Asker babanın şehit oğlu

Emekli Jandarma Astsubay Hayri Kırıcı bir şehit babası... Türkiye’nin kan ağladığı dönemlerde, 1980’de dünyaya geldi oğlu. Adını Barış koydu.

Asker babanın şehit oğlu
09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:00

Emekli Jandarma Astsubay Hayri Kırıcı, 29 Ekim 1954 tarihinde Kayseri/Develi’de doğdu. Ekonomik sıkıntılar içinde büyüyen Kırıcı, 1969 yılında ortaokuldan sonra askeri okula girdi ve 1972’de Jandarma Astsubay oldu. 1972’de çekilen kurayla ilk görev yeri olan Tunceli/Hozat’a gitti. 1 yılın ardından Ankara’ya tayini çıktı. Oradan Hakkari, oradan da Muğla ve en son Ankara’ya gitti. 80 dönemiydi, sağ-sol kavgalarının en yoğun olduğu yıllar... Her gün iki taraftan da ölen çocukları görüyordu Hayri Kırıcı, barış istiyordu... Türkiye kan ağlıyordu. O oğlunun adına Barış koydu. Parlak bir okul hayatı olan Yüzbaşı Barış Kırıcı, babası gibi asker olmayı tercih etti.
Hayri Kırıcı, şehit oğlunun ardından yaşadıklarını Aydınlık’a anlattı:
Barış, 1994 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesine girdi. Işıklar’dan sonra Ankara Harbiye’ye geldi ve 2002 yılında mezun oldu, Kars’a tayini çıktı. O yıllarda PKK iyice bitmişti. Oradan Bingöl/Genç’e tayini çıktı. Genç’ten sonra Malatya’ya gitti. Orada Erhaç Havaalanında, Arama Kurtarmada görev yaptı. 3 yıl sonra 2010’da Malatya’dan Hakkâri’ye Bordo Berelilerin Bölük Komutanı olarak tayini çıktı. Özel Kuvvetlerdeydi. Askerler görevleriyle ilgili bilgileri ailelerine pek yansıtmazlar. Barış da çok ayrıntı anlatmazdı. Tek bildiğim 2010 yılından itibaren çatışmaların durdurulduğu ve örgüt üyelerinin rahat rahat giriş yaptığı.

PKK’DAN HAİN TUZAK
2012 yılında İzmir’e tayini çıktı. Onun yerine gelecek olanlar 1 Temmuz’da göreve başlayacaktı. Barış, onlarla 15-20 gün kalıp 20 Temmuz’da ilişiğini kesip İzmir’e gidecekti. Barış’ın yerine atanan subay Kıbrıs’tan geliyormuş. Tabur Komutanı, yeni atanan subay gelene kadar 5 gün daha kalmasını istiyor. Barış da kabul ediyor. 22 Temmuz günü Şemdinli, Yüksekova arasında büyük bir PKK grubunun giriş yapması üzerine Barış hemen 60 kişilik bir kuvvetle olay yerine helikopterle gidiyor. 3 helikopter havalanıyor.
Dağlıca’nın, Yeşiltaş Köyünün, Daryan Mevkiine helikopterle alçalıyorlar. Aslında o bölgede helikopterin inmesi için uygun bir yer yok ancak pilot daha önce muhtemelen PKK tarafından hazırlanmış düz bir zemine inerken helikopterin rüzgârından yerdeki topraklar havalanınca pilot yerde kablo ile tuzaklanmış mayını görüp “Burada mayın var!” diyerek helikopteri indirmeden havada iken tekrar kaldırıyor. Geri geri gitmek isterken rüzgâr nedeniyle helikopter yere düşüyor. Olay yerinde 5, hastanede 1 toplam 6 asker şehit oluyor.

HASTANEDEN ÇIKINCA ŞEHİT DÜŞTÜ
Barış, ağır yaralanmış ve Van’a getirmişler. Vücudunda 9 kırık vardı. Alın kemiği içine göçmüş! Onu çektirerek hizaya soktular. Bacak, köprücük kemiği, dört kaburga kırıktı. GATA’ya getirildi. 3 gün reanimasyon ünitesine alındı. 20 gün hastanede kaldı. Gayet iyiydi, ayağa kalkmıştı artık. 12 Ağustos’ta GATA’dan taburcu oldu. Ben de öptüm, kokladım ve 13’ünde Dalyan’a döndüm.
27 Ağustos akşamı yemek yedikten sonra midesi bulanıyor. Annesi yüzünü yıkamasını söylüyor. Gidip yıkanıyor ama düzelmiyor. Anne ben iyi değilim deyip devriliyor. Hemen ambulans çağırılıyor. Kalp masajı yapıyorlar ama Saat 23.30’da “öldü” diye bırakıyorlar.

DAĞLICA’NIN AŞİRET LİDERİ VATANSEVERDİ
Dağlıca Karakol Komutanlığında 1975’te görev yapan emekli Jandarma Astsubay Hayri Kırıcı, o yılları şöyle anlattı: “Dağlıca’nın eski adı Oramar’dı. ‘Ora’ yer demek, ‘mar’ da yılan... Yani anlamı ‘yılan yatağı’ Oramar aşiret lideri Şükrü Buldan’dı. O kadar milli bütünlükçü ve Atatürkçü biriydi. Evinde Atatürk’ün ve Bülent Ecevit Kıbrıs Fatihi resmi vardı. Şükrü Ağa gibi, köylüler de devletine çok bağlıydı. Şükrü Ağa da sağduyulu ve vatanını seven bir insandı. Oğlu İsmet Buldan, Dağlıca muhtarıydı. Diğer oğlu Nazım Buldan, Şule Köyü muhtarıydı. Hepsi Şükrü ağanın otoritesindeydi.
Necdet Buldan benim yaşlarımdaydı. Şimdi milletvekili olan Pervin Buldan’ın öldürülen kocası Savaş Buldan, elinde bir bastonla atçılık oynayan, tıfıl, sümüklü bir çocuktu. Şükrü Ağanın hanımının kardeşi, emekli bir levazım albayıydı. Yıllar geçti, o çocuk büyüdü ve adları uyuşturucuyla anılır oldu. Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan, Meclis Başkan Vekilliği yapıyor, her gün PKK ile ülkeyi bölmek için söylemler geliştiriyor. İnanın şu an Şükrü Ağa hayatta olsa eline bastonu alır, hepsini bastonla döver, gönderirdi. Çocuklarının bu durumunu görse adam kahrından ölürdü herhalde.”

SINIRLARIMIZ CETVELLE DEĞİL KANLA ÇİZİLDİ
Emekli Jandarma Astsubay Hayri Kırıcı, bu vatanın her karışına değer verdiğini belirterek şunları söyledi: “Bazıları sadece Kadıköy’e, Nişantaşı’na bakar ve her yeri ‘kupon arazi’ gibi görür. Oralar değerlidir. Biz, Türkiye’nin her noktasını, istinasız ‘kupon arazi’ kadar değerli görüyoruz. Oğlumun düştüğü ‘Daryan Mevkii’ de bize göre kupon arazidir. Orası da vatan toprağıdır. Orası benim oğlumun kanıyla sulandı. Benim oğluma 5 ünite kan verildi hastanede. Biz topraklarda bunu arıyoruz; kanı arıyoruz. Bu vatanın sınırları, bazı ülkelerinki gibi, cetvelle çizilmedi, kanla çizildi. O zaman her yer benim için değerli.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.