FETÖ’nün duası


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

Okunma 21 Ağustos 2016, 10:12

Askeri okullara ilahiyatçı hocalar atandığında 2009 yılıydı. Bugün, merkez medya ekranlarında “FETÖ, FETÖ” diye inleyen liberal saftrikler nasıl da alkışlıyorlardı bu haberi. Hiç unutmam, Radikal’de “İlahiyat formasyonlu subay” diye başlık atılmıştı.
Çok sürmedi, birkaç yıl sonra askeri okullara Kuran dersleri konuldu. Böylece darbeyi engelleyeceklerdi ya... Genelkurmay “darbe dersi vermiyoruz, eğitim müfredatımız YÖK’e uygundur” diye açıklama yaptığında YÖK Başkanı FETÖ’cü Zaman gazetesinin yazarlarından Gökhan Çetinsaya idi... Demokrat Necdet Özel için önemliydi bunlar.
Sonuç ne oldu?
15 Temmuz gecesi köprüyü tutup, karakoldaki polislerin silahlarını toplayan askeri lise öğrencileri bu müfredatın ürünüydü. Sadece o değil, tıpkı Danıştay katili Alpaslan Aslan gibi cebinde FETÖ’nün duasını taşıyan ve halka ateş eden SAT Komandosu da...
Albert Einstein hala dünyanın en zeki adamı olarak bilinir, “aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuç almayı beklemek akıl hastalığıdır” demişti.
Şimdi imam hatiplileri subay yapacaklar ya... Hatırlatayım dedim...
Ki, yarın cebinde mesela İbn Teymiyye’nin “kâfirleri kesin” fetvasını taşıyan, aldığı emri şeriata uygun mu diye bir de şeyhine danışan subaylarla karşılaşınca şaşırmasınlar...
FETÖ’nün duası da bu değil miydi zaten?

Kılavuz problemi
Konu PKK... Adam Kürt özerkliğini, Kürtçe eğitimi, Türkiye’nin eyaletlere bölünmesini savunuyor. Yani PKK ile aynı noktada...
“Ergenekon’da haksız ve ağır cezalar verildi” demek ona göre kara propaganda. “Bunu söyleyenler cunta ve vesayetin devamını isteyenler.” FETÖ ile de aynı noktada...
“Daha Güçlü Orduya” diye kitabı var, ABD ordusunu örnek gösteriyor, “ABD Ordusu’ndan din işleri talimnamesini neden almadık” diyor. Amerikan imamlarının orduyu kurtaracağını sanıyor.
ASDER diye bir derneğin başkanı. Dernek sitesinde askeri okulların kapatılması savunuluyor, “geç kalındı, çünkü oralar faşist geleneğin en kuvvetli olduğu yerler” diye açıklama yapılıyor. FETÖ örgütü ile Kemalist sistem bir tutuluyor ve “anayasanın faşist ilke ve inkılapları uygulama aracı olduğu” belirtiliyor... Doğrudan Atatürk düşmanlığı...
SADAT adlı savunma-güvenlik şirketi ile Suriyeli muhalifleri eğittiği basına yansıdı. Şirketin Psikolojik Savaş Danışmanı (ortak oldukları da söyleniyor) Prof. Nevzat Tarhan, Ergenekon kumpasında FETÖ savcılarının tanığıydı. Ergenekon savcılarının iddialarını doğrulamak için canını dişine taktı. Her akşam bir kanalda psikolojik savaş yapıyordu...
Ve...
Adnan Tanrıverdi Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı oldu.
Tayyip Erdoğan ona soracak şimdi, “bu orduyu nasıl yapalım?”
Dedim ya, bir kılavuz problemi var, FETÖ olmazsa ÇETÖ, o da olmazsa SADO, KIRO ne denk gelirse artık...

Mehmetçiğe ihanet etmeyin
Terörün zirve yaptığı 1995 yılında TRT ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti öncülüğünde Mehmetçik Elele kampanyası başlatılmıştı. Yüz akı günlerdi. Millet ordusuyla bütünleşiyordu. Paralar ve yardımlar toplandı. Yaralanan askerlerimizin bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması için TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi yapıldı.
PKK ile savaşırken ya da görevlerinin başında yaralanan Mehmetçiklere söz vermişti milletimiz, “Ölünceye kadar mağdur olmayacaksınız.” Ve o Mehmetçik te arkasında milletinin olduğunu bilmenin huzuruyla gövdesini siper etmişti mermilere...
Mayına basıp kolu bacağı kopmuş, gözlerini kaybetmiş, felç olmuşların önce tedavileri sonra da yaşam destekleri yapılıyordu. Protez, ortez takılması, bakımı ve eğitimi, meslek edindirme kursları, sosyal hayata intibak, el sanatları, spor branşlarında Türkiye’nin temsili bu faaliyetlerden sadece bazılarıydı. Gazilerimizin yüzleri gülüyordu.
Onlara bu hizmetleri veren de kendi silah arkadaşlarıydı. Bir Mehmetçiğin tekerlekli sandalyesini bir başkası sürüyor, kolu bacağı olmayanı giydiriyor, felçli olanın yaşamsal ihtiyaçlarına yardım ediyor, gece ağrısı başlayanı acil servise yetiştiriyorlardı. Sadece askerler değil polisler de yararlanıyordu. Ben, Van’da yan yana yattığım özel harekâtçı polislerle orada da karşılaşmıştım.
İnşaatı dört yıl sürmüştü ve 16 yıldır gazilerimize hizmet veriyordu. Bir gecede kapattılar.
TSK Rehabilitasyon Merkezi’ndeki askerlere görevden el çektirildi, sivil bir hastane gibi çalışacakmış. Tekerlekli sandalyeye mahkûm gaziler arayıp soruyor, “bize ne olacak?”
Sahi, onlara ne olacak?
Türk milletinin onlara verdiği söze ne olacak?
Evet, bazıları o gece çıkıp tanklara karşı savaşamadılar, çünkü kollarını ya da bacaklarını dağlarda bırakmışlardı, yürüyemezlerdi. “Demokrasi gazisi” payeleri dağıtırken bunu da unutmayın emi...

Atatürk ve Ulusal Kanal
Bu kafanın bilinçaltındaki Atatürk düşmanlığı her fırsatta su yüzüne çıkıyor. Ama bu düşmanlıkta Atatürk yalnız değil, yanına mutlaka Ulusal Kanal’ı da koyuyorlar.
Eskişehir’in yerel kanallarından Es Tv’de program yapan Şinasi Kula, yerel kanallardan birinin iktidara yakın programcısı Abdullah Yeşilkaya’nın hedefi oldu. Yeşilkaya’nın sosyal medyadan yaptığı suçlama şuydu: “Atatürk tişörtü giyerek halkı tahrik eden, Ulusal Kanal ve Sözcü gazetesi gibi yayın yapanları şehrimizde istemiyoruz...” Kanalın sahibini de tehdit edercesine uyarıyordu.
Yeşilkaya’nın dikkat çekici başka paylaşımları da vardı, “hava üssü taşınsın” diyordu, çünkü uçak sesinden cep telefonunu açamıyormuş. Kafelerde oturan öğrenciler de hedefindeydi, “ya gerçek öğrenci değillerdi ya da gayrimeşru işler yapıyorlardı.”
Bu kafa elbette Atatürk’ten, Ulusal Kanal’dan ve onların temsil ettiği her şeyden rahatsız olacaktı...
Şinasi Kula son programını yapacağını bilmiyordu. Ergenekon-Balyoz kumpaslarında hapsedilen sosyolog E. Alb. Alican Türk ile yapmış PKK ve FETÖ’yü konuşmuşlardı. Bu da büyük günah değil miydi?
Ertesi gün 6 yıldır yaptığı programın yayından kaldırıldığını öğrendi.
Olayı öğrenen CHP milletvekillerinin gündeminde Atatürk değil, PKK’nın sesi Özgür Gündem’e sahip çıkmak vardı. Hiç birinden destek görmedi.
Uyanın artık...
Adım adım, il il, ilçe ilçe ipten kazıktan kurtulmuş bir faşizm dalgası, ne yapacağını bilemeden izleyenlerin gözleri önünde yayılıyor...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.