İsrail gazında Kıbrıs tehlikesi

İsrail ile Türkiye ilişkileri gergin olsa da ticaret artarak sürdü. Varılan yeni mutabakatın temelinde Prof. Dr. Kumbaroğlu’na göre gaz rezervleri var. EPPEN Uzmanı Özdemir ise, Türkiye’nin KKTC’de tavize zorlanacağını öngördü

İsrail gazında Kıbrıs tehlikesi
28 Haziran 2016 Salı 11:33

Recep Erçin
[email protected]

İsrail ile Türkiye arasında varılan mutabakat “tarihi anlaşma’’ diye pazarlanıyor. Anlaşmaya ilişkin dün bir açıklama yapan İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, “İsrail ekonomisi üzerinde muazzam etkileri olacak” yorumunda bulundu.
Netanyahu’nun “muazzam etki’’ açıklaması bir süredir gizliden yürütülen İsrail gazını Akdeniz üzerinden Avrupa’ya taşıma projesini akıllara getirdi.
Anlaşmanın ayrıntılarında veya kamuoyundan saklanan kısmında doğalgaz projesinin yer aldığı açık.
Aslında Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde diplomatik temsiliyet dışında bir sorun bulunmuyordu. İki ülke arasındaki ticaret hiçbir zaman siyasi tansiyondan etkilenmezken, artarak devam etti.

ÖZDEMİR: GAZ BAHANE..
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Enerji Uzmanı Dr. Tuğçe Varol Ocak ayında kaleme aldığı makalesinde Leviathan Bölgesi’nde ikinci fazda üretilecek 15 milyar metreküplük gazın 8-10 milyar metreküpünün bir boru hattı projesi ile Türkiye’ye taşınmasının söz konusu olduğuna dikkat çekmişti. Varol’a göre bölgede halen gaz çıkaran ABD’li şirket Nobel, İsrailli şirket Delek ile Türk şirketler Turcas, Enerjisa ve Zorlu hükümetlerini ikna için çabalıyorlardı.
Dün konuya ilişkin görüştüğümüz EPPEN Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü Uzmanı Volkan Özdemir ise, “Gaz bahane, Kıbrıs şahane’’ uyarısında bulundu. İsrail tarafından yapılan açıklamalarda çıkarılacak gazın Avrupa’ya satılacağının vurgulandığını belirten Özdemir, “Avrupa’nın yıllık tüketimi 500 milyar metreküp, İsrail’in götüreceği gaz bunun yüzde 3’ü. Hesapladım 3 milyar avro etmiyor’’ dedi.

3 MİLYAR AVRO İÇİN Mİ?
Siyasi olarak Kıbrıs meselesi çözülmeden inşa edilecek bir boru hattının KKTC açısından risk doğurduğuna işaret eden Özdemir, müzakereler sonuçlanır, ada birleşip tek devlet olursa bunun KKTC’den vazgeçmemiz ve Birleşik Kıbrıs’la kıta sahanlığı tartışması anlamına geleceğini vurguladı. Boru hattının başka bir amaca hizmet edeceğini öne süren Özdemir, Türkiye’nin özellikle Rusya krizinden sonra iyice sıkıştırılıp KKTC’de tavize zorlanacağı öngörüsünde bulundu.
İsrail’in bölgedeki ülkelerle sıkıntı yaşayan Türkiye’ye yanaşmasını bu açıdan değerlendiren Özdemir, “Türkiye gaz almak istiyorsa İsrail’e Kıbrıs’ta beni destekle diyebilirdi ama anlaşmada böyle bir unsur göremiyoruz. AB mülteciler için bize 3 milyar avro verecekti, bundan daha azı için KKTC’den mi vazgeçeceğiz’’ diye sordu.

TEMELİNDE GAZ VAR!
Merkezi ABD’de bulunan Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ise, anlaşma metninde önümüzdeki dönemlerde ele alınacağı belirtilse de iki ülkenin geçmişi unutup yeni bir sayfa açma isteğinin temelinde Kıbrıs ve İsrail’in karasularında keşfedilen gaz rezervlerinin olduğuna işaret etti. İsrail’in halihazırda gaz sattığı Ürdün ele alındığında bu ülkenin pek iyi bir müşteri profili çizmediğini savunan Kumbaroğlu, “İsrail’in diğer komşuları Lübnan ve Suriye ile ne kadar sıkıntılı ilişkileri olduğu herkesin malumu.

KAZANMAK İSTİYORSA...
O nedenle İsrail için nüfusu yüksek, sanayisi her geçen gün gelişen dolayısıyla tüketimi çok fazla olan iki hedef ülke var; Türkiye ve Mısır. Geçen yıl Mısır karasularında da doğalgaz bulundu. Bu nedenle İsrail için hem en iyi müşteri hem de en ekonomik transit ülke Türkiye” dedi.
İsrail’in doğrudan Türkiye üzerinden gazı Avrupa’ya taşımak istememesi durumunda alternatifinin Kıbrıs üzerinden Yunanistan, oradan da Avrupa’ya uzanacak bir hat olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Kumbaroğlu, “Bu noktada da Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nin jeostratejik önemi bir kez daha öne çıkıyor. İsrail, doğalgaz satarak milyarlara dolar kazanmak istiyorsa Türkiye ile enerji ortaklığını sağlam tutmalı” diye konuştu.
Prof. Dr. Kumbaroğlu ayrıca, Türkiye’nin doğalgaz ithalatında halen Rusya’nın en önemli müşterisi olduğunu hatırlatarak, “Ben, İsrail ile Türkiye’nin anlaşmasını Rusya’yı dışarıda bırakan bir yaklaşımla değil, aksine Türkiye-İsrail-Rusya diyaloğu üzerinden okunması gerektiği kanaatindeyim’’ ifadelerini kullandı.

3 MİLYAR DOLAR FAZLA
İsrail ile 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara olayı sonucu gerilen siyasi ilişkilerin varılan anlaşma ile yeni döneme girdiği belirtiliyor. Ancak görünürde İsrail ile ilişkilerin gergin olduğunu resmi çizilse de bu ülke ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi artarak sürdü.
2010 yılında 3.4 milyar dolar olan ve Türkiye lehine 721 milyon dolar fazla veren ikili dış ticaret, 2014’e gelindiğinde 5.8 milyar dolara çıktı. 2015’te ise emtia fiyatlarındaki gerileme ve avro/dolar paritesinin de etkisiyle 4.3 milyar dolara indi. İkili dış ticaret 2015’te de Türkiye lehine 1 milyar 26 milyon dolar dış fazla verdi. İlişkilerin gergin olduğu görüntüsü çizilen 2010-2015 yıllarında iki ülke arasındaki dış ticaret Türkiye lehine 3 milyar dolar fazla vermiş. Bu durumun 2016’da da sürdüğü görülüyor. Yılın ilk 4 ayında da İsrail’e ihracatımız yüzde 5.2 artmış ve bu ülke ile alış verişimizde 562 milyon dolar dış ticaret fazlası vermişiz. Türkiye İsrail’in dış ticaretinden yaklaşık yüzde 4 pay alıyor.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.