Taşeron işçiye yol haritası

Ayşegül Şahin, kamuda çalışan taşeron işçilerinin ÖSP ile hak kaybına uğrayacaklarını belirtti. Şahin, kazanılmış muvazaa davalarının emsal olduğunu ve işçilerin tek tek dava açmadan, birlik olup mücadele ederek haklarını alabileceklerini vurguladı

Taşeron işçiye yol haritası
25 Temmuz 2016 Pazartesi 11:42

Deniz Bilici
[email protected]


Hükümetin üzerinde çalıştığı kamuda çalışan taşeron işçilerini özel sözleşmeli personel statüsüne geçirmeye yönelik düzenleme yasalaştığı takdirde taşeron firma aradan çıkacak ancak taşeron işçisi geriye dönük haklarından vazgeçmek durumunda kalacak. Yıllardır yaptığı iş için sınava girecek ve şu an için içeriği belirsiz bir güvenlik soruşturmasına maruz kalacak. Kamuda çalışan taşeron işçilerinin büyük çoğunluğu ise mevcut durumda yargı yoluyla asıl işi yaptığını kanıtlayarak geriye dönük alacaklarını elde etmekle birlikte kadro hakkına da kavuşma imkanına sahip. Asıl işi yapan taşeron işçilerinin muvazaa davalarıyla ilgilenen Avukat Ayşegül Şahin konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı.

| Hükümetin yasalaştırmaya çalıştığı özel sözleşmeli personel statüsü nedir? Bu düzenleme ile ne amaçlanıyor?
“Özel Sözleşmeli Personel” düzenlemesi, kamu alanında çalışanlarla ilgilidir. Yasalarımız, kamuda “Alt işverenlik (taşeronluk)” müessesesini çok sınırlı tutmuştur. Siyasi iktidar, kamu işletmelerinde yıllardır bu kapsamı genişletmeye çalışmakta ve “asıl işi” fiilen taşeronlara devretmektedir. Anayasaya ve yasalara aykırı fiili durum, şimdi “özel sözleşmeli personel” düzenlemesi ile farklı bir yasal zemine oturtulmaya çalışılmaktadır.
Kamuda taşeron eliyle yürütülen işlerde; işçilerin hakları kısıtlanmakta, düşük ücretle, sağlıksız koşullarda, denetimsiz ve örgütsüz şekilde çalıştırılmaktadır. Oysa aynı işi devlet kurumları bünyesinde yapanlar, sendikalı, Toplu İş Sözleşmesi’nde (TİS) düzenlenen mali ve sosyal haklardan yararlanan ve çalışma koşulları belli bir düzende çalışmaktadır.
Maden facialarında gördük, taşeron elinde denetimsiz şekilde çalıştırılan işçiler, önceki dönemin 2-2,5 katı üretime zorlanarak, dayıbaşıların elinde, güvensiz ortamda çalışmışlardır. Hatta, güvenlik sistemlerinin alarm ayarları ile oynanarak madendeki durumu gizlemişlerdir. Sonuç: Yüzlerce işçinin ölümü. Sağ kalanlar ise halen psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Soma Eynez ocağı faciası tüm çıplaklığıyla ortadadır.
Taşeronlaştırma öncesi kamu kurumlarında Cumhuriyetin ilkeleri gereği kamu yararına üretim ve hizmet yürütülmekte iken, muvazaalı şekilde taşerona devredildiğinde bu amaç ortadan kalkmaktadır. Aksine kar hırsı, özel (yandaş) şirketlere peşkeş çekme, nemalanma anlayışı ile devletin milli yapısı bozulacaktır. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan, kamu yararı gözetilerek yapılması gereken üretim, ortadan kalkacaktır.

‘HÜKÜMET KAMUOYU VE İŞÇİYİ ALDATIYOR’
| Asıl işi yapan bir taşeron işçisinin, yargı yoluna başvurması ile ÖSP statüsü arasında bir karşılaştırma yapmak gerekirse, kaybedeceği ve/veya kazanacağı haklar neler olur?

Devlet hizmetinde “asıl işi yapan işçiler” muvazaa davalarıyla kamu işçisi olduklarını ispat ettiler. Karayolları işçilerini biliyoruz. Belediyelerde çalışanların kazandıkları güncel davalar var. Önemli yüksek yargı kararları var. Mahkeme kararları gereğince; işçilerin kadroya alınmaları ve geriye dönük beş yıllık alacakları ödenmesi gerekirken bu yapılmamakta, “tamam sizi devletin bünyesine alıyorum” diyerek, kamuoyu ve işçiler aldatılmaktadır.
Devlet organları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Anayasanın amir hükmüdür. Uyulmuyor, suç işleniyor. Muvazaa davasını kazanmış işçiyle alay eder gibi; hem hakettiği fark alacağından feragat ettiriliyor. Yani işe almanın ön koşulu olarak önlerine feragatname konuyor, hem de “kadroya alıyorum” diyerek, özel sözleşmeli personel statüsüne sokuyor.
Bu ne demek? Sözleşme devam ettiği sürece işçi ücretini ve işçilik alacaklarını alır. Kıdem, ihbar tazminatına hak kazanamaz. Sendikalı olamaz. TİS’den yararlanamaz. Sosyal ve mali haklardan, iş güvencesinden mahrum kalır. Haksız işten çıkarıldığında işe iade davası açamaz.
Türkiye’nin taraf olduğu 97 sayılı ILO sözleşmesinden yararlanamaz. 97 sayılı ILO sözleşmesi ve sözleşmenin uygulanmasına dair Bakanlar Kurulu kararı gereğince; “kamu kurumları tarafından ihale ile 3. şahıs şirketlere (taşerona) verilen işlerde çalışanların ihale makamında eşdeğer çalışanlar ile aynı haklara sahiptir” ancak işçi bu haktan yararlanamaz.

‘İŞÇİ ALACAKLARI İÇİN BİRLİK OLMALI’
Soma Maden ocaklarında Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün işletmesindeki ocaklarda çalışan bir kısım işçinin muvazaa davasını takip ediyorum. Taşeron firma, Soma Kömür İşletmeleri işçisi olduğu iddia edilen işçiler yönünden yapılan bilirkişi incelemesinde; işçinin durumuna göre 55-65 bin TL’lik fark alacakları hesaplandı. Bir kısım eksik kayıtlar nedeniyle ek rapor talep ettik. Bu eksiklikler değerlendirmeye ilave edildiğinde bu rakamlar 75-80 bin TL’ye ulaşacak.
İşçi başına 75-80 bin TL muvazaaya dayalı alacak. Bu para, işçilerin analarının ak sütü gibi helal.
Mücadele etmeye değmez mi? Birlik olup devletten bu alacaklar talep edilmez mi? Herkesin ayrı ayrı dava mı açması gerekiyor?
Soma’da işsiz kalan, düzenli geliri olmayan işçilere henüz kıdem tazminatları ödenmedi. Kamunun başka madenlerinde iş verilmesi için devletin kapısına dayanılmaz mı? Hayat çok sade. Yeter ki, ortak menfaatlerde birleşilsin. Hakedilen, yasaların tanıdığı imkanlardan yararlanılsın, Direnç gösterilsin!

AKP’NİN HEDEFİ
| Hükümetin çalışma hayatına yönelik saldırıları bununla da sınırlı değil...

Anayasamızdaki düzenlemeye göre “Devlet, çalışma hayatının ve çalışanların haklarını gözetir ve geliştirilmesi için gerekli önlemleri alır.” Siyasi iktidarın hedefi ise tam aksi yönde gelişme göstermektedir.
Kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya fona devirle işe başlamayı planlıyor.
İşçi kiralama büroları ile işçiyi alınır satılır meta haline getirmek, haklarını ortadan kaldırmak, ama daha tehlikeli sonucu “kalifiye işçiliği” ortadan kaldırmak, sıradanlaştırmak amacı güdülüyor. Bir işte uzmanlaşan, yaşı elverdiğince fabrikasına gözü gibi bakan Cumhuriyetin ustaları artık olmayacak! Hedef bu.
Kamunun işini “özel sözleşmeli personel” düzenlemesi ile hedefsiz, vasıfsız iş haline getirmek. Mülakat adı altında işçileri iki dudak arasındaki söze muhtaç hale getirmek hedefleniyor.
Keyfilik, rantçılık, çıkarcılık, kamu malının yağmalanması bizim kültürel değerlerimizde yeri olmayan anlayışlardır. Böyle bir sistemin varlığına sessiz kalmak, toplumun dağılmasını getirir.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.