2008’den kötüsü geliyor

2016’nın dünya ekonomisi açısından bir kriz yılı olduğunu savunan Doç. Dr. Kurtar Tanyılmaz ortaya çıkabilecek yeni çöküntünün ise 2008’dekinden daha uzun sürebileceğine işaret etti

2008’den kötüsü geliyor
27 Haziran 2016 Pazartesi 10:11

Aydınlık / Ankara
Marmara Üniversitesi Üretim Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kurtar Tanyılmaz, DİSK Araştırma Enstitüsü Bülteni DİSK-AR’ın 5. sayısında kaleme aldığı yazısında dünya ekonomisini değerlendirdi.
Dünya ekonomisinin 2008 finansal çöküşünden bu yana küresel çapta bir uzun depresyon eğiliminin etkisi altında bulunduğunu belirten Tanyılmaz, iktisatçılar tarafından “yüzyılda bir olan durgunluk” diye tanımlanan bu eğilimin her bir evrede farklılaşan dinamiklerle ve farklı bölgelerde yoğunlaşarak açığa çıktığını kaydetti.

YÜKSELENLERİN ÇÖKÜŞÜ
Halen bu uzun durgunluk döneminin yeni bir evresinden geçildiğini söyleyen Tanyılmaz, şu bilgileri verdi: “İlk evreyi, ABD’de 2008’de başlayan, finansal sistemin çökmesiyle ve firma iflaslarıyla küresel çapta etkileri olan finansal kriz oluşturuyordu. İkinci evre ise 2010’dan sonra, Avrupa ekonomilerinin bir bütün olarak durgunluğa sürüklenmesiyle ortaya çıktı. 2013’e kadar süren bu evrede aralarında Türkiye’nin de olduğu ‘yükselen piyasalar’ olarak kodlanan ülkelerde yüksek büyüme rakamları görülüyordu. Bunun nedeni merkez ülkelerde faizlerin sınırlanması sonucu getiri arayışına giren büyük fonların Türkiye’nin de dahil olduğu ‘yükselen piyasalara akmasıydı. 2013’ten itibaren küresel krizin üçüncü aşamasından geçiyoruz. Özellikle 2015 yılından itibaren dünya ekonomik krizinin daha da derinleştiği bu üçüncü evrenin ayırt edici özelliği, bu sefer ‘yükselen piyasaların’ çöküşün eşiğinde olmasıdır.”
Gelişen ülkelerin özel sektöründe, hane halkı ve şirketlerin toplam borçluluk oranının milli gelirin yüzde 100’ünü aştığına dikkat çeken Tanyılmaz, “8 yıl evvel de Çin’de özel ve kamu borcu bir arada GSYİH sayısının yüzde 160 kadarıydı. Bugün ise borç toplamı 25 trilyon dolar veya GSYİH’nın yüzde 240’ı. Böylesi bir gelişme, özel şirketler ve bankalardaki yüksek borçlanma düzeyleri nedeniyle, aynı zamanda ileri kapitalist ülkelerde de büyük bir ekonomik sarsıntıya yol açma olasılığını güçlendirmektedir” ifadelerini kullandı.

DAHA UZUN SÜRECEK
ABD ekonomisinde de işlerin yolunda gitmediğini vurgulayan Tanyılmaz, “ABD’de ücretler düşmeye devam ediyor, ekonomik büyüme hızı bütün önceki savaş sonrası yükseliş dönemlerinin altında ve sanayi üretimi düşmeye devam ediyor. Bütün emareler ABD sanayisinin bir resesyona doğru ilerlediği yönünde. Avrupa bölgesinde ise üretim seviyesi, halen küresel finansal kriz öncesindekini yakalayabilmiş değil ve yatırımların canlanacağına dair de ufukta bir işaret yok. Batı ekonomilerindeki balonlaşmanın sert bir patlamayla son bulması her an gündemde. Ortaya çıkabilecek çöküntü ise 2008’dekinden daha uzun sürebilecek nitelikte” diye konuştu.
2016’nın dünya ekonomisi için bir kriz yılı olma olasılığının güçlü olduğunun IMF, Dünya Bankası, OECD gibi dünya sisteminin komuta merkezlerinde sıklıkla dile getirildiğini belirten Tanyılmaz, “Yakın zaman önce IMF küresel ekonominin raydan çıkma riskinin büyüdüğü uyarısında bulundu. Uluslararası işçi sınıfı açısından 2016’nın daha derinleşen bir kriz yılı olmasının sonucu, istihdam, ücretler ve çalışma koşulları bakımından sermayenin saldırısının daha da artarak sürecek olmasıdır” dedi.

DIŞ BORÇLARIN PAYI ARTIYOR
Türkiye ekonomisinde de durgunluk eğiliminin kalıcılaştığını vurgulayan Tanyılmaz, şu değerlendirmeleri yaptı: “Hane halkının borçluluk oranı 2009’dan bugüne yüzde 53 artmış durumda. Son yıllarda Türkiye’nin dış borçlarının milli gelire oranı da hızla artmaktadır. İkinci olarak kısa vadeli dış borçların da milli gelir ve toplam borçlar içindeki payı da hızla artmaktadır. Ekonominin kırılganlığı bakımından önemli bir gösterge olan kısa vadeli borçlarla TCMB’deki döviz rezervleri arasındaki oran yükselmeye devam etmektedir. Cari açığın son üç yılın en düşük düzeyine inmesine rağmen döviz rezervlerinin erimesinin temel nedeni, sıcak para girişinin çok daha hızlı düşmesidir. Türkiye ekonomisinden 2015 yılında çıkan toplam sıcak para 2001 krizinden sonraki en yüksek miktardır.
Ancak dünya ekonomisinin 2016 yılı içinde bir finansal çöküşün eşiğine gelmesi durumunda ya da politik gerilimlerin artması durumunda, yabancı sermayenin hızla Türkiye’den çıkması, ekonomide yeni bir finansal krizin tetikleyicisi olacak, döviz borçlusu şirketlerin ve bankaların sarsılmasına yol açacaktır. Kriz koşullarında yükün işçi sınıfı ve emekçilerin sırtına bindirilmesi olasılığı çok daha güçlüdür.”  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.