Ekonomi sıkıntılı bir tünele girdi!

Ekonomist Arda Tunca, Türkiye’nin sanayi ve tarımda reform trenini kaçırmak üzere olduğunu belirtti. Tunca, üretim ekonomisine geçişin bir bedeli olduğunu kaydederek ‘Kim iktidara gelirse gelsin ekonomi elinde bir bombadır’ dedi

Ekonomi sıkıntılı bir tünele girdi!
29 Haziran 2015 Pazartesi 13:23

Recep Erçin

Ekonomist Arda Tunca ile seçim sonrası Türkiye ekonomisinin durumunu konuştuk.
Son 5 haftadır yabancıların devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve hisse senedi varlıklarındaki 10 milyar doları aşan erimeye karşın, Borsa İstanbul’daki yükseliş ve döviz kurlarındaki sakin seyre ilişkin sorumuzu yanıtlayan Tunca, ‘’Bunun açıklaması yok. Bazı piyasa gelişmelerini ekonomi kurallarıyla açıklayamıyorum. Veya bilmediğimiz bir şeyler var. Mesela daha önce Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ‘Bir hafta 10 gün içerisinde kur düşecek’ dedi. O zaman bunu aşağı düşürecek bir gelişme olmadığını söyledik. Ancak kur düştü. Ve arkasından o döneme ait açıklanan ödemeler dengesi verilerinde net hata noksan çıktı’’ dedi.

SERMAYE KAÇIŞI VAR
"Para gelmediği halde borsa yükseliyorsa, bu hisse senetleri alınıyor demektir. Ama ne amaçla neye yönelik alınıyor bilemiyorum" ifadelerini kullanan Tunca, şöyle devam etti: ‘’Borsanın yüzde 60’tan fazlası yabancıların elinde. Demek ki o boşluk kapatılıyor. Teknik açıdan bakınca koalisyonun kurulacağı konusunda çok pozitif bir fiyatlama var. Şu anda gördüğümüz seviyeler seçim öncesi dönemde olumlu diye nitelediğimiz piyasa koşulları. Hem kur hem borsa için. Faiz için pek o kadar diyemem ama. Ortada pozitif bir hava var.

İÇERİDEN KAPATILIYOR
Bunun yanı sıra gelişen ülkelerde Wall Street Journal’ın haberine göre, Türkiye, Endonezya gibi cari açığı olan ülkelerin içinde olduğu, toplamda 222 milyar dolarlık bir döviz rezervi düşüşü tespit edilmiş. Bu tamamen FED’in faizi artırma olasılığına dönük bir kaçış. Türkiye’den bir sermaye kaçışı var. Ama içeriden para çıkarken bizim piyasamızda olumlu diye niteleyebileceğimiz bir hava var. Teknik olarak bakarsam koalisyon umududur derim. Diğer türlü ise suni bir şekilde piyasalar ayakta tutuluyor diyebilirim. Çıkan paranın açığı demek ki içeriden kapatılıyor.

EKONOMİ OBEZ OLDU
Türkiye’deki iş dünyası ekonomiden anlıyorsa koalisyonla yatırımların patlamayacağını bilir. Tek parti hükümeti varken yatırım olmuyordu da koalisyonda nasıl olacak? Yatırımdan kasdettiğim benim sabit sermaye yatırımları. Son İSO 500 raporunda gördük duran varlıklar yerinde sayıyor. Ben yatırım deyince portföy yatırımı anlamıyorum. Olanların yabancılar tarafından satın alınmasını Türkiye’nin ihtiyacı olan bir doğrudan yatırım olarak göremiyorum. Portföy yatırımı Türkiye’yi büyütür ama kalkındırmaz. Sağlıksız şişen, obez bir ekonomi oldu Türkiye.’’

DURUM TEHLİKELİ
Sanayinin faaliyet dışı gelirleri vergi öncesi kârın yarısına ulaşmış durumda. Bunu nasıl yorumlayacağız?
Bu kötü bir durum. 1990’larda Türkiye’de bankalar ana faaliyet dallarından değil devlet tahvilleri ve bonoları üstünden para kazanırlardı. Sanayi, faaliyet dışı kârlar nedeniyle temel faaliyetlerinden gelen kârların düştüğü tehlikeli bir süreçte. Türkiye sanayi ve tarımda reformları hayata geçirmez ise mevcut durumu dahi koruyamayacak hale gelecek. Durum tehlikeli ve tren kaçmak üzere. Türkiye üretimden kopmuş durumda. Bir gayrimenkul geliştirme işidir gidiyor Türkiye’de. Bu arada milli gelirdeki payı da yüzde 6’larda. Demek ki 5.5-6’larda ekonomide payı o olan bir yerle idare eder hale geldik. Sanayinin payı geriliyor.
Üretim için tren kaçıyor dediniz. Herkes üretim ekonomisi vurgusu yapıyor. Ancak sadece bir söylem halini almış durumda.
AKP’nin iktidara geldiği yıllar likiditenin çok bol olduğu yıllardı. AKP iktidarda devamlılığını sağlayabilmek için ekonomik reformlar yerine bu parayı kullanarak büyümeyi tercih etti. Kısa vadeli protföy yatırımlarıyla büyümeyi tercih etti. Zaten AKP geldiğinde de bu böyleydi.
Oradaki hata bu modelin değiştirilmemesiydi. Bu 2008 krizine kadar sürdü. Bu sefer likidite küresel boyutta büyük merkez bankalarının bunu pompalamasıyla devam etti.

AKP FARKINDAYDI
FED Mayıs 2013’te tahvil alım programını bitireceğini açıkladı. Bu bol likidite hikayesinde sonun başlangıcı oldu. Şimdi FED’in ne zaman faizi artıracağını konuşmaya başladık. Böylece Türkiye’nin o büyüme hikayesi de bitti. Büyüme yüzde 8’lerden yüzde 2-3’lere indi. Türkiye’nin risklerini büyütmeden yüzde 2-3’lerin üstüne çıkabilmesi mümkün değil. AKP ya bunun farkındaydı ya da değildi. Bence farkındaydı ama rüzgar arkasından esiyordu. Şimdi rüzgar karşısından esmeye başlayınca reform dedi çıktı. O 25 maddenin basın toplantılarıyla açıklanması hikayesi. Demek ki Babacan tarafından bu biliniyordu. Seçimden sonra hangi hükümet olursa olsun reformlara sarılması gerekiyor. Ama üretim ekonomisine geçişin bir maliyeti var. Bu küresel ortamda o zor. Para bol olduğu zaman yapılacaktı bu iş. Belki yüzde 8 büyümezdik 4-5 büyürdük ama hep yüzde 4-5 büyüyebilecek bir ekonomi yaratırdık.
Seçim sonrası durgunluk sürüyor. Son dönemde gö-rüştüğüm sanayiciler bunu ifade ediyorlar. Bizi ne bekliyor?
Türkiye önemli ölçüde sıkıntıdan geçeceği bir tünelin içine girmiş bulunuyor. Türkiye’nin kısa vadede bundan çıkabilmesi için FED’in ‘Ben faiz artırmıyorum’ demesi lazım. Uzun vadede ise sanayi ve tarımda reform yapması lazım. Kısa vadede bunun çıkışı yok.
Ekonomi şu anda kim iktidara gelirse gelsin elinde bir bombadır. O reformları da yapabilecek konjonktür yok. AKP tek başına iktidarda kalsaydı dahi bu reformları hayata geçirebilecek durumda olmadığını düşünüyorum. O kadar alışılmış ki bu portföylere.
Bir eroin bağımlısı birinin bundan kurtulması gibi bir durum. Kriz nöbetleri olacaktır.

BÜYÜME HİKAYESİ BİTTİ!
FED’in faiz artışı Güngör Uras’ın deyişiyle Ayşe Hanım Teyze’ye ne getirecek?
Hiçbir şey getirmeyecek, götürecek. Çünkü Türkiye’nin büyümesi kısa vadeli yabancı sermayenin girişi üzerine kurulu. Bu şimdi bitti. Sermaye çıkışı başladı. Türkiye’nin büyüme hikayesi de bitti. Bu bittiği için de istihdam artamıyor. İşsizlik artıyor. Yabancı sermayenin çıkıyor olması kuru yükseltiyor. Dışa bağımlı bir ekonomide tüm maliyetler yabancı para birimi cinsinden olduğu için bu Ayşe Hanım Teyze’ye enflasyon olarak yansıyor.
Toplumun refah düzeyini aşağı çekiyor.
Yastık altına dolar koyduysa bile sokağa çıktığında bundan olumsuz etkilenecek.

ARDA TUNCA KİMDİR?
Cnbce TV ve BloombergHT TV gibi ekonomi kanallarında piyasa gelişmelerini konuk yorumcu olarak analiz eden ekonomist Arda Tunca, özel sektörde birçok firmada CFO yani mali işler başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Eko Faktoring, Delta Petrol, Beko Elektronik, Osmanlı Bankası, Türk Ekonomi Bankası, Du Pont de Nemours International gibi şirketlerde görev yapan Tunca’nın, uzmanlık alanı finans.

Etiketler; #Arda Tunca

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pinatubo Volkani - 4 yıl önce
pahalı enerji,patent hakları,yerli sanayiciye rekabet şansı burakmıyor.yabancı yatırım
cı ise kar garanti sektörlerde,satın alma yaparak,kalıcı yatırım yapıyor.ör:oto yedek pa
rça döküm sanayi gibi...