AKP ve inşaat ekonomisi

İnşaat-finans kompleksi ülkemizi çıkmaza sürüklemektedir. Çözüm, iktisadi olarak bütünsel ve sürdürülebilir (iktisadi-sosyal-ekolojik) ve dengeli (tarım-sanayi-hizmet) kalkınmayı benimsemektir

AKP ve inşaat ekonomisi
08 Ağustos 2016 Pazartesi 11:43

İ. Melih Baş
[email protected]

Türkiye’deki inşaat ekonomisinin bugünlere nasıl geldiğini ve ülkemizi sürüklediği çıkmazdan çıkaracak çözüm yolunu, daha iyi kavramak açısından hazırladığımız soru-cevap analizimizi okuyucumularımızla paylaşıyoruz.

AKP’nin inşaatseverliğinin kökü var mıdır?
Menderes-Demirel-Özal ve R.T. Erdoğan (ve önderliğindeki AKP) bir inşaatseverlik zinciridir. 1980 sonrası inşaat kesimine bakıldığında, büyümenin iki döneminden ilki olan 1982-1987’de inşaat yatırımlarının ulusal gelir içindeki payı % 5,2’den 7,3’e çıkmış. 2004’ten 2006’ya olan dönemde de % 3,8’den 4,8’e çıkmış! Devletin teşvikler ve kredi destekleriyle kuşkusuz!

Geniş tanımı nasıl yapabiliriz?
İnşaat-altyapı, konut olarak tanımlanan bir üretken kısım, bir de gayrimenkul-emlak olarak tanımlanan üretken olmayan kısım (Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları vb.) vardır. Aslında inşaat kesimini finans ve sigorta kesimiyle birlikte ele alarak FIRE (ATEŞ)
kompleksinden ve bunun giderek artan gücünden söz edebiliriz. FIRE kompleksini rakamlarla da görebiliriz. AKP döneminde yabancı sermaye kaynak akışlarının dörtte birinin konut, arsa ve ofis alımları olduğunu; yabancı kaynak akışına dayalı banka kredilerinin de önemli bir kısmının inşaat ve konut kredilerine tahsis edildiğini anımsarsak saptamanın doğruluğu anlaşılır. Bu arada belirtelim, inşaat yatırımları 2003’ten 2013’e 3 kat artmış; istihdamda inşaat kesiminin payı da 2004’te % 5,1 iken, 2014’te 8,3’e çıkmıştır! (Destek kesimleri de eklersek, % 10’u aşıyor)
mega projeler

Yeni-liberalizmin putu megaprojeler nedir?
Mega projeler büyük ölçekli olma ve çekicilik şeklinde iki unsurla tanımlanabiliyor, örnekse, yeni havalimanları ve köprüler vb. kapitalizmin 1929 bunalımından çıkışın büyük oranda mega projelere ve kentsel dönüşüme dayalı olduğunu anımsatıp, yine 2008’den bu yana kapitalizmin içinden çıkamadığı bunalıma çözüm olarak mega projelere yönelmeyi -özellikle gelişmekte olan ülkelerde- gündeme getirdiğini vurgulayalım (Kaynak: PwC’nin raporu). Durum Türkiye ve AKP’ye özel değil, yeni-liberal dönemin bunalımdan çıkış için küresel düzlemdeki planı, bizimki de onun bir parçası, hepsi bu!

2002-2015 dönemi Türkiye ekonomisinin yeniden üretim ve yeniden biçimlenmesine inşaat sektörü damga vurmuştur tezi geçerli midir?
2003-2013 döneminde 1 milyar metrekarelik (resmi) inşaat ruhsatı dağıtıldığı belirtilmektedir. Başrolde TOKİ vardır. İnşaata dayalı büyüme modelinin yeni Osmanlıcılıkla bütünleştirilerek popüler bir proje haline getirilmeye çalışıldığı da söylenebilir. Arsa-arazi-konut işgalcileri, yatırımcılar, inşaat kesimi aktörleri ve kamu kesimindeki birimlerden oluşan bir inşaat tarikatı oluştuğu rahatça ifade edilebilir. Bu tarikata büyük holdinglerimiz ve eski sanayiciler de katılmışlardır.
Soruna bütünsel bakıldığında, sanayisizleşiyoruz ve ana damar inşaat-emlak, gayrimenkul olmuştur demek kolay değil. Özel kesimin sabit sermaye yatırımlarında, 2002-2014 döneminde imalat sanayi oranları, inşaat-emlaktan fazla. İmalat sanayinin ulusal gelirdeki payı % 23-24 düzeylerinde, inşaatınki ise % 6-6,5! Yaratılan katma değerin de % 42’si sanayiden, % 7’si inşaattan!

65. hükümetin 16 ayaklı iktisadi izlencesinde inşaat ve gayrimenkul teşvikleri stratejik önemde. Meraklısı bu başlıktaki köşe yazımıza bakabilir. Daha geçtiğimiz günlerde hem Cumhurbaşkanı RTE’nin hem de BDDK başkanının faizlerin düşürülmesini -özellikle konut kredileri için- istediklerini anımsatalım!
İnşaatın ekonominin lokomotifi olduğunu söylemek güç gözüküyor. Belki, David Harvey vd.lerinin söylediklerini göz önüne alırsak buna aday diyebiliriz. Halen özel bir vagon. Ama stoklarıyla konut sunu fazlası veya konut sunu bileşim hataları içerebilen ve (gayrimenkul balonu) kriz riski taşıyan bir vagon. Hele mega projeler için verilen hazine garantilerinin doğurduğu finansal ülke riski devasa boyutlarda.
FIRE (ATEŞ) kompleksine dayalı büyüme modelinin maliyetleri nelerdir?
İktisadi anlamda maliyetlere bakarsak, taşeronlaşma ile eriyen ücretler, bütçe kaynaklarının yüklenicilere gitmesi, özel kesimdeki aşırı borçlanma, krediler içinde sanayinin payındaki göreli azalma vb; sosyopolitik anlamda ise iş cinayetlerinin artışı, mega veya diğer projelerin dağıtımındaki kayırmacılık, inşaat kesimi üzerinden -özellikle kentsel dönüşüm projeleri bağlamında- iktidarın otoriter bir sistem kurma olanağını elde etmesi vb; ekolojik maliyetler anlamında ise İstanbul’un Kuzey ormanlarına eşdeyişle ciğerlerine kıyıp, yeni havalimanı, köprü vd inşa etmek vb.

Sonuçta çözüm için ne söylenebilir?
İnşaat-finans kompleksi ülkemizi çıkmaza sürüklemektedir. Çözüm, iktisadi olarak bütünsel ve sürdürülebilir (iktisadi-sosyal-ekolojik) ve dengeli (tarım-sanayi-hizmet) kalkınmayı benimsemektir. Bu bağlamda arsa, arazi, inşaat ve gayrimenkul işleri de rant, kâr vb amaçlı olmaktan çıkıp, gereksinime dayalı konut sorunsalına dönüşür! Güç belki ama gerçekçi olup olanaksızı istemeli!

İNŞAATSEVERLİĞİN NEDENLERİ NELERDİR?
Bütünsel (iktisadi, sosyo-politik, ekolojik) bakalım. İktisadi olarak niyet, girilen kapitalist durgunluğu, daha genel tanımlarsak bunalımı aşmak ve makrœkonomik büyümeye çare bulmaktır. Sosyo-politik olarak da hem AKP’nin sınıfsal desteği anlamında (düşen faizlerle yeni bir yatırım alanı olarak inşaat-gayrimenkul alanlarıyla) kayırılan bir nurjuvazi yaratmak, hem de konut edinerek maddi doyum sağlayan halk kitlelerinin bağlılığını kazanmak niyetinden söz edebiliriz. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı açılan ihalelerden haberleri olmadığını belirtirken (27.12.2006, Referans) havuz şirketlerine (Cengiz, Limak, Kolin, Kalyon, Varyap, Gap, Ağaoğlu vd.) kinaye yapmış olmalı! Böylelikle AKP kendi siyasal gücünü ihya edegelmiştir. Buradan nasiplenen FETÖ şirketleri var mı acaba? Ekolojik olarak bakıldığında, artık doğa (özelde kent) sermaye birikiminin aracı haline gelmiştir (bkz. David Harvey’in çalışmaları). Emek (artıdeğer) sömürüsüne dayalı sermaye birikiminin çok ötesinde olanaklar sağlayan bu modelde mega projeler ana unsur olagelmektedir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.