Maden kapısında iş nöbeti

Başvurdukları hiçbir maden ocağına kabul edilmeyen madenciler: ‘Kınıklıyız diye iş vermiyorlar. Biz sadaka değil ekmeğimizi istiyoruz. İş bulana kadar buradan ayrılmayacağız’

Maden kapısında iş nöbeti
17 Mayıs 2016 Salı 11:06

Irmak Mete
[email protected]

Sefa Köken, Halil Oğuz, Ali Abaydın... Üç Kınıklı madenci 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen Soma katliamından önce maden ocaklarında çalışıyorlardı. Katliamın ardından maden işçilerinin yaşadığı sorunları her fırsatta dile getirdiler. Soma Kömür İşletmeleri’nin, 30 Kasım 2014’te bir cep telefonu mesajıyla işten çıkardığı 2 bin 832 madenci arasındaydılar... Tazminatlarının henüz yüzde 10’u bile ödenmedi. İki yıldır işsizler. Başvurdukları hiçbir maden ocağına kabul edilmediler.
Üç madenci, 10 Mayıs’ta İzmir’ın Kınık ilçesindeki Polyak Maden ocağı girişinde nöbet eylemi başlattı. Bugün eylemin yedinci günü.
Sefa Köken, Soma’da yaptıkları yürüyüşte bir araca zarar verdikleri iddiasıyla madencilere açılan davada yargılanıyor. Altı yıl hapsi isteniyor. Köken, eylemlere katıldıkları, haklarını aradıkları için hiçbir maden ocağında işe alınmadıklarını vurguluyor:
“Bütün madenlere, üçer dörder kez başvuru yaptık, form doldurduk. Başvuruyu yaptığımızda ‘nereden’ diyorlar. Kınıklı olduğumuzu söyleyince ‘Kınıklı almıyoruz’ diyorlar. Hatır için form veriyorlar, dolduruyoruz. Kınık ve Soma’da dört maden şirketi var. Ama sadece Kınık’ta yüzden fazla madenci işsiz. Polyak madeni bizim köyümüze Elmadere’ye kuruldu. Yasalara göre önce bu köyün çevresindekileri işe almaları lazım. Şirket Çin’den bile işçi getiriyor ama bizi işe almıyor.”

‘BEN YOKKEN, ÇOCUK KONUŞMAYA BAŞLAMIŞ’
Kış aylarını gündelik işlerle geçirdiğini anlatan Köken “Bütün bankalar günde üç, dört kez arıyor. Kredi kartları, banka taksitleri, ev kirası ödeyemiyoruz” diyor. Altı gündür gece gündüz çadırda kaldıklarını söyleyen Köken şöyle devam ediyor: “Günlerdir eve de gitmiyoruz. Ben yokken çocuk konuşmaya başlamış, haberim yok. Sabah kalkıp kahvaltı ediyoruz. Sonra odun topluyoruz. Gecenin hazırlığını yapıyoruz. Çünkü gece soğuk oluyor. Bazen yağmur yağıyor. Ateş yakıp ısınıyoruz. Günde iki öğün yiyoruz. Biz bir işe girene kadar buradan gitmeyeceğiz.”

‘DURUMUMUZ VAHİM’
47 yaşındaki Ali Abaydın işsiz kalmasıydı şimdiye dek emekli olacaktı. Emekliliği için sekiz ayının kaldığını ifade eden Abaydın şöyle konuşuyor: “Dokuz yıllık madenciyim. Facianın olduğu Eynez ocağında çalışıyordum. İki yıldan beri işsizim. Tazminatın iki taksidini verdiler. Arkası gelmedi. İş için form dolduruyoruz. ‘Arayacağız’ diyorlar. Telefon elimizden düşmüyor ama arayan yok.”
Abaydın’ın üç çocuğundan ikisi üniversitede okuyor. Biri Dokuz Eylül Üniversitesi’nde zihinsel engelliler öğretmenliği bölümünde, diğeri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde. Eşinin epilepsi hastası, diğer çocuğunun da engelli olduğunu söyleyen Abaydın şöyle devam ediyor: “Günlük çalışma için sağa sola gidiyorum. Durumumuz vahim. Yanımıza koyunlar, keçiler geliyor. İnsanlar gelmiyor. Korkuyorlar. Katliamdan önce en azından az buçuk idare ediyorduk. Şimdi işsiz kaldık. Biz sadaka istemiyoruz. Sadece iş istiyoruz.”

‘EVE GİTMEYE UTANIYORUM’
Halil Oğuz da cezalandırıldıklarını ve bu nedenle işe alınmadıklarını söylüyor. 10 yıllık madenci olduğunu ve başka bir iş bilmediğini vurguluyor: “Üç çocuğum var. 15, 9 ve 2 yaşlarında. Bazen eve gitmeye utanıyorum. Eve ekmek götüremiyorumn. Çocuklarımın yüzüne bakamıyorum. Biz ekmek istiyoruz. İş istiyoruz. Haraç sadaka istemiyoruz. Biz de onlara alınterimizi vereceğiz. İşimizi ekmeğimizi alana kadar buradayız. Zaten işsiziz eve gitmeye yüzümüz yok.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.