TTK’yı özelleştirmek cinayete teşebbüs

Özelleştirmeyi, Cumhuriyet ekonomisinin kalbine saplanan bıçak olarak nitelendiren Girgin ‘Madenlerdeki cinayetler ortadayken TTK’nın özelleştirilmesi adam öldürmeye teşebbüstür’ dedi

TTK’yı özelleştirmek cinayete teşebbüs
13 Temmuz 2016 Çarşamba 16:15

Tarık Tekgözli
AKP hükümeti, 14 yıllık iktidarı döneminde neredeyse satmadık kamu kurumu ve kuruluşu bırakmadı. SEKA’dan Türk TELEKOM’a, TÜPRAŞ’tan PETKİM’e, TEKEL’den Yatağan’a birçok kamu kurumu ve kuruluşu, özelleştirmeyi savunan eski Maliye Bakanı Kemal Unatıkan’ın meşhur ifadesiyle babalar gibi satıldı. Bu kurumların satışına karşı verilen mücadele sonucu bazı kurumlarda işçilerin sendikal hak ve özgürlükleri korunabildi. Hükümet şimdi de Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) özelleştirilmesi için düğmeye bastı. Muğla Yatağan’da özelleştirmeye karşı verdiği mücadele ile tanınan eski Türkiye Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin ile Türkiye’deki özelleştirmenin sonuçlarını ve mücadele deneyimlerini Yatağan özelinde masaya yatırdık. Özelleştirmeyi “Cumhuriyet ekonomisinin kalbine saplanan bıçak” olarak nitelendiren Girgin, madenlerin kamu eliyle işletilmesi gerektiğine dikkat çekti. Girgin, TTK’nın özelleştirilmek istenmesine ilişkin olarak da “Zonguldak halkına ihanet” yorumu yaptı.

‘AKP İKTİDARI MEŞRU DEĞİL’
AKP hükümetinin “özelleştirme şampiyonu” olduğunu belirten Eski Türkiye Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, “İktidara geldiğinden beri kamu mallarını babasının malı gibi satıyor. ‘Özelleştirmede mahkemeler bize kan kusturuyor’ diyorlardı. Referendum ile özelleştirmede kamu yararı ilkesi arama hakkı da baypas edildi. Tamamen keyfiliği getirdiler” dedi.
“Bizler bu ülkenin sahipleriyiz. Yurttaş olarak hükümetlerin icraatlarının takipçisi olmak zorundayız” diyen Girgin, “Bir parti çıkıp ‘Meclis’in çoğunluğu bende, ben iktidarım, milli iradeyi ben temsil ediyorum’ diyerek aklının estiğini yapamaz. Yaparsa meşru olmaktan çıkar. AKP’nin yaptığı aynen budur. Öyleyse meşru değildir. Oysa Yatağan direnişi meşru idi. ‘Mühür bende istediğimi yaparım’ diyen iktidara karşı Zonguldak işçilerinin yapacağı her demokratik eylem de meşrudur, haklıdır” ifadelerini kullandı.

‘KALBE SAPLANAN BIÇAK’
“Bundan 30 yıl evvel neredeyse baş ağrısına bile iyi geleceği söylenen özelleştirmeler ülkemizin hangi yarasına merhem olmuştur?” diye soran Girgin, şöyle devam etti: “İşsizlik, sendikasızlık, peşkeş, yağma, pahalılıktan başka ne getirmiştir? Özelleştirme yabancılaştırma olmuştur. Santral ve madenler satılınca elektrik mi ucuzlamıştır? Yıllık 300 milyon hazinenin kasasına para kazandıran ve ayda 5 günlük çalışma ile o ay tüm işçi ücretlerinin karşılandığı Yatağan-Yeniköy-Kemerköy termik santral ve maden ocaklarının özelleştirilmesi ile kim kazanmıştır? Kim kaybetmiştir? Bizler maden ve enerji işçileri olarak sadece kendi çıkarımızı değil, bölgemizin ve ülkemizin çıkarını düşündüğümüz için özelleştirme politikalarına karşı direndik. Özelleştirmeyi Cumhuriyet ekonomisinin kalbine saplanan bir bıçak olarak gördüğümüz için direndik. Ve direniş boyunca Yatağan işçisi toplumun sesi ve vicdanı olmuştur.”

‘KAVGANIN BİR CEPHESİ’
Yatağan direnişinin işyerlerinin özelleştirilmesinde asıl hedefine ulaşmamış olabileceğine ancak var olan kazanımların daha fazla tırpanlanmasına izin verilmediğine dikkat çeken Girgin, “Daha da önemlisi emek-sermaye kavgası ve emperyalist politikalara karşı, dayatmacı ekonomik politikalara karşı yarınlara direniş ve mücadele kültürü devrettiği de bir başka gerçektir. Özelleştirme karşıtı mücadele ne Yatağan’la ne Milas’la ne Zonguldak ile başladı ne de buralarla bitecek. Yatağan, Milas, Zonguldak veya özelleştirmeye direnen diğer işyerleri, büyük bir kavganın sadece birer cepheleridir.
Bu mücadeleyi kaçınılmaz ve zorunlu kılan bir iktisadi düzen olduğunu herhalde söylemeye de gerek yok. Bu anlamda mücadeleye bir bütün olarak bakmak lazım. Özelleştirmeye karşı mücadele devam ediyor. Tarih bilincimiz işçi sınıfının mutlaka kazanacağını söylüyor” diye konuştu.

‘MADENLER KAMU ELİYLE İŞLETİLMELİ’
Süleyman Girgin, Zonguldak maden işçilerinin özelleştirmeye karşı verdiği mücadelenin haklı ve meşru olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: “Zonguldak İli’nin varlık nedenini ortadan kaldıran ve ekmeğini elinden alan özelleştirme kararı Zonguldak halkına yapılan büyük bir ihanettir. Madenler kamu eliyle işletilmeli ve sendikasız çalışma yasaklanmalıdır. Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları işçinin celladı haline gelmiştir. Soma ve diğer madenlerdeki cinayetler ortada iken TTK’nın özelleştirilmesi adam öldürmeye teşebbüs suçu işlemektir. Diğer yandan, ses kayıtlarında deşifre olan ve basında yer aldığı üzere çocuklarının suçlarını, kendi yolsuzluklarını, aldıkları rüşvetleri iktidar gücünü kullanarak kapatmaya çalışanlar 76 milyon insanımızın malı olan kamu kurumlarımızı satamazlar. Bunların hesabı demokratik ve meşru yollardan halkımız ve emekçiler tarafından elbet bir gün sorulacaktır.”

‘İŞÇİ MÜCADELESİNİ ORTAKLAŞTIRMALIYIZ’
Akşam başka sabah başka politikalarla ülke yönetenlerin bir gün işçilerden de özür dileyeceğini ancak bunu kabul etmeyeceklerini ve AKP’yi affetmeyeceklerini belirten Girgin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Son söz, yaşamak direnmektir. Hiçbir kavgaya kaybedeceğim diye girilmez. Umudu diri tutmak gibi bir sorumluluğumuz var. Köleliğe karşı direnmeyip de ne yapacağız? Yanlış politikalarla zarar ettirilen kurumların bedelinin işçilere ödetilmesine razı mı olacağız? Kimlere söz verdiler kimbilir?

‘MEYDANI BOŞ BIRAKMAYIZ’
İşçi düşmanlarına elbette meydanı boş bırakmayacağız. Yatağan direnişi sırasında Türk-İş Başkanlar Kurulu ülke genelinde üretimden gelen gücü kullanmak da dahil olmak üzere bir dizi eylem kararı almıştı. Ancak bu karar ülke çapında sağlıklı hayata geçirilememişti. Buradan da dersler çıkarmalı ve yüzü emeğe dönük sendikal politikalar yoluyla özelleştirmeye karşı mücadele de dahil olmak üzere tüm emek düşmanı politikalara karşı ortaklaşmalıyız. Hangi dağ efkarlıysa oralıyız. Bunun ortası yok.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.