Hayaller suya düşecek

Kırklarelili işçiler, AKP hükümetinin peşi sıra gündeme getirdiği çalışma hayatını derinden yaralayacak düzenlemeler karşısında sendikaların sessiz kalmasını eleştirdi. Emekçiler ‘hayallerimiz tırpanlanıyor’ dedi

Hayaller suya düşecek
23 Mayıs 2016 Pazartesi 10:29

Servet Şenyiğit / Kırklareli
AKP iktidarı emekçilerin büyük mücadeleler sonucu kazandığı haklarını bir bir yok ediyor. Hükümet, taşeron sisteminin yarattığı çalışma hayatındaki düğümün altından kalkamayınca verdiği kadro sözünü “özel sözleşmeli personel” statüsüne çevirip işçinin var olan haklarından vazgeçmesini istiyor. Özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisini veriyor, yetmiyor; kıdem tazminatını yarı yarıya tırpanlayacak düzenlemeyi sonuçlandırmak için adımlar atmaktan çekinmiyor. “Vaat”lerini hız kesmeden yerine getiren hükümetin yaratmaya çalıştığı “yeni” çalışma hayatını Kırklarelili işçilere sorduk, cam işçisi Mustafa Karakaya, ilaç fabrikasında çalışan Ahmet Türkebak, özel güvenlikçi Ahmet Bilgin ve ecza deposunda çalışan Ferit Çetin yanıtladı.
Söyleşide işçiler, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın, 1 Mayıs’ta Çanakkale’de esnek çalışmaya ilişkin “İzin vermeyiz, alanlara ineriz” deyip tasarı yasalaşınca “Cumhurbaşkanının imzalamamasını istiyoruz” demesini eleştirdi. “Alanlara inmedikçe haklarımız ellerimizden alınmaya devam edecek” diyen işçiler, alanlara inmeye hazır olduklarını ancak sendikalarda böyle bir hazırlık görmediklerini belirtti.

GÜVENCE ORTADAN KALKACAK
| Hükümet kıdem tazminatını yarı yarıya düşürürse bu hayatınızı nasıl etkileyecek?
Mustafa Karakaya:
Emekli olanlar, geçimlerini devam ettirebilmek için kıdem tazminatlarıyla işyeri açıyorlar, ya da borçlarını kapatıyorlar. Kıdem tazminatının yarı yarıya düşürülmesi özel sektörde ve toplumda ciddi tahribatlara yol açar ve telafisi çok zor olur.
Ahmet Türkebak: Hayaller yarı yarıya tırpanlanmış oluyor. Çalıştığı sektör ve aldığı ortalama ücrete göre kişilerin kendince büyük ve küçük hayalleri vardır. Kıdem tazminatı da bu hayaller için bir güvenceydi.
Ahmet Bilgin: İşçinin yasal hakkı olan kıdem tazminatı iş güvencesidir. Her işçi, emekli olduğunda hayatı boyunca yapamadıklarını yapmak ister; gerek sosyal hayatında, gerekse iş hayatında. Kıdem tazminatlarının az olmasının üstüne bir de yarı yarıya düşmesiyle işçinin emeklilik hayalleri suya düşer.

‘İŞÇİYE, EMEKÇİYE, HALKA İHANET’
| Kamuda çalışan taşeron işçilerinin özel sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilmesini öngören tasarı yasalaşırsa hayatınızı nasıl etkileyecek? Tasarı ile ilgili düşünceleriniz neler?
Mustafa Karakaya:
Kamuda çalışan taşeron işçilerinin sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilmesi, yasa tasarısını hazırlayanlar tarafından itiraf edildiği gibi, taşeron işçilerinin geçmiş yıllara ait haklarının gasp edilmesidir. Asıl işte çalışanlar, kamu taşeron işçilerinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu işçilerden, haklarından feragat edeceklerine dair imza alınacaktır. Bu tasarı işçiye, emekçiye ve Türk halkına ihanettir.
Ahmet Türkebak: Bunun bir aldatmaca olduğuna inanıyorum. Mevcut hükümetin işçinin lehine olabilecek yasalar çıkaracak zihniyette olduğunu düşünmüyorum.
Ahmet Bilgin: (Tasarı) Kamuda çalışan taşeron işçilerine oynanan oyundur. Kamuda çalışan işçilere özel sözleşme getirmek yasal değildir. Eğer özel sözleşmeli personel olarak kamuda çalışıyorlarsa kamu görevlisi de sayılmazlar.

‘BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR’
| Çalışma hayatına yönelik bu saldırılara karşı sendikalar neler yapmalı? Önerileriniz nedir?
Mustafa Karakaya:
Konfederasyon ve sendikaların, hiçbir ayrım gözetmeksizin bir araya gelmesi ve bu ülke insanı üzerinde oynanan oyunları bertaraf etmek için yasal her türlü mücadeleye girmesi gerekir.
Ahmet Türkebak: Mücadelede daha dirençli ve inandırıcı olabilmek için sendikacıların ilk önce kendi içyapılarını, tüzüklerini değiştirmesi gerekir. İşçiler; haklarını ileriye götürecek, koruyacak siyasi partileri iyi belirlemeli ve dayanışma içinde olmalıdır.
Ahmet Bilgin: Sendikalar derhal birleşmeli, ortak bir komite kurarak eylemlerini bu saldırılara karşı artırmalıdırlar. Birlikten kuvvet doğar. Sendikalardaki bu kopukluğu fark eden işverenler ve hükümet, işçi haklarını sinsi bir şekilde, yavaş yavaş işçilerin ellerinden almaktadır.

‘TERÖRLE MÜCADELEYE SARAY SAVAŞI DEMEK BÜYÜK YANILGI’
| Güneydoğu’da asker ve polisin teröre karşı verdiği mücadele konusunda neler söylemek istersiniz?
Mustafa Karakaya:
Terörle mücadelede asker ve polisi destekliyorum. Durumu sadece bir saray savaşı olarak görmek büyük bir yanılgıdır.
Ahmet Türkebak: Bu mesele asker-polis meselesi değil, siyasi iktidarın yanlış politikaları sonucunda varmış olduğumuz noktadır.
Ahmet Bilgin: Güneydoğu illerinde olmakla birlikte Türkiye’nin birçok ilinde PKK ve diğer terör örgütleri ile Mehmetçiğimiz mücadele vermektedir. Bu mücadelede siyasi birliktelik şarttır. TBMM’deki gerilimler bu sorunu Mehmetçiğimizin sırtına yüklemiştir. Bu mücadelede askerimiz yalnız kalmıştır. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; sadece askeri müdahaleyle de terörle mücadele olmaz. Bu mücadelenin yanında siyasi, ekonomik ve kültürel mücadelenin de göz önünde bulundurulması şarttır.
Ferit Çetin: Çalışma hayatına karşı yapılan saldırılara karşı bir an önce harekete geçilmeli. Bu yönde işçi sınıfı genel grev için derhal hazırlık yapmalıdır. AKP hükümeti Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısına hazırlanıyor. Çalışana sıfır güvence, patrona sınırsız esneklik sunuluyor. Güneydoğu’daki sorunu ise devletin içindeki yöneticiler isteseler, bitirebilirler.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.