Annan Planı adil bir çözüm değildir

Seçilir seçilmez ‘yavru vatan, ana vatan’ tartışması başlatan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ABD’de yeniden gündeme getirdiği Annan Planının adil bir çözüm olmadığı AB ve BM’ye karşı açıkça savunulmalıdır

Annan Planı adil bir çözüm değildir
22 Haziran 2015 Pazartesi 12:18

Gazi Ümit Kaplan

1878’de Osmanlı’nın, Berlin Antlaşmasıyla İngiltere’ye kiraladığı Kıbrıs, son on yılda dış politikada sergilenen teslimiyetçi tavırlar ve milli çıkarlardan taviz veren politikalar nedeniyle Türkiye için çok sorunlu bir noktaya doğru gitmektedir.
2000’li yılların başına kadar Türkiye adada “taksim” yani adanın Yunanistan ve Türkiye arasında paylaşılması tezini savunurken, AKP hükümetinin kurulmasıyla beraber Kıbrıs politikasında da büyük değişiklikler olmuştur.
Nitekim AB, Türkiye’ye Kıbrıs sorunun çözülmesini öncelikli üyelik şartı olarak koymuş ve Türkiye de buna imza atmıştır. Bu durumu Papandreau, “Türk boğasını boynuzundan yakaladık” diyerek özetlemiş ve Yunan-Rum ittifakının asıl niyetini de ortaya koymuştur.

ANNAN PLANI İLE RUM-YUNAN PLANI
Daha sonra ortaya atılan Kofi Annan Planı, Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs meselesini AB üzerinden halletme stratejisi ile paralellik arz etmektedir. Hatta Klerides “Rum kesiminin teklifi ile Annan Planı’nın teklifi hemen hemen aynıdır” dedi.

Annan Planında Mülkiyet Düzenlemesi
Annan Planındaki mülkiyet düzenlemesine göre taşınmaz mallar, malların tasarrufunu kaybeden mal sahiplerine iade edilecektir. Toprak değişiminin olmadığı bölgelerde Rumlara ait taşınmazların 20 Temmuz 1974 tarihindeki değerinin kıyaslanabilir gayri menkul değerlerin artışını yansıtacak şekilde ayarlanması baz alınmak suretiyle tazmini istenmektedir.

Annan Planında Borçlar
Annan Planında kurulacak ortak devlet, ödemekle yükümlü olduğu borçlar hariç diğer borçların sorumluluğunu üstlenmektedir. Ancak bu maddede KKTC’nin Türkiye’den aldığı borçlar kapsam dışı bırakılmıştır. Yani Kıbrıs Türk toplumu, Rum Kesimi’nin borçlarını üstlenerek mali sorumluluk altına girmiş olacaktır.

Annan Planında Göç ve Vatandaşlık
Annan Planında bulunan bir diğer madde de göç ve vatandaşlık işleri ile ilgili bir mekanizma kurulması ve adaya barış harekâtı sonrası Türkiye’den giden Türklerin Kıbrıs’tan ayrılması için özendirici tedbirlerin devreye sokulmasını içermektedir. Örneğin Kıbrıs’ta en az 5 yıl yaşayan ancak daimi ikamet almayan şahısların ülkelerine geri dönüşleri için 10 bin Euro maddi yardım verilmesi teklif edilmektedir.

Annan Planında Türk Askerinin Durumu
Planda kabul edilemez bir diğer unsur ise Türkiye’nin garantörlüğü ve adadaki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerdir. Adadaki Türk askerlerinin sayısı 2500-7500 arasındaki bir askeri birlikle sınırlandırılmaktadır. Ayrıca bu birliklerin teşkilat yapıları, silah ve teçhizatları da azaltılmaktadır.

Askeri Sevkiyat 3 araçla sınırlandırıldı

Birliklere, tüm kara, hava ve deniz sevkiyatının zaman, yer ve amacını Yunan tarafına 14 gün önceden bildirme yükümlülüğü konuşmuştur. Ayrıca birlik sevkiyatı üç askeri taşıt olarak tanımlanmaktadır. Bu durum Türk askerinin adadan atılması anlamına gelmektedir ancak adadaki İngilizlere ait olan iki askeri üsle ilgili hiç bir şekilde sınırlama getirilmemektedir.

Karpaz ve Güzelyurt

Türkiye’nin güvenliği açısından stratejik öneme sahip olan Karpaz ve Güzelyurt bölgesinin sadece Türkiye açısından değil, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve bu devletlerle ilişkili diğer devletler açısından da çok önemli bir coğrafya olduğu hatırda tutulmalıdır.
Annan Planında durum Türkiye ve Yunanistan arasındaki dengeyi süreç içerisinde Yunanistan lehine bozmaktadır.

Medya ve Kıbrıs meselesi
Annan planı tartışmalarında medya “Ya kabul et ya da reddet!” diyerek propaganda çarkını devreye soktu. Haber kanalları ve belli gazeteciler adadan yaptıkları canlı yayınlarda hem Kıbrıs Türk halkını hem de Türk kamuoyunu yönlendirecek haberler yapıp Rauf Denktaş’ı “sorunun tek kaynağı” olarak gösterdi. Basın tarafından Kıbrıs, Türkiye için bir yük olarak takdim edildi.
Örneğin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Annan’a planın bir müzakere zemini olamayacağını beyan etmesi üzerine, Radikal gazetesi, “Denktaş dansa başladı” manşeti atmıştı.
Öncelikle Türkiye, BM’ye ve AB yönetimine Annan Planının adil bir çözüm önerisi olmadığını açık bir şekilde belirtmelidir. Ayrıca adada geniş bir alanı işgal eden İngiliz askeri üslerinin durumunun dikkate alınmaması BM’nin tarafsızlığına gölge düşürmektedir. Oysa yeni küresel jeopolitik konum açısından bakıldığında, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in en önemli noktalarından biri olduğu görülecektir. Bununla birlikte İskenderun Körfezine doğru uzanan Karpaz yarım adasının Türk tarafına bırakılmak istenmemesi Türkiye’nin enerji güvenliğini tehdit etmektedir.
Ortadoğu’da Süveyş Kanalından itibaren bütün Doğu Akdeniz’in kilidi konumundaki Kıbrıs’ın konumu bölgedeki güç dengelerini değiştirecektir.Rauf Denktaş hain ilan edildi!Annan Planına karşı gelen Rauf Denktaş, Türkiye’ de bazı çevreler tarafından bilinçli olarak yıpratıldı. AKP yönetiminin de aynı tavrı sergilemesi dikkat çekicidir. Karen Fogg’un “Kıbrıslı Türkler sokaklara dökülerek Denktaş’tan ve Türkiye’den kurtulmalıdır” sözleri unutulmamalıdır.
AKP iktidarı Annan Planını sorgulamak yerine, kameralar önünde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprakları üzerinde Rauf Denktaş’ı çözümsüzlüğün tek adresi olarak göstermiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.