Tedaviye cevap vermeyen hastalıktan kuşkulanın

Türkiye’de meslek hastalıklarının çok az bir kısmının kayıtlara geçtiğine dikkat çeken Dr. Bilgili, tanı konmasının hastalığa tutulan işçinin sadece bir tazminat almasını sağladığını ancak sağlığını geri kazanmasının çoğu kez mümkün olmadığını belirtti

Tedaviye cevap vermeyen hastalıktan kuşkulanın
10 Temmuz 2016 Pazar 09:07

Sinem Gülcan / Ankara
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Nihal Bilgili Aykut, meslek hastalıklarının Türkiye’deki durumunu Aydınlık’a anlattı. Dr. Bilgili, Türkiye’deki sistemle meslek hastalığına yakalanan kişinin meslek hastalığı tanısı ve ardından iş göremezlik ödeneği alabilmesi için oldukça uzun bir süreçten geçtiğini söyledi. Her bin çalışan için yılda 4-12 meslek hastalığı vakası beklendiğini, buna göre Türkiye’de sadece SGK kayıtları dikkate alındığında bile yaklaşık 70 bin-210 bin yeni meslek hastalığı tanısı konması gerektiğini kaydeden Dr. Bilgili, kayıtlara geçen sayının bunun çok altında olduğunu belirtti. Dr. Bilgili’nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

‘İŞE ÖZGÜ OLMAYAN HASTALIKLAR DA VAR’
| Meslek hastalığı nedir?

Meslek hastalıkları Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre “zararlı bir etkenle bundan etkilenen insan vücudu arasında, çalışılan işe özgü neden-sonuç, etki-tepki ilişkisinin ortaya konulabildiği hastalıklar grubu” olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 14. maddesinde ise “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri” olarak tanımlanmaktadır.
Meslek hastalıklarında yapılan iş ile hastalık arasında doğrudan nedensel ilişki mevcuttur. İşin yürütülmesi sırasında maruz kalınan etkene bağlı olarak belli işlerin yürütümü sonucunda belli meslek hastalıkları ortaya çıkar. Çalışma yaşamında görülen bir başka sağlık sorunu da “işle ilgili hastalıklar”dır ki bunların meslek hastalıklarından ayırt edilmesi gerekir. İşle ilgili hastalıklar genellikle yetişkinlerde sıkça görülen kronik hastalıklar olup işin yürütülmesi sırasında maruz kalınan etkenler bu hastalıkların ortaya çıkma sıklığını artırabilir veya hastalığın seyrini ağırlaştırabilir. Örneğin pnömokonyoz diye adlandırdığımız bir hastalık grubu tozlu işlerde çalışma ile doğrudan ilişkilidir; tozlu yerde çalışmayanlarda bu hastalık ortaya çıkmaz. Yani pnömokonyoz bir meslek hastalığıdır. Öte yandan tozlu işlerde çalışma kronik bronşit riskini artırır ve seyrini ağırlaştırır, ancak bu hastalık belli bir mesleğe, işe özgü değildir. Hastalığın ortaya çıkışında birden fazla faktör rol oynar ve başlıca nedeni sigara içilmesidir. Tozlu işte çalışan biri kronik bronşit olursa bu durum meslek hastalığı olarak adlandırılamaz, işle ilgili bir hastalıktır.

‘SİGORTASIZ ÇALIŞANLARA TANI KOYMAK ZOR’
| Meslek hastalığı tanısı süreci nasıl işliyor?

Ülkemizde meslek hastalığı tanımı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda sigortalılar üzerinden yapılmıştır. Buna göre sigortasız çalışan kişilere meslek hastalığı tanısı koymanın ayrı zorlukları mevcuttur. Bunu bir kenara bırakırsak, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunun öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekir. İllerdeki Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastaneleri, Devlet Üniversite Hastaneleri veya Meslek Hastalıkları Hastaneleri bu raporu düzenlemekle yetkilidir. Daha sonra, bu raporun ve dayanağı olan tıbbi belgelerin incelenmesi, gerek görülürse işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçları ortaya koyan denetim raporlarının ve diğer belgelerin incelenmesi sonucunda Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak bundan sonra işgöremezlik ödeneği ödenebilir. Bu süreç de oldukça uzun sürebilmektedir.

‘BİLDİRİLEN VAKA SAYISI BEKLENENİN ÇOK ALTINDA’
| SGK istatistiklerine baktığımızda meslek hastalığına yakalanan kişi sayısının oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Gerçek rakamlar nasıl? En fazla meslek hastalığı hangi işkolunda görülüyor? En sık görülen meslek hastalığı hangisi?

Ülkeler arasında değişmekle birlikte, her bin çalışan için yılda 4-12 meslek hastalığı vakası beklenmektedir. Buna göre Türkiye’de sadece SGK kayıtları dikkate alındığında bile yaklaşık 70 bin-210 bin yeni meslek hastalığı tanısı konması beklenir. Oysa ki bildirilen vaka sayısı bunun çok altındadır. 2012 yılında sadece 395 meslek hastalığı tanısı konmuştur. En çok tanı konulan meslek hastalığı türleri kurşun zehirlenmesi ve pnömokonyozlardır. İşkolu olarak bakıldığında ise en çok madencilik, inşaat, ulaştırma ve nitelik gerektirmeyen imalat işlerinde meslek hastalığı görülmektedir.

‘BENZER HASTALIK BELİRTİLERİ GÖSTEREN KİŞİLER UYARILMALI’
| Herhangi bir fabrikada çalışan bir işçi, meslek hastalığına yakalandığını nasıl anlayabilir?

Eğer bir hastalık tedaviye cevap vermiyorsa, iş arkadaşları arasında benzer belirtiler gösterenler varsa, iş arkadaşları arasında meslek hastalığı tanısı alan varsa meslek hastalığından kuşkulanabilir. Hastalığını takip eden hekimi, yaptığı iş, işyerinde benzer hastalık belirtileri gösteren kişiler hakkında bilgi vererek uyarmalıdır. Bu durumda meslek hastalığı tanısını sağlayacak özel incelemeler yapılabilir.

‘ÖNCELİK KAYNAKTA KONTROLE VERİLMELİ’
| Meslek hastalıkları önlenebilir mi? Ne gibi tedbirler alınabilir? İşyerlerinde gerekli tedbirler alınıyor mu?

Meslek hastalıklarında esas olan korunmadır. İşyerinde etkili önlemler almak hastalıktan korunmayı sağlayabilir. Hastalığa neden olan etkene çalışanın maruz kalması önlenmelidir. Öncelik kaynakta kontrole verilmelidir. Yani zararlı etkenin çalışana ulaşmasını önleyecek uygulamalar yapılmalıdır. Bu aşamada mühendislik uygulamaları esastır. Örneğin tozlu ortamlarda etkili havalandırma, ıslak çalışma veya kapalı sistemde çalışma yöntemleriyle çalışanın tozu soluması önlenebilir. İşin niteliğinden dolayı mühendislik uygulamalarının yeterli olmadığı durumlarda kişisel koruyucuların kullanılması gerekir. Bütün bunların yanı sıra işe giriş muayeneleri ve periyodik muayenelerle işçilerin işyerindeki risklerin yol açabileceği hastalıklar yönünden sağlık kontrollerinin yapılması ve sorunların erken dönemde saptanması sağlanmalıdır. Ayrıca işçilerin ve işverenin işyerindeki sağlık riskleri ve önlemler konusunda eğitilmesi gerekir.

‘İŞYERİ HEKİMİ BAĞIMSIZ OLMALI’
| Peki Türkiye’de meslek hastalıklarını tespit etmekte yaşanan zorluklar ve sorunlar nelerdir? Bu nasıl aşılır?

Türkiye’de dosyası sonuçlanmış vakalar istatistiklerde yer almaktadır. Ayrıca sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle hekimlerin hastalarına yeterli zaman ayıramamaları ve ayrıntılı çalışma öyküsünün alınmaması, tıp eğitiminde meslek hastalıkları eğitimine çok az yer verilmesi, öte yandan meslek hastalıkları uzmanlığının olmaması, hekimlerin meslek hastalığı şüphesi durumunda izlemeleri gereken süreci bilmemeleri, işyeri hekimlerinin bu konuda yeterince eğitilmemeleri, periyodik muayenelerin işyerlerinde yeterli yapılmaması gibi nedenler, ayrıca bürokratik sürecin uzunluğu ve yavaş işlemesi de tanı konmasını etkilemektedir. Öte yandan 50’den az çalışanı bulunan işyerlerinde işyeri hekimi yoktur ve bu işyerleri toplam işyeri sayısının yüzde 90’dan fazlasını oluşturmaktadır.

‘DUYARLILIK ÖNEMLİ’
Öncelikle meslek hastalıklarının korunulabilir hastalıklar olduğu bilincinin yaygınlaşması gereklidir. Meslek hastalıklarında korunma esastır. Pek çok meslek hastalığı için hastalığı ortadan kaldırmayı sağlayacak bir tedavi mevcut değildir. Tanı konması hastalığa tutulan işçinin sadece bir tazminat almasını sağlar, sağlığını geri kazanması çoğu kez mümkün değildir. Bu nedenle çalışanların ve örgütlerinin bu konudaki duyarlılıkları son derece önemlidir. Öte yandan iş sağlığı ve güvenliği örgütlenmesinin bütün işyerlerine yaygınlaşması, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının işverenden bağımsız olmalarını sağlayacak bir yapı oluşturulması, bu yapının yasal güvence altına alınması ve etkili ve sürekli eğitimlerinin sağlanması gerekmektedir.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.