 3 çocukla bir başına kalmış. Annesine yardım edebilmek için tarlada da çalışmış, sanayide de. Açlıktan şekerli suya bayat ekmek doğrayıp yemiş kimi zaman. Ve vatani görevini yapma zamanı gelince yoksulluktan kınası bile yakılamamış. “Kına alacak para yoktu ki” diye anlatıyor o günleri. 
- Kendini tanıtır mısın?
Babamın yaptığı tek göz bir gecekonduda yokluklar içinde büyüdüm. Bir ağabeyim ve bir kız kardeşim var. Babam amelelik yaparak ve başkalarının bahçelerinde yevmiye karşılığı çalışarak bizi geçindiriyordu. Ayrıca bir eşeğimiz vardı. Babam onunla genellikle okulumuzun hademesiyle birlikte dağa odun kesmeye giderlerdi. Bir de dağların uç noktalarında ıhlamur fideleri var, onları toplamaya çıkıyorlardı. Bir gün babam dağda yaklaşık bin metre yükseklikten uçuruma düşerek hayatını kaybetti. Ben 6 yaşındaydım. 
- Geçiminizi nasıl sağladınız?
Annem çok zor günler yaşadı. Bir başına bize hem analık hem babalık yaptı. 3 çocuk vardı. Hep birlikte tarlada çalışıyorduk. Ama küçük olduğumuz için çok yardım edemiyorduk. Teyzemin üç beş dönüm arazisi vardı. Kendisi ilgilenemediği için biz ilgileniyorduk. İçinde meyve ağaçları vardı. Kirazları toplar pazarda satardı. Bir kısmına buğday, tere, roka, domates gibi şeyler eker, satardı. Ektiği buğdayı un yapar, kış için ekmek pişirirdi. O araziyle geçimimizi sağladık. Bazen de akrabalarımızın tarlalarında çalıştığımız oldu, fakat para vermezler, bizi karın tokluğuna çalıştırırlardı. Hayatımız öyle geçti.
‘SUYA EKMEK DOĞRARDIK’
- Çocukluğuna dair unutamadığın bir anın var mı?
Hep yoklukla karşı karşıyaydık. Ayakkabı yok, pantolon yamalı. Aç kaldığımızı hatırlıyorum. Buğday ekmeğini şekerli suya ovalayıp karnımızı doyurduğumuzu unutamıyorum. 
Geleneklerimize göre askere gidilecek kişi için eğlence düzenlenerek yemek verilir. Fakat bizde ne davulcu tutacak, ne de çorba verecek para vardı. Eğlence yapamadık. Yakılmadı kınamız. Zamanı gelince direkt sülüs kâğıdımızı alıp gittik. Giderken cebimde askerlik şubesinden aldığım yol parasından başka para yoktu. 
- Acemi eğitimini nerede aldın?
Acemiliğimi jandarma komando olarak Manisa Kırkağaç’ta yaptım. Komando eğitimi aldık. Eğitimde başarı gösterenler timlere ayrıldı. Maddi açıdan çok zorluk çektim. Durumumun zorluğunu anlayan arkadaşlar kendine bir çay alıyorsa bana da alıyordu.
- Doğuya nereye gittin?
1998’de Şırnak Merkez Tümen Komutanlığı’na gittim. Hangi timin nereye gideceği kurayla belli oluyordu. Kurayı ben çektim. Şırnak Uludere Jandarma Komando Bölüğü’ne çıktı. Uludere’ye gittik. Kimin hangi silahı verimli kullandığı tespit edildi. Ben roketçi oldum. 
- Bölgede terör olayları çok olur muydu?
Üstümüzde Ballıca Karakolu vardı sürekli taciz atışı olurdu. Cudi Dağı’nda unutamadığım bir çatışma olmuştu. Orada 2 gün kaldık. Her taraftan ateş ediliyordu ama teröristleri göremiyorduk.  
- Nasıl yaralandın?
Yaralandığımda 7 aylık askerdim. Uludere Davul Deresi üs bölgesine çıkmıştık. Önümüzdeki timler çatışmaya girdiler. Yağmur çiseliyordu, sisten göz gözü görmüyordu. Telsizden “Mevzinize çekilin” anonsu geldi. Geri çekilirken sol ayağımla mayına bastım. Ayağımı orada kaybettim. Turnike yapıldı. Şırnak’tan helikopter istendi ama hava şartlarından dolayı gelmedi. 
- Nasıl götürdüler seni? 
Korucular katırlarla çıkmışlardı. Katırın bir tarafına beni bağladılar, denge sağlamak için bir tarafına da korucu çıktı. O şekilde beni aşağı indirdiler. Bir ara helikopter sesi duydum ve gözümü açtım, helikopterde sedyedeyim, sonrasını hatırlamıyorum. Şırnak’ta ampüte gerçekleşti. Sonra GATA’ya geldim protezim takıldı. 
- Evlendin mi?
2005 yılında evlendim. Biri kız biri erkek  iki çocuğum var. Eşim ev hanımı. Ben çalışıyorum. Mutluyuz, hayatla mücadele ediyoruz.
GAZİNİN PROTEZ İSYANI
“Hayat devam ediyor, zamanla proteze alıştım. Protez ile rahat yürüyebiliyorum. Fakat kullandığımız proteze SGK kısıtlama getirdi. Yani      2-3  yıl önce kullandığım  protezi artık kullanamıyorum. Bu protez benim için daha aktif ve rahat. Ancak artık bu sistemi devlet ödemiyor, ben de kullanamıyorum. Şu andaki protezimi aynı randımanda kullanamıyorum. Kendi imkânlarımla da alamıyorum. Ayrıca protez içinde kullandığımız  silikon ve dizlik aşındığı için 6 ayda bir değiştirmemiz gerekiyor. Ama değiştirme zamanı acaba devlet bunu ödeyecek mi, ödemeyecek mi diye sıkıntı yaşıyorum.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.