Kıdem tazminatına zamanaşımı engeli

Avukat Tayfun Taşlıoğlu arabuluculuk sistemini zorunlu hale getiren taslakta kıdem tazminatı için dava açma süresinin 10 yıldan 2 yıla düşürülmesinin öngörüldüğüne dikkat çekti.

Kıdem tazminatına zamanaşımı engeli
09 Haziran 2016 Perşembe 11:43

Tarık Tekgözli
[email protected]

Avukat Tayfun Taşlıoğlu arabuluculuk sistemini zorunlu hale getiren taslakta kıdem tazminatı için dava açma süresinin 10 yıldan 2 yıla düşürülmesinin öngörüldüğüne dikkat çekti. Av. Taşlıoğlu, uzun süren işe iade davalarının ardından zamanaşımı nedeniyle işçilerin kıdem tazminatı için dava açamama riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi

Arabuluculuk sisteminin zorunlu hale getirilmek istenmesine ilişkin konuşan Avukat Tayfun Taşlıoğlu, “Düzenlemenin esasında işçilerin hak arama araçları ve özgürlüğünün ellerinden alınması var” dedi.
AKP hükümeti, çalışma hayatına yönelik saldırı paketlerini bir bir yasalaştırmaya başladı. Özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi veren tasarıyı yasalaştıran hükümet şimdi de arabuluculuk sistemini zorunlu hale getirmek için kolları sıvadı. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve taraflara gönderildiği belirtilen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Taslağı yasalaşırsa, çalışan kesimin mevcut hakları ortadan kalkacak, işçilerin dava açma hakkı da “zorunlu arabuluculuk” yasasıyla ortadan kaldırılacak. Aydınlık’a konuşan Avukat Tayfun Taşlıoğlu, işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye gitmeden çözülmesi amacıyla zorunlu hale getirilmek istendiği ileri sürülen bu sistemle ortaya çıkacak sorunlar konusunda uyardı.

‘İŞÇİYİ KORUYAN, GÖZETEN İLKEDEN VAZGEÇİLİYOR’
Bu düzenlemeyle Anayasanın 36. maddesindeki “hak arama özgürlüğü”nün ortadan kalkacağını belirten Av. Taşlıoğlu, “Bu tasarıyla ‘İşçi ile işveren zorunlu olarak aynı masaya karşılıklı oturacak, anlaşacak’ diyorlar. Bunun sakıncası nedir? Türk İş Hukuku’nda hakim olan emredici, kamu düzeni ve işçinin korunması ilkelerini ortadan kaldırıp ikisini eşitliyorsunuz. Yani işçiyi gözeten, koruyan, kamu düzeninden sayan ilkeden vazgeçiliyor. Bu da işçiyi zor durumda bırakır” ifadelerini kullandı.

‘ALACAK MİKTARLARI KESİNTİYE UĞRATILIYOR’
Bugüne kadar açılan davalarda prim alacakları, fazla mesai ücretleri ve kıdemin hesaplanmasının yıllar süren bir çalışmanın sonucunda belirlendiğini hatırlatan Taşlıoğlu, şunları söyledi: “Bütün bu hesapları bir işçinin tek başına yapabilmesi hatta bir avukatın yapabilmesi mümkün değil. Bu konuda belirsiz alacak davası açılıyordu. İleride bilirkişi raporları geldikçe alacak miktarları netleşiyordu ve dava islah ediliyordu ya da talep artırımı yapılarak sonuca gidiliyordu. İşçinin burada öğrenebildiği şey bilirkişi raporunda ortaya çıkan alacak miktarının ne olduğuydu ama bugün bu arabuluculuk meselesinde uyuşmazlıkların 3 haftada çözülmesinden bahsediliyor. Mümkün mü? Değil. Bu sürede delillerin getirilmesi mümkün müdür? Hayır. Mahkeme bile aylar süren bir araştırma sonucunda işverenin delillerine ulaşabilirken işçinin tek başına kendi elindeki kıt imkanlarla buna ulaşmaya çalışması imkansız. Düzenlemenin esasında işçi alacak miktarlarının kesintiye uğratılması var. Bunun hayattaki karşılığı 10 hakkın varsa 1’ini al ama hızlı al, işvereni rahatlat. Başka anlamı yok.”

‘İŞÇİNİN KIDEM TAZMİNATI ALMASININ ÖNÜNE GEÇİLİYOR’
Kıdem tazminatında 10 yıllık zamanaşımı süresinin 2 yıla düşürülmek istendiğini söyleyen Taşlıoğlu, şöyle konuştu: “Bunun gerekçesinde işçilerle dalga geçer gibi ‘İşveren 10 yıl boyunca dava tehdidi altında kalıyor’ deniliyor. Kıdem tazminatıyla ilgili böyle bir düzenleme getirirseniz, iş hukuku açısından bunun karşılığı nedir? Bugün hukukun en temel prensibinden kamu düzeni emrediciliğinden, işçinin korunmasından vazgeçiliyor. Diyelim ki bir işçi işe iade davası açtı, bu dava 2-3 yıl sürdü. Bu noktada işe iade kabul edilmezse işçi kıdem tazminatı için dava açmaya çalışacak. Hayır açamayacak. Niye? Kıdem tazminatı için 10 yıllık zamanaşımı süresi ortadan kaldırılıp 2 yıla sıkıştırıldığı için burada işçinin kıdem tazminatı almasının önüne fiilen geçiliyor.”

YARGININ DEĞİL İŞVERENİN YÜKÜ HAFİFLETİLİYOR!
Av. Taşlıoğlu, bu düzenlemeyle işe iade davalarında da işçi haklarının gasp edileceğine dikkat çekti. Taşlıoğlu bunu şöyle açıkladı: “Önceden denilirdi ki; işçi işten çıkarıldı ve işe iade davası açtı. Bu arada boşta geçen sürelerle ilgili hukuki tanımlama ücretti. Ama bundan sonra bunu artık tazminata çeviriyorlar. Aradaki fark nedir? Ücret olarak tanımlandığında aradaki 4 aylık boşta geçen süre için işverenin prim yatırma zorunluluğu var. Ancak 4 aylık süre ücret değil tazminat olarak tanımlanırsa işveren bu primi yatırmaktan kurtuluyor. Ayrıca dava sonrasında 4 aylık süre ücret olarak değerlendirildiğinde işçi kıdem tazminatı farkını alabilecekken, ücret değil tazminat dendiğinde geçersiz fesih tarihi esas alınarak kıdem farkı da ortadan kaldırılıyor. Geçersiz olan tarih esas alınabilir mi? Bu hukuk tanımazlıkla kıdem tazminatının ve prim alacağının tırpanladığını çok açık görüyoruz.”

‘İŞÇİ HAKKINI KORUYAN İÇTİHATLAR KALDIRILIYOR’
Tasarının yasalaşmasıyla birlikte işe iade, işkolu itirazı, yetki itirazı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan davaların artık Yargıtay denetimine açık olmayacağını belirten Av. Taşlıoğlu, “Diyorlar ki; bu davalar istinaf mahkemeleriyle sonuçlandırılsın. Bakıldığında ikisi de mahkemedir, ikisi de hakimler önünden geçer. Hukuksal denetimdir diye düşünülebilir. Hayır değil. İstinaf mahkemeleri bir içtihatla bağlı değil. Yılların mücadelesiyle yaratılan içtihatlar var. İşçinin hakkını koruyan, oturmuş içtihatlar... Şimdi bugün bu düzenlemeyle ne yapılıyor? İşçinin hakkını koruyan içtihatlar ortadan kaldırılıyor. İstinaf mahkemesinin bu içtihatlarla bağlılığı artık yok. Nolacak peki? İçtihatlarla bağlılığı olmaması ne demek? İstediği şekilde karar verebilecek. Bugünkü kazanımları değerlendirmeyebilir. İstediği gibi karar verebilir ve bunun denetim organı ortadan kalkıyor, olmuyor. Hukuk Genel Kurulu yok, daireler arasında fikir alışverişi yok. İstediği şekilde istinaf mahkemeleri burada karar alabiliyor. Burada işçi haklarına bir tırpanlama yapılacağı ve işçinin aleyhine yorumlar çıkacağını görebiliriz” diye konuştu.

‘İŞVEREN ALTINDAN KALKAMAZ’
“Bu düzenleme iş hukukunu tersyüz etme, en temel ilkelerini yıkma düzenlemesidir” diyen Av. Taşlıoğlu, “İşçiyi işverene eşitleyip onu korumasız, güçsüz bırakırsanız, koruyucu devlet yoksa, hak arayabildiği mahkeme yoksa, içtihatı, hukuki güvencesi yoksa, bunun yanı sıra kiralık işçilik, kıdem tazminatının fona devredilerek tırpanlanması gibi düzenlemelerle bunu işçiye dayatırsanız toplumsal patlama yaratırsınız. Bu sadece işçiyi değil işvereni de olumsuz etkiler. Düzenleme, iş barışını bozan bir nitelik taşıyor” ifadelerini kullandı.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.